10. Hukuk Dairesi 2023/10884 E. , 2024/5298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2380 E., 2023/1592 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/366 E., 2022/323 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı TEİAŞ vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilm
**10. Hukuk Dairesi 2023/10884 E. , 2024/5298 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2380 E., 2023/1592 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/366 E., 2022/323 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı TEİAŞ vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TEİAŞ vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 14.05.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Avukat ... ile davacı adına Avukat ... ... ve davalı .... adına Avukat ... geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davalıların kusurlu olduklarından bahisle 799.342,75 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazası nedeniyle davacının %42,00 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın meydana gelişinde davacının kusursuz olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TEİAŞ vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı TEİAŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle, kazazedenin müvekkili çalışanı olmadığını, husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin ihale makamı olduğunu, asıl işveren olmadığını, kazanın oluşumunun 3 üncü kişi olan diğer davalı ...'ın kusurundan kaynaklandığını, bu kişinin daha önce iş yerinde çalışmış olmasından dolayı arkadaşlarını ziyaret için geldiğinden içeri alındığını, iş sağlığı ve güvenliği konusunda sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, SGK inceleme raporu ve kök kusur raporunda müvekkiline kusur verilmediğini, müvekkilinin kazayı önleme şansının olmadığını, davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle, kararın yasanın aradığı nitelikte gerekçe taşımadığını, öncelikle bu yönden kaldırılması gerektiğini, mahallinde keşif yapılıp tanıkların keşifte dinlenilerek kusur raporu alınması gerektiğini, davalı işverenlerin iş yerinde gerekli güvenlik önlemlerini almadıklarını, bu nedenle kazadan sorumlu olduklarını, işverenlerin ziyaretçinin üzerinde tehlikeli madde ile iş yerine girmesine engel olmadığından kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin davranışının şaka ve süpriz niteliğinde olduğunu, SGK tarafından maluliyetin fahiş olarak belirlendiğini, aktüerya raporunda bakiye ömrün hatalı belirlendiğini, hesap raporunun hatalı olduğunu, maddi zararın yanlış hesaplandığını, Ankara 16. İş Mahkemesinin 2020/145 E. sayılı dosyasında devam eden rücuan tazminat davasının dikkate alınmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından bahisle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TEİAŞ vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı TEİAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkili şirketin işçisi olmadığını, müvekkili hakkındaki davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin ihale makamı olduğunu, kazanın diğer davalı ...’nın %100 kusurundan kaynaklandığını, kazaya sebebiyet veren davalı ...'nın daha önce iş yerinde çalışmış ve halen kardeşinin aynı iş yerinde çalıştığı bir kişi olduğunu, bu nedenle kendisinin girişine müsade edildiğini, olayın meydana geldiği yerin Gölbaşı İşletme Müdürlüğü Sosyal Tesisleri olup, dışardan gelen kişilerin girişlerinin engellenemediği, bir polis gibi üstlerinin aranamadığının ortada olduğunu, olay mahallinde keşif yapılarak dosyanın yeniden kusur bilirkişilerine gönderilmesi hakkındaki taleplerinin İlk Derece ve İstinaf Mahkemesince değerlendirilmediğini, öte yandan, mezkur kazanın meydana geldiği yerin iş yerinin dinlenme bölümü olduğunu, bahse konu bölümde makina ve teçhizat bulunmamakla birlikte söz konusu yerin istirahat ve mola yeri olarak ayrıldığından çalışma alanı olarak değerlendirilmesi ve diğer davalı ...'nın kontrolsüz olarak iş yerine girdiğinin ifade edilmesi kanaatinin uygun olmadığını, iş sağlığı ve güvenliği konusunda sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, müvekkiline kusur vermeyen raporların dikkate alınması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince bütün kusurun davalı ...'ya ait olduğu düşüncesiyle, 01.11.2021 tarihli duruşmanın ara kararında; "Dosya kapsamı toplanan deliller ışığında davalılardan ...'nın %100 kusurlu olduğu esas alınarak dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdine" şeklinde karar verildiğini, bu ara karara rağmen, hesap bilirkişisinin 14.06.