4. Hukuk Dairesi 2022/13472 E. , 2024/10424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/648 E., 2022/727 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.02.2014
**4. Hukuk Dairesi 2022/13472 E. , 2024/10424 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/648 E., 2022/727 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.02.2014 tarihinde ...'nin sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken hızlı, tedbirsiz, dikkatsiz araç kullanmak sureti ile kazaya neden olduğunu, kaza neticesinde araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, davalı şirkete yapılan başvuruya cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili lehine şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurucu tarafından dava açılmadan önce müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, eksik evrakla başvuru yapıldığını, dosyaya sunulan maluliyet raporunun geçersiz olduğunu, huzurdaki davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı delilleri doğrultusunda başvurunun reddi gerektiğini, maluliyet hususunda Adli Tıp Kurumunda rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe dahilinde başvuranın geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, dosyada mevcut kusur raporu bulunmadığından kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik Kurumu İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, başvuranın kaza sırasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması ve bulunduğunun tespiti halinde en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yerleşik içtihatlar gereği somut olayda hatır taşıması mevcut olması halinde hesaplanacak miktardan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Hazine Müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek tazminat hesabı yaptırılmasını, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, aleyhe hüküm kurulması halinde vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)’ne göre hesaplanacak miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak talebin reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tazminat hesaplamasına uygulanacak tablonun TRH-2010 Yaşam Tablosu olması gerektiği, başvuran tarafından sigorta şirketine 13.09.2021 tarihinde başvurulduğu, sigorta şirketinin 24.09.2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, tazminatın 24.09.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsili gerektiği gerekçesiyle "1. Başvuru sahibinin yapmış olduğu bedel artırımının kabulü ile birlikte 139.893,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 139.893,52 TL tazminatın 24.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine ödenmesine" karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan 08.09.2021 tarihli maluliyet raporunun başvurana ait tıbbi evrakların incelenmesiyle ve başvuranın şahsi muayenesinin bizzat yapılarak hazırlandığı, başvurandaki mevcut araz/sekel/lezyonların sürekli olduğu ve kaza ile illiyet rabıtasının mevcut olduğu, raporun heyet halinde hazırlandığı, ilgili Yönetmelikteki cetvellere atıf yapılarak sonuca varıldığı, Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda TRH 2010 Yaşam Tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılmasının içtihat edildiği, müterafik kusura ilişkin somut delil bir iddia ve delil ibraz edilmemiş olup kaza tespit tutanağında başvuru sahibi için emniyet kemeri gibi koruyucu tertibat kullanılıp kullanılmadığı hususunun belirsiz olarak işaretlendiği, bu durumun müterafik kusur bulunduğuna dair somut delil teşkil etmediği, 5684 sayılı Kanun'un 30/17 maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 17. maddesi mucibince başvuran lehine tam ve nisbi vekalet ücreti takdirinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuran bilirkişi raporu sonrasında dosyaya sunulan, ıslah dilekçesinde PMF 1931 Yaşam Tablosunda yapılan hesaplamaya göre taleplerini arttırmış olmasına rağmen Hakem Heyetince talep dışı karar verilerek TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre yapılan hesaplamanın hükme esas alındığını, Hakem Heyetince taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken aksi şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan ve hükme esas alınan iş göremezlik raporunun hatalı tanzim edildiğini, başvuran tarafından dosyaya sunulan maluliyet raporunun %5 maluliyet oranı içerdiğini, medikal firma tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda bu oranın %0 olduğunun belirlendiğini, maluliyet oranı hususunda çelişki olduğunu, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden maluliyete ilişkin yeni rapor alınması gerektiğini, somut olayda kaza tarihi 14.02.2014 ve poliçe tanzim tarihi 19.03.2013 olup ilgili tarihler itibariyle 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının tazminat hesabına ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağını, hesaplamalarda PMF Yaşam Tablosunun esas alınması gerektiğini, bir an için aksi düşünülse dahi tazminat hesabında %1,8 teknik faiz yönteminin uygulanması gerektiğini, başvuranın yaralanma bölgeleri göz önünde bulundurulduğunda sigortalı araçta yolcuyken emniyet kemeri takmadığının anlaşıldığını, polis merkezinde verdiği ifadesinde "araç içerisinde bir yerlere çarptığını" beyan ettiğini, emniyet kemeri takmış olan bir kişinin araç içerisinde bir yerlere şiddetli çarpmasının mümkün olmadığını, bu sebeple müvekkili şirket aleyhine olası bir tazminata hükmedilirse en az %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhe hüküm kurulması halinde vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)’ne göre hesaplanacak miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, davalı şirkete Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, başvurunun usulüne uygun olmasına, maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmesine, hesaplama yönteminde hata bulunmamasına, müterafik kusur indirimi uygulanmamasında isabetsizlik olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3 numaralı bendinde yer alan "17.239,88 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "5.100,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.