T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/699 Esas KARAR NO : 2025/1624 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2024 NUMARASI: 2021/601 E. - 2024/128 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 K.YAZILDIĞI TARİH: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamam…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/699 Esas KARAR NO : 2025/1624 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/03/2024 NUMARASI: 2021/601 E. - 2024/128 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 K.YAZILDIĞI TARİH: 11/12/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının 01.10.2017 tanzim ve 31.10.2017 vade tarihli 1.100.000,00-TL tutarlı bono olduğunu, bononun müvekkilinin iradesinin korkutmak sureti ile sakatlanarak zorla imzalatıldığını, müvekkilinin banka kredisi ile aldığı ve halen ikamet ettikleri İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, Küçükköy Mah. ... ada, 5 parselde bulunan 22 nolu bağımsız bölüm taşınmazına haciz konulduğunu, söz konusu taşınmazın satış işlemlerinin Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü'nün ...Talimat dosyasında devam ettiğini, müvekkilinin yurt dışında olması nedeniyle Karabük'te yaşayan emekli babası ...'dan da zorla 2 adet bono alınarak, bonolardan birisi için İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından icra takibine geçildiğini, haklarında şikayetçi olmamaları için müvekkillerinin tehdit edildiğini, bu nedenle bir süre şikayetçi olmayan müvekkillerinin hukuki süreci başlatmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/52356 nolu soruşturma sayılı dosyasından soruşturma başlatıldığını, gerek tarafların ekonomik durumu, aralarında ilişki, borç miktarı, borcun vadesi ve kaynağı göz önüne alındığından her yönüyle işbu borçlanmanın hayatın olağan akışında izahının mümkün olmadığını belirterek, işbu nedenlerle, öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile işbu dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak veyahut teminat mukabilinde icra takibinin durdurulmasını, icra dosyasına gelen paraların alacaklıya verilmemesine, müvekkilinin İstanbul 33. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibi kapsamında borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu senedi bilerek ve isteyerek hiçbir baskı altında kalmadan kendi hür iradesi ile imzalayarak davalı tarafa verdiğini, davacının senedi ödeyemeyeceğini anlayınca önce uyduruk bir suç duyurusunda bulunduğunu, ardından da mesnetsiz iddialar ile huzurdaki davayı açtığını, savcılığın davacı tarafın iddialarının dayanağının olmadığını tahkikat evrakı ile anladığını ve herhangi bir adım atmadığını, davacı tarafın olaya inandırıcılık katmak için abisi ... hakkında da suç duyurusunda bulunduğunu, davacının abisi ...'un Kapalıçarşı'da uzun yıllardır altın ticareti ile uğraştığını, davacının ise abisi ile gizli bir ortaklık yaptığını, ...'un 2016 yılının sonlarına doğru piyasaya olan yüklü miktardaki altın ve nakit borçlarını ödeyemez hale gelince, piyasadan topladığı 50-60 kilo has altın ve nakit para ile ortadan kaybolduğunu, davacının ise her ne kadar gemilerde çalışmış ise de abisi ... ile gizli bir ortaklık içeren ilişki içinde olduğunun herkes tarafından bilindiğini, davacı tarafın bahsettiği ...'ın ise davalı müvekkilinin halasının oğlu olup ... ile tanışıklığının yaklaşık 20 yıla dayandığını, ... ile ... arasında zaman zaman para ve altın alışverişi olduğunu ve bu alışverişin tamamen güven esasına dayandığını, müvekkilinin uzun yıllardır inşaatlara çelik kapı, ferforje ve demir ürünleri sağlayan bir firmayı kardeşi ... ile işlettiğini, tefeci, çete lideri vs. olmadığını, ...'un 2016 yılının sonlarına doğru dava dışı ...'dan 1.100.000,00-TL borç istediğini ve ...'ın paranın bir kısmını ...'tan alarak ...'a 5-6 aylığına elden verildiğini, paranın geri ödenmesi için gereken zaman geçtiği halde ...'un parayı kardeşine verdiğini, o gelince ödeme yapacağını söyleyerek sürekli oyaladığını, bunun üzerine ...'