Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlar nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/1/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Antalya'nın Alanya ilçesinde bir ortaokulda bilişim teknolojileri öğretmeni olarak görev yapmaktadır. A. Disiplin Soruşturması Süreci Somut olaya konu disiplin soruşturması, il millî eğitim müdürlüğü tarafından aralarında başvurucunun da yer aldığı bazı öğretmenler hakkında yapılan ihbarların incelenmesi amacıyla müfettişliğe bildirilmesi etrafında şekillenmiştir. Bu kapsamda "15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı FETÖ/PDY tarafından yapılan darbe girişimi sonrasında sosyal medya (Facebook) üzerinden hükumet aleyhine ve devlet büyüklerine