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunu göz önünde bulundurarak ve kendilerinin %10 kusurlu olduğunu ifade ederek kendileri aleyhine hesaplama yaptığını, İlk Derece Mahkemesince kendilerine sorumluluk yüklendiğini, bu durumun çelişki arz ettiğini, usul ve yasaya uygun olmadığını, benzer bir dava olan işçinin müşteri tarafından bıçaklanması olayında Yargıtay'ın, işverenin 6331 sayılı Kanun kapsamında alabileceği bir önlemden bahsedilemeyeceği ve iş kazasını işverene bağlayan illiyet bağının kesiliğine hükmettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davanın niteliği gereği uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılmaksızın Mahkemece hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, olaya şahit olan tanıkların dahi ifadelerin keşif esnasında alınması gerektiğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, bu kapsamda davalı TEİAŞ ve davalı Piramit şirketinin somut olaya ilişkin işveren olarak iş yerinde gerekli tedbirleri almayıp gözetim- denetim-kontrol yükümlülüğüne aykırı davranmaları sebebiyle hukuken sorumluluklarının bulunduğunda kuşku olmadığını, kazanın meydana geldiği yerin dosya kayıtları ile sabit olduğu üzere davalı TEİAŞ’ın Gölbaşı Eymir Mahallesindeki sosyal tesislerindeki inşaat atölyesi olduğunu, bu iş yerine mesai saatleri içerisinde veya dışında 3. bir kişinin kimlik ibraz etmeden ve güvenlik kontrolünden geçmeden giriş - çıkış yapabilmesi mümkün olmaması gerektiğini, giriş - çıkış esnasında güvenlik kontrolü gereği gibi olsaydı ya da x-ray cihazından geçerken bu madde (torpil) fark edilse idi, güvenlik tarafından bu madde bir nevi patlayıcı madde olması nedeniyle içeri sokulmayacağını ve bu üzücü kazanın meydana gelmeyeceğini, bu kapsamda davalı işverenlerin gerekli güvenlik tedbirlerini almadıkları için asli kusurlu olduklarında ve işçiyi gözetme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiklerinde şüphe olmadığını, kusur oranının hatalı ve fahiş olması, tazminat hesabının da fahiş ve hatalı olması sonucunu doğurduğunu, hesaplama yapılırken bilirkişinin Ankara Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünce dosyaya gönderilen cevabi yazıda davacı asilin sürekli iş göremezlik oranının %42,00 olduğu, yardıma muhtaç olmadığı ve yeniden kontrolü gerekmediğini belirttiğini, her ne kadar SGK tarafından davacı asilin sürekli iş göremezlik oranı fahiş olarak %42,00 olarak belirlenmiş ve kendileri tarafından bu orana itiraz edilmiş olmakla, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için doğru belirlendiği düşünülse dahi, davacı asilin yardıma muhtaç olmadığı tespit edildiğinden davacı asilin sürekli kısmi iş göremez olduğunun düşünülmesi ve hesaplamanın da bu esaslar dahilinde yapılması gerektiğini, hesap raporunda davacının bakiye ömrünün TRH tablosuna göre fazla tespit edildiğini, bilirkişi tarafından geçici iş göremezlik zararı hesabı yapılırken davacının 23 gün süre ile %100 malul kaldığına dair değerlendirmeyi kesinlikle kabul etmediklerini, ayrıca bilirkişi tarafından davacı asilin aktif ve pasif dönem aylık ve yıllık gelirinin de hatalı ve fahiş hesaplandığını, bilirkişi tarafından pasif dönem hesabı yapılmasının da hukuka ve yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, yıllık yüzde beş oranıyla yapılan artışta bulunan gelir farklarının daha makul düzeyde olup ülkemiz koşullarına daha uygun olduğunu, bu kadar yüksek tazminat miktarından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, müvekkilinin ödeme gücü ve maddi durumu göz ardı edilerek hesaplanan