TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.01.2026 NUMARASI : 2026/23 Esas (Ara Karar) TALEP : İhtiyati tedbir TALEP TARİHİ : 08/01/2026 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Taraflar arasındaki yöneticilerin azline ilişkin davada mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olm…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/267 Esas 2026/219 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/267 KARAR NO : 2026/219 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12.01.2026 NUMARASI : 2026/23 Esas (Ara Karar) TALEP : İhtiyati tedbir TALEP TARİHİ : 08/01/2026 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Taraflar arasındaki yöneticilerin azline ilişkin davada mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalılardan ... Madencilik Gıda İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin %20 hissedarı olup şirketin %80 hissedarı ve yetkili müdürü ise diğer davalı ... olduğunu, davalı ... şirket üretim ve mali kayıtlarını sistematik biçimde gizlediğini, MAPEG’e bildirilen düşük üretim miktarlarının gerçeği yansıtmadığını şirket defterleri, kantar kayıtları ve ticari belgeler davacıya gösterilmediğini, bilgi alma hakkının tamamen engellenmekte olduğunu, davalı ... ve diğer davalı , bugüne kadar ortak olan davacıya hiç kar payı vermediğini ve bu hususta yılardır yapılmadığını, davacı genel kurula davet edilmediğini, bugüne kadar tüm işlemler davacıdan gizli yapıldığını, davacı şirkete alınmayarak kendisine hiçbir bilgi verilmediğini, şirket yönetimi ciddi bir şekilde tehlike altında olduğunu, maden işletme ruhsatlarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin veyahut üzerinde tasarrufta bulunulmasının önlenmesinin gerektiğini iddia ederek davalı şirket üzerine denetim kayyımı atanarak şirkete ait ruhsat üzerinde işlem yapılmaması yönünde tedbir kararının verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 12/01/2026 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin, davalı şirkete denetim kayyımı atanması ve davalı şirketin işletme ruhsatı üzerine tedbir konulması talebine ilişkin olarak, dosya kapsamı, tedbir taleplerinin içeriği, mevcut delil durumu da nazara alınarak, davalı şirkette herhangi bir yönetim boşluğu bulunmaması, davalı şirketin işletme ruhsatının dava konusu olmaması, davacı yanca bu aşamada sunulan delillerin HMK 390/3 maddede belirtildiği şekilde yaklaşık ispata yarar nitelikte görülemediği, ayrıca TMK'nun 426 ve 427. maddesindeki şartlarının bulunmadığı gerekçeleriyle bu aşamada yasal koşulları oluşmayan tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkette herhangi bir yönetim boşluğu olmadığına dair ilk derece mahkemesi gerekçesinin mesnetsiz olduğunu, ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; davalı şirkete tedbiren kayyım atanması ve davalı şirketin işletme ruhsatı üzerine tedbir konulması istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1. maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunun 426 maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-Mustafa Alper Gümüş-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Somut olayda, davacının davalı şirket yöneticisinin azli talebiyle eldeki davayı açtığı ve şirket kaynaklarının sürekli, süratli bir şekilde eritilmesine engel olmak maksadı ile şirket yönetimine kayyum atanmasına, davalı ...'nin tek başına temsil yetkisinin kısıtlanması ve davalı şirkete ait maden işletme ruhsatlarının devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı şirketi temsile yetkili organların bulunduğu ve hali hazırda organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dosya kapsamı itibariyle yaklaşık ispat koşulu oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince şirket yönetimine kayyım atanmasına ve şirket yetkilisinin tek başına temsil yetkisinin kısıtlanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, ihtiyati tedbir talep eden davalı şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, davacının iddiasını yaklaşık ispat seviyesinde ispatlayamadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026 Başkan- Üye Üye - Zabıt Katibi -