ın ...'a verilmek üzere 1.100.000,00-TL'lik senet istediğini, bunun üzerine davacının bu durumun problem olmadığını, senedi düzenleyip vereceğini beyan ettiğini savunarak, bu nedenlerle davanın reddi ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 07/03/2024 tarihli 2021/601 E. - 2024/128K. sayılı kararıyla; "...Dava konusu senede atılan imzanın davacıya ait olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dosyamızda tanık olarak bildirilen -davacının kardeşi ... hariç- diğer tanıkların davaya konu senedin zorla ve tehditle imzalatıldığına dair görgüye dayalı bilgi sahibi olmadıkları gibi, davalının davacıya bu hususta baskı yaptığı yönünde de beyanları olmamıştır. Yine dosya kapsamındaki davacı beyanlarından ve 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen davacının kardeşi tanık ...'un "...abimi tehditvari orada da arbede de oldu, abime orada senet imzalattılar....bu senedi imzalamazsan buradan kardeşini de seni de çıkaramazlar diye tehdit ettiler, bellerinde silah vardı, silahta gözüküyordu..." şeklindeki beyanda bulunmuş ise de iddia edilen olaylara dair kamera görüntüsü ya da başka delil bulunmadığı, iş bu tanık ...'un dava dışı müşteki Mehmet'in oğlu ve davacı ...'in kardeşi olduğu, keza soruşturma dosyasında da şüpheli ...'nın diğer şüphelilerden bazılarıyla olan çeşitli ilişkileri nedeniyle onlara borçlandığı ve borçları nedeniyle müştekilere akrabalık ilişkisi nedeniyle bir şekilde imzalattığı senetleri şüphelilere verdiği kanaatine varıldığı anlaşılmakla, davalı ile husumetli olan ve davacının kardeşi olan tanık ...'nın davacı iddialarını desteklemeye yönelik soruşturma ifadelerinin davacının ifadesinin aksine ayrıntıları içermediği gibi tanık ...'nın beyanının kendi içinde iş yerine gittiklerinde Vural ve Ümit'in zaten iş yerinde olup olmadığı konusunda da çelişkili olup ve zaten bu hususlara ilişkin soruşturmanın delil yetersizliğinden takipsizlikle sonuçlandığı anlaşılmakla davacı iddiasını ispata yeter netilikte olmadığı anlaşılmıştır.Davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını ispat yükü altında olduğu, davacı senedin cebir ve şiddet altında zorla alındığını iddia etmiş olmasına rağmen bu iddiasını ispat edemediği, soruşturma kapsamının incelenmesinde de kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Davacı davasını ispat edememiş olup konusu suç teşkil eden iddialarla ilgili yemin teklif edilemeyeceğinden davacıya yemin delili hatırlatılmamıştır. Davacının iddiasını ispat edememesi nedeni ile davanın reddine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin sabit gelirli bir kişi olması ve bu paraya ihtiyacı olmaması nedeniyle böyle bir parayı borç olarak almasının ve bu senedi imzalamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,Senedin kendisine tehditle imzalatıldığını, davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, Mahkemece gerekçeli kararında irade fesatlığını değerlendirdiğini, fakat hayatın olağan akışı ile ilgili bir değerlendirme yapmadığını, ayrıca dinlenen davacı tanıklarının hepsinin senedin zorla alındığına dair beyanda bulunduklarını, yine menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklı tarafta olduğunu, olayda alacaklı tarafın alacağını ispat edemediğini, Mahkeme kararının yerinde olmadığını belirterek, izah edilen ve resen dikkate alınacak nedenlerden dolayı, İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şartları haiz ise HMK'nın 353. maddesi kapsamında müvekkilim lehine yeniden karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 01.10.2017 tanzim, 31/10/2017 ödeme tarihli 1.100.000,00-TL bedelli senetten kaynaklanan 1.100.000,00-TL asıl alacak, 1.763,01-TL işlemiş faiz, 87,70-TL ihtiyati haciz alacağı, 440,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti alacağı olmak üzere toplam 1.102.290,71-TL için davalı ... tarafından borçlular ... ve ... aleyhine 06/11/2017 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür.Takibe konu bono örneği incelendiğinde; 01/10/2017 keşide, 31/10/2017 ödeme tarihli, 1.100.000,00 TL bedelli bono olduğu, lehtarın ..., borçluların ... ve ... oldukları, bedelinin nakden ahzolunduğunun yazıldığı tespit edilmiştir.