7. Ceza Dairesi 2023/4364 E. , 2025/2183 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/200 E., 2022/22 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bi…
**7. Ceza Dairesi 2023/4364 E. , 2025/2183 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/200 E., 2022/22 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. Sanıklar Hakkındaki 10.05.2013 Tarihli Eylem Yönünden Yapılan İncelemede; Tüm dosya kapsamının incelenmesinde sanık ... adına kargo yoluyla kaçak sigara geleceğine dair bilgi üzerine, kolluk güçlerince kargo şubesine gidilerek yapılan incelemede sanık ... tarafından ...'a iki adet koli gönderildiğinin tespiti üzerine bir süre beklendiği, sanık ...'ın şubeye gelerek kolileri alıp şubeden ayrıldığı sırada kolluk güçlerince yanına gidilerek kolilerde ne olduğunun sorulduğu, sanığın içlerinde sigara olduğunu söyleyerek teslim etmesi sonucu kolilerde yapılan aramada 222 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen eylemde; önceden suç işleneceği konusunda istihbari bilgi edinen kolluk görevlilerinin oluşan kuvvetli suç şüphesi karşısında derhal Cumhuriyet savcısına bilgi vererek adlî arama kararı talep etmesi gerektiği, somut olayda sanıklar ve kaçak eşya konusunda Mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni bulunmadığı gözetildiğinde usulsüz arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, bu eşyanın kaçak olmasının durumu değiştirmeyeceği, Anayasa'nın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206/2-a bendi ve 217/2. fıkrası, 230/1. fıkrası gereği hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, anlaşılmakla; sanıkların mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetildiğinde atılı kaçakçılık suçundan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, II. Sanık ... Hakkındaki 20.05.2013 Tarihli Eylem Yönünden Yapılan İncelemede; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihi, suçun işleniş biçimi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığa atılı eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak dava konusu eşyaların gümrüklenmiş değerlerinin hafif olması nedeniyle atılı eylemlerin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla 3/5, 3/10 ve 3/23. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetilerek, sanığın anılan Kanun hükümlerine göre cezalandırılmalarına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi uyarınca temel ceza belirlendikten sonra somut olaya tatbiki mümkün bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesinin uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması suretiyle eksik ceza tayini, 2.7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanığa ödeme ihtaratında indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken, indirim oranı bildirilmemek suretiyle yanıltılması ve hakkında ödemediğinden bahisle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması, 3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık ...'ın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 20.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 22.12.2016 olduğu, Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olduğu anlaşılan Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/176 E., 2022/503 K. sırasında kayıtlı dosyada suç tarihinin 07.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 03.12.2013 olduğu, İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin temyiz edilmeksizin kesinleşen 2013/1441 E., 2014/328 K. (uyarlama yargılamasına konu İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/2079 E.) dosyasında suç tarihinin 07.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 17.09.2013 olduğu, Yapılan sorgulamada halen derdest olduğu anlaşılan Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/506 E. sayılı dosyasında ana dosyaya ilişkin suç tarihinin 01.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin 30.04.2014) birleşen Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/639 E. sayılı dosyasında suç tarihinin 05.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin 09.12.2014, birleşen Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/581 E. sayılı dosyasında suç tarihinin 06.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin 16.05.2014, birleşen Marmaris 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/235 E. sayılı dosyasında suç tarihinin 23.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin 03.06.2014 olduğu, birleşen Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/75 E. sayılı dosyasında suç tarihinin 03.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 03.01.2017 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait dosyaların incelenmesi, kesinleşen dosyaların getirtilip incelenerek ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezalarının mahsubunun düşünülmesi ve sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 4.Ana dosya ve birleşen dosyadaki suça konu tüm eşyaların müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.