7. Hukuk Dairesi 2010/4602 E. , 2010/4518 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 306 ada 8 parsel sayılı 820,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, dava konusu taşınmazın imar ve ihya işlemlerinin tamamlanmadığı
**7. Hukuk Dairesi 2010/4602 E. , 2010/4518 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 306 ada 8 parsel sayılı 820,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, dava konusu taşınmazın imar ve ihya işlemlerinin tamamlanmadığını öne sürerek dava açmıştır. Davalı yargılama sırasında tapu kaydına dayanmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu 306 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafın yargılama sırasında tutunduğu K.Evvel 288 yoklama 169, 42, 326, 281, 450 ve 464 sayılı pay tapu kayıtlarının sabit hudutları itibarı ile dava konusu taşınmaz dahil olmak üzere Esentepe Mahallesinin tümünü kapsadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de; tapu kayıtlarındaki "eniş dibi, kaçamak yeri ve isimsiz yollar" nazara alındığında kaydın sabit hudutlu olduğu kabul edilemez. Ayrıca tapu kaydındaki nehir, eniş dibi ve yol hududu ile tapu kaydının miktarı esas alındığında tapu kaydının Esentepe Mahallesinin güney tarafına uyduğu ve dava konusu taşınmazı kapsamasının mümkün olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığının kabulü gerekir. Ne var ki, kadastro tespiti kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı adına yapıldığına göre, zilyetlik delillerinin ayrıca değerlendirilmesi zorunludur. Dava konusu taşınmazın 4753 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera olarak tahsis edilmediği, geleneksel biçimde kullanılagelen kadim mera olmadığı, taşınmaz üzerinde zilyet 2010/4602-4518 S.2 davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlenmiştir. Her ne kadar üç kişilik zirai bilirkişi kurulu tarafından ibraz edilen raporda sonuç itibari ile taşınmazın mera olduğu bildirilmiş ise de, aynı raporda taşınmazın yıllarca tarım arazisi olarak kullanıldığı, daha sonra ekonomik verimliliği azaldığında zilyedi tarafından gübrelenmek suretiyle çayır niteliğinde kullanılıp, çayır otunun da biçilip kurutulmak suretiyle hayvanlarına yem olarak verildiği bildirildiğine göre, taşınmazın mera olmadığının özel çayır niteliğinde olduğunun mahkemece kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.