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/52356 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; ... ve ...'un senet gaspı, tefecilik, ölümle tehdit, organize suç örgütü kurma, bedelsiz senedi işleme koyma suçlarından ..., ..., ... Albar, ..., ... ve Ümit..(soyadı bilinmiyor) hakkında şikayetçi oldukları, delil yetersizliği nedeni ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek kesinleştiği görülmüştür. Gaziosmanpaşa 4. Aile Mahkemesi'nin 2018/710 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ..., davalının ..., davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni boşanma davası olduğu, davanın kabulü ile tarafların boşanmasına karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık Fikret Benli beyanında; "... çocukluk arkadaşımdır 1980'den beri tanımaktayım, aynı zamanda aile dostuyuz, ... 2017 yılında ticari anlamda zora girmişti, davacının ise denizde çalıştığını biliyorum, kendisini ara sıra görürüm, 2017 yılında birkaç sefer ...'un tehdit edilerek iş yerinde para istendiğine şahit oldum, ben Topkapı'da matbaacıyım, haftada bir iki kez ...'nın iş yerine giderdim, 2017'deki bir olayda iki kişi geldi para istedi, ...'un parası olmadığı için ölümle tehdit ettiler, ticari bir olayla ilgili alacaklılarmış, alacak meselesine ilişkin bir bilgim yoktu, yine bir başka tehdit olayında yine iki kişi gelip tehdit edip para istemişlerdir, gelen kişilerden birinin ismi Vural'dı, isminin konuşma sırasında öyle hitap edildiği için öğrendim, Vural konuşurken abisinin ... olduğunu söylüyordu, alacak meselesinin ne olduğunu bu olayda da bilmiyorum, bu olay 2017 yılında olmuştu, yaz aylarıydı, bu ikinci olay nedeniyle bir kilo altını ...'ya borç olarak verdim, başkaca bir olaya şahit değilim, bonoya ilişkin bir görgüm yoktur, sadece zorla imzalatıldığına ilişkin bilgim vardır, davacının ticari bir faaliyetinin olduğunu bilmiyordum, bir kilo altını şu ana kadar almış değilim resmi bir evrakla borç vermediğim için takipte başlatmadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.İlk derece mahkemesince 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "...'la 15-20 senedir ticari hayat nedeniyle tanışmaktayız, ... altın imalatı sektöründe çalışmakta, bende altın ihracatı sektöründe çalışmaktayım, haftanın iki üç günü sipariş vermeye ...'un dükkanına gideriz, bir gittiğimde alışık olmadığımız bir kalabalık vardı, dükkanın girişindeydi kalabalık, ne olduğunu sorduğumda, sorma acayip şeyler oluyor şeklinde beyanda bulundu, en son gittiğimde masaya vurma gibi olaylar vardı, ... beni yaktınız, benimle ne alakası var benimle niye uğraşıyorsunuz, bana sizin ticaretiniz ters gelir şeklinde beyanda bulunduğunu duydum, karşı taraf kimdi aradaki mesele neydi bilmiyorum, davacıyı da ...'un abisi olarak bayramdan bayrama merhaba olarak tanışırız, kendisi gemiciydi, maddi durumu maaşlı çalışan biriydi, daha sonra ... sipariş almak için geldiğinde kendisine sıkışıklığın varsa yardım edelim şeklinde beyanda bulunduğumda, başıma gelenleri sorma zorla evrak imzalatıldı, dedi, o kalabalık o muydu diye sorduğumda başkaca da esnaflar olduğundan dolaylı o güne ilişkin bir cevap vermedi, olayın tam ayrıntısını da bilmiyorum, ben ...'yla çalışmaktayım, ...'nın ortak olduğunu bilmiyorum, ortak olsaydı bilirdim, çünkü açık hesapla çalışıyorum, senedin İsmet tarafından verildiğini ve zorla verildiğini bu olaylardan çok sonra duydum." şeklinde beyanda bulunmuştur.İlk derece mahkemesince 10/11/2022 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "Benim asıl ticaretim... ileydi, senet ... adına düzenlenmiş bu kişi ...'