11. Hukuk Dairesi 2013/13173 E. , 2013/19093 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2011 gün ve 2009/146-2011/459 sayılı kararı düzeltilerek onayan Daire’nin 18.03.2013 gün ve 2012/6534-2013/5221 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, vesayet altında bulunan da
**11. Hukuk Dairesi 2013/13173 E. , 2013/19093 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2011 gün ve 2009/146-2011/459 sayılı kararı düzeltilerek onayan Daire’nin 18.03.2013 gün ve 2012/6534-2013/5221 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, vesayet altında bulunan davacının Konya'da tanınmış eski iş adamlarından olduğunu, kurduğu şirketlerin zamanla büyüdüğünü, bu şirketlerin en yüksek hisseye sahip kurucu ortaklarından olduğunu ve yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, dava tarihi itibariyle davacının 78 yaşında olduğunu, beyin ameliyatı geçirmesi sebebiyle rahatsızlandığını, bu nedenle vesayet altına alındığını, hafıza sorunu yaşadığını, 2002 yılında geçirdiği beyin ameliyatı sonrasında sağlık problemlerinin başlamasıyla birlikte davalı şirketten ve yönetiminden uzaklaştırıldığını, diğer davalıların davacının kardeşleri olduğunu, davalıların şirketlerin gelirlerinden davacıya hiçbir ödeme yapmadıklarını, ayrıca şirketlerin gelir ve giderlerini de incelemesine müsaade etmediklerini, oğlunun da şirketlere girmesine izin vermediklerini, şirkete denetçi olarak seçilen ...'in davalıların eniştesi olduğunu, akraba olan şahsın denetçi olarak atanmasının kanunen mümkün olmadığını, davacının akıl zayıflığından faydalanarak ve şirketlerin borçları sebep gösterilerek davalılar tarafından birçok şirket gayrimenkulünün satıldığını ve gayrimenkul satışlarından davacıya para verilmediğini, davalı şahısların davacının şirketteki haklarını vermediklerini ve şirketin 45 yıllık birikimini son birkaç yıl içerisinde erittiklerini, özellikle 2006 yılından itibaren yönetim kurulunun basiretsiz yönetim tarzı nedeniyle davalı şirketin maddi zararlara uğradığını ve pazarlarını kaybettiğini, kredi alamaz hale geldiğini, bu nedenle şirket mal varlıklarının satıldığını, 2006 yılından itibaren de şirket yönetim kurulunun toplanmadığını, bu nedenle pay sahibi olan davacının şirketin kar ve zarar durumu, bilançosu ile faaliyet raporları hakkında bilgi sahibi olmasının imkansız hale geldiğini, davalılarla görüştüklerini ve genel kurulun toplanmasını talep ettiklerini, kabul edilmediğini, bunun üzerine 07/02/2009 tarihinde denetçi ...'e ihtarname çekildiğini, TTK'nın 363/1 maddesi uyarınca denetçiden açıklama yapmasının istendiğini, verilen 10 günlük süre içinde kendilerine cevap vermediklerini, 20/02/2009 tarihinde de yönetim kuruluna ihtarname çekilerek şüpheli görülen hususlara ilişkin davacı pay sahibi şahsın şirketin tüm ticari defterleri ile diğer belgelerinin incelenmesi konusunda TTK'nın 363/2 maddesi uyarınca izin istediklerini, bu talebe de herhangi bir cevap vermediklerini, bu şekilde bilgi alma haklarının kısıtlandığını, bu nedenle dava açtıklarını ileri sürerek, TTK'nın 363/2 maddesi uyarınca şirketin tüm ticari defterleri ile diğer defter ve belgelerin incelenmesi yönünde kendilerine izin verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının davalı şirketin kayıtları ve defterleri üzerinde inceleme taleplerine, noter ihtarnamelerine, ayrıca delil tespiti talebine rağmen davalı şirket defterleri şirkette pay sahibi olan davacının bilgisine sunulmamış olduğundan, bilgi alma hakkının kısıtlandığı, bu durumda da davacının ancak maddi zararının oluşabileceği, manevi zararının oluşmadığı, yargılama sırasında şirket kayıt ve belgeleri, defterleri bilirkişiler tarafından incelendiğinden ve kayıtlar açıklığa kavuşturulduğu gerekçesiyle, manevi tazminat talebinin reddine, davalı şirketin tüm ticari defterleri ile diğer belgelerin mahkemeye tevdii edilip davacı tarafça incelenmesinin sağlanması yönündeki talep ile ilgili olarak ise karar verilmesine yer olmadığına dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce düzelterek onanmıştır. Taraf vekilleri, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. 2- Dava, mülga TTK'nın 363. maddesine dayalı anonim şirket defter ve kayıtların incelenmesine izin verilmesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yazılı şekilde yargılama sırasında davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi yapıldığından bu davayla ilgili karar verilmesine yer olmadığına ve koşulları bulunmadığından manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta objektif dava birleşmesi bulunup, defter ve kayıtların incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle çekişmenin giderilmesi ile manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istemli iki ayrı dava vardır. Mülga TTK'nın 363. maddesi uyarınca açılan davada davacı taraf dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğundan davalı, bu davayla ilgili olarak yargılama gideri ile vekalet ücretinden sorumlu olacaktır. Manevi tazminatın reddi dolayısıyla da davacının yaptığı bu davayla yaptığı giderden ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak yazılı şekilde yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Ancak, davacının defter ve kayıtların incelenmesine izin verilmesi davasının kabulü dolayısıyla davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maktu vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın salt bu yönden davalılar yararına bozulması gerekmiş ise de anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı yararına düzeltilerek onanmış olduğundan, davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.03.2013 tarih, 2012/6534 Esas-2013/5221 Karar sayılı düzelterek onama kararın kaldırılarak hükmün değişik şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 18.03.2013 tarih, 2012/6534 Esas-2013/5221 Karar sayılı düzelterek onama kararının kaldırılmasına, mahkeme kararının hüküm kısmının 7. bendindeki '...4.650.00 TL...' ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine '...1.200.00 TL...' ibaresinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, alınması gereken 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, ödedikleri karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen davalılara iadesine, 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.