fahiş zarar miktarına itiraz ettiklerini, rücuan tazminat dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 nci maddeleri ile 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 8 inci ve 31 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar TEİAŞ vekili ile ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamından alınması gereken karar ve ilam harcının hatalı hesaplandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 3 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "3)-Alınması gereken 54.603,10 TL harçtan dava açılırken yatırılan 35,90 TL peşin harç ile ıslah dilekçesi ile yatırılan 2.697,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.732,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 51.870,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına," ibarelerinin yazılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Davalılardan ... ve TEİAŞ avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ve Üyeler ..., ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 14.05.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dava iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olup; tazminata konu olay davalı TEİAŞ ait Gölbaşı İşletme Müdürlüğü Sosyal Tesisler iş yerinde meydana gelmiştir. Davalı TEİAŞ'ın bu tesislerdeki bakım, onarım, bahçe bakımı, çevre temizliği, iletişim gibi işlerin görülmesi için diğer davalı Piramit Makine İnş. Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme imzaladığı, davalı ...'ın daha önce bu iş yerinde çalışıp emekli olduğu, olay günü de bu sosyal tesislere çalışma arkadaşlarını ziyaret amacıyla geldiği, işçilerin bulunduğu bölümede şaka amaçlı olarak yanında getirdiği maytap olarak bilinen patlayıcının fitilini yakarak attığı, çıkan kargaşa sırasında ne olduğunu anlamaya çalışan davacının eğilip masa altına baktığı sırada maytabın patlaması neticesinde gözünden yaralandığı, iş göremez hale geldiği anlaşılmıştır. Sayın çoğunluk tarafından işverenleri kusurlu kabul eden bilirkişi raporu doğrultusundaki Mahkeme kararı isabetli bulunmuş ve karar onanmış ise de aşağıdaki gerekçelerle onama kararına katılınmamıştır. Yapılan yargılama sırasında alınan 22.02.2020 tarihli kusur bilirkişi raporunda işverenlerin kusurunun olmadığı tüm kusurun davalı Erkanda olduğu belirtilmiş, ikinci ve üçüncü raporlarda davalılara da ziyaretçilerin çalışma alanına girmelerini önlemediği, ziyaretçi ve güvenlik prosedürü içeren bir iş organizasyonu oluşturmadığı gerekçesi ile kusur verilmiş ise de kusur raporu oluşa uygun değildir. Öncelikle davalı ... yabancı birisi değil bu iş yerinin eski çalışanı olup, diğer çalışanlar da eski mesai arkadaşlarıdır. Davacının çalıştığı iş yeri de çatı altında yapılan bir üretim işi olmayıp insanların belli kontrolle girdiği bir sosyal tesistir. Sosyal tesisten yararlanma hakkı bulunan herkesin girebildiği, ziyaretçilerin de girebildiği güvenlik düzeyi düşük çalışanların ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla kurulmuş bir yerdir. Sosyal tesisi işleten TEİAŞ sosyal tesisten yararlanma hakkı bulunan veye ziyaretçi olarak gelen eski çalışanını tesise almamak gibi bir yetkisi ve gerekçesi bulunmamaktadır. Sosyal tesise girişte üst araması da yapılmamaktadır, yapılmasını gerektiren bir durumun varlığı da ortaya konulmamıştır. İşverenin davalı Erkanı iş yerine almakta ihmali bir davranışı bulunmamaktadır. Maytap tabir edilen çocukların eğlenmek için patlattıkları patlayıcı maddeyi emekli olmuş aklı başında bir insanın şaka amacıyla iş yerinde patlatmasını işverenin öngörmesini beklemek mümkün olmadığı gibi; yapılan iş ile ilgili alınması gereken iş güvenliği tedbirleri arasında risk faktörü olarak değerlendirilebilecek bir durum da değildir. İş kazası tamamen davalı Erkanın öngörülemez ve sorumsuz davranışından kaynaklanmış olup, işverenlere yüklenecek bir kusur bulunmadığından işverenler aleyhindeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden aksi yöndeki Mahkeme kararının bu nedenle bozulması kanaatinde olduğumdan onama kararına katılmıyorum. Üye ...