10. Hukuk Dairesi 2011/4018 E. , 2012/9449 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :611-31 Dava, trafik-iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin s…
**10. Hukuk Dairesi 2011/4018 E. , 2012/9449 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :611-31 Dava, trafik-iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davaya konu trafik-iş kazası, 25.09.2006 tarihinde, davalı işveren tarafından yapılan İzmir çevre yolu inşaatında kaya kamyonu şoförü olarak çalışmakta olan sigortalı...'ın, hafriyat taşırken direksiyon hakimiyetini kaybederek köprüden aşağıya düşmesi sonucunda % 27,2 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğraması şeklinde gerçekleşmiştir. Gerek tazminat dosyasında, gerekse mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında, kaya kamyonu olarak adlandırılan aracın iş makinesi sınıfına değil, kamyon sınıfına girdiği, E sınıfı (otobüs) ehliyeti olan sigortalının, C sınıfı (kamyon) ehliyet sahibi olmayı gerektiren kaya kamyonunu kullanabileceği, kazanın meydana geldiği kamyonda, olaydan önce herhangi bir teknik arızanın da tespit edilemediği gerekçeleriyle işverene atfı kabil kusur bulunmadığı, sigortalının % 100 kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece, aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesidir. İnceleme konusu davada, gerek tazminat dosyasının içeriği, gerekse iş bu davada yeniden yapılan kusur incelemeleri dikkate alınarak, her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de, sigorta müfettişinin raporunda; aracın iş makinesi sınıfına girdiği, sigortalının E sınıfı (otobüs) ehliyeti olması sebebiyle, G sınıfı ehliyet (iş makinesi) gerektiren kaya kamyonunu kullanamayacağı belirtilerek, işverenin 506 sayılı Yasanın 26/1 maddesine göre kusurlu olduğu belirtilmiştir. Öte yandan; 25.09.2006 tarihli olay yeri krokisinde, kaza yapan aracın "iş makinesi" olduğu, yine aynı tarihli görgü-tespit tutanağı ile dosyada yer alan diğer bir kısım belgelerde kaya kamyonunun kod numarasının 35-327 olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamında, olayın meydana geldiği kaya kamyonunun sınıfını belirtir resmi makamlardan alınan (Emniyet İl Müdürlüğü, Sanayi Ve Ticaret İl Müdürlüğü vs...) herhangi bir belgenin bulunmadığı görülmüştür. Uyuşmazlık, trafik-iş kazasına sebebiyet veren 35-327 kod numaralı kaya kamyonunun iş makinesi mi, yoksa kamyon sınıfına mı girdiğinin, bu doğrultuda davalı işveren şirketin olayda kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki, bir olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi, işverenin her durumda bu kazadan sorumlu tutulmasını gerektirmez. Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında bir iş kazasından işverenin sorumlu olması için, işverenin iş güvenliği önlemlerini alma ve özen gösterme yükümlülüğüne aykırı davranışı veya ihmal göstermesi sonucu kaza meydana gelmiş olmalıdır. Diğer bir deyişle, iş kazasından sorumlu olabilmesi için işverenin kusurunun kanıtlanmış olması gerekir. Bilindiği üzere, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77.(Mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 73.) maddesinde; “Her İşveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür.” Yine İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2. maddesi “ Her işveren, işyerinde işçilerinin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için, bu Tüzükte belirtilen şartları yerine getirmek araçları noksansız bulundurmak gerekli olanı yapmakla yükümlüdür.” 4. maddesi ise, “…İşverenin, işyerinde, teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun sağlık şartlarını sağlaması;… iş kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması ve bulundurulması gerekli tedbir ve araçları ve alınacak diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır.” diyerek işverenin iş yerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü tedbirleri alması ve izlemesi gerektiği bildirilmektedir. Bu bilgiler ışığında tartışılması gereken husus, somut olayda iş kazasının oluşmaması için işverenin ne gibi bir tedbir alması gerektiği meselesidir. 02.09.1976 tarihli E sınıfı (otobüs) ehliyeti bulunan sigortalının ünvanı, 23.01.1992 tarihli hizmet sözleşmesinde, kaya kamyonu şaförü olarak belirtilmiş olup, sigortalının işverene ait şantiyelerde anılan işi yaptığı anlaşılmaktadır. Elbette işini yaptığı sırada işveren tarafından alınması gerekli tedbir, bulundurulması gereken araç varsa işveren bunları temin etmekle yükümlüdür. Eldeki davada ise; dosya içindeki bilgi ve belgelerden; 25.09.2006 tarihli trafik-iş kazasının trafiğe kapalı asfalt yolda meydana gelmesi, sigorta müfettişi raporu, aracın iş makinesi sınıfına girdiğine ve plaka numarasının aksine 35-327 kod numarasının bulunduğuna dair belgeler karşısında, yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak, davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş, kaya kamyonunun iş makinesi sınıfına girip-girmediğinin yöntemince araştırılarak, iş makinesi sınıfına girdiği sonucuna varıldığında, E sınıfı (otobüs) ehliyeti olan sigortalının, G sınıfı ehliyet (iş makinesi) gerektiren kaya kamyonunu kullanması sebebiyle, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile, iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden, kusur oran ve aidiyeti konusunda, özellikle Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmadığı halde sigortalıya araç kulllandıran davalı işverenin kusur durumunu irdeleyecek biçimde, yeniden rapor alıp, sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.