ın teyze oğlu olmaktadır, zaten ... kendi adına hiçbir şey almazdı, Kapalıçarşı da ... altın alıp yurt dışına götürüp sattığını söylerdi bana parasını gönderirdi, söylediği kişilere vermemi isterdi bende paraları dağıtırdım, daha sonra bu kişilerin Kapalıçarşı esnafı olmadığını öğrendim, bende böyle bir işe girmem dedim, sonrasında beni borçlu duruma soktular, gayrimenkullerimi devretmemi istediler, 3 taşınmazı 2-3 gün içerisinde devretmek zorunda kaldım, çünkü çok baskı yiyordum, takip altındaydım, sıkıştırılıyordum, tehdit ediliyordum, bu konuların açığa çıkmamasını istiyorlardı, daha sonra ..., babası ve ben Safranbolu'ya babamın yanına gittik, babamdan senet vermesini istediler babam kabul etmedi, daha sonraki tarihlerde ben babamı bir şekilde ikna edip İstanbul'a getirdim, İstanbul'da babamdan zorla senet aldılar, bu da yetmedi abim yurtdışındaydı, abim yurt dışından döndüğünde abimden almam gerektiğini söylediler, abimden böyle bir şey isteseydim vermeyecekti, abimin evine gittim, annem rahatsız diyerek abimi evden çıkarttım, giderken dükkana uğrayacağımı söyledim, malum şahıslar dükkandaydı, abimi tehditvari orada da arbede de oldu, abime orada senet imzalattılar, sonra onlar gitti, bunlar dükkana gelmeye devam ettiler, ben fason iş yapıyordum, yani başkalarından altın alarak imalat yapıyordum, bunların buna da el koyacaklarını düşündüm, dükkanı kapatmak zorunda kaldım, telefonumu değiştirdim, tehditler devam ediyordu, tehditler 6 ay devam etti, senet imzalatıldığında ... yoktu ve Hüseyin'de yoktu, senet imzalatıldığında Vural, Albar ve Ümit diye birisi vardı, abim yurt dışında gemici 2000-2500 Dolar maaş alabileceğini tahmin ediyorum, benim 40 tane çalışanım onca mal varlığım var, bana ortak olamaz, olsa dükkanıma alırım, bu senedi imzalamazsan buradan kardeşini de seni de çıkaramazlar diye tehdit ettiler, bellerinde silah vardı, silahta gözüküyordu." şeklinde beyanda bulunmuştur.İlk derece mahkemesince 06/04/2023 tarihli celsesinde dinlenen tanık ... beyanında; "Kuyumcukentte Kuyumcuyum, davacının kardeşi ...'u kuyumcu yapan kişi benim, ...'un bir çok kişiye borçlu olduğunu ve senet verdiğini biliyorum, davaya konu senede ilişkin bilgim yok, ancak ...'un işyerindeyken ... bana senindemi alacağın var dedi, bende ödeyecek misin ki soruyorsun deyince ödeyeceğiz ki burdayız diye cevap verdi bende sor ...'ya ne kadar alacağım varmış diye cevap verdim, benim İsmet'den alacağım cüzi miktardadır, kendisi yurt dışında olduğu için eşi gelip benden borç para almıştı daha sonra İsmet de benden borç para aldı, ... annesi ile benim annem teyze çocuklarıdır, ayrıca ... ve ben ortak iken benden habersiz olarak ... ile ... Albayrak birlikte mülk almışlar, ... ve benim Vezirhan'da ayrı ayrı iş yerlerimiz vardı, aynı zamanda ben Kuyumcukent'de de yerim vardı, vezirhanı kapattım, ... ile birlikte Vizyonpark'ta C1 blokta ortaklaşa imalat atölyesi yeri açtık, bu iş yerinden dolayı benim de alacağım doğdu, ne senet var ne sepet var, alacağın yok dese ne yapabilirim." şeklinde beyanda bulunmuştur. G E R E K Ç E : Dava, icra takibine konu bononun tehditle imzalatıldığı iddiasıyla icra takibinden sonra açılan borçlu olmadığının tespiti davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; dinlenen tanıklardan ... dışındakilerin davacıya davalı tarafından tehditle bono imzalatıldığına dair görgüye dayalı somut bir beyanda bulunmadıkları, tanık ...’un ise aynı bonoda borçlu olarak imzasının mevcut olması ve davacının kardeşi olması nedeniyle başka delillerle desteklenmeyen beyanına itibar edilemeyeceği, C. Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine şüphelilerin tefecilik ve zorla bono imzalatmak suçlarını işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığından kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, tefecilik suçuyla ilgili verilen ek takipsizlik kararına yapılan itirazın reddedildiği ve kararların kesinleştiği, davacının takibe konu edilen bonoyu korkutulmak suretiyle iradesi sakatlanarak imzaladığına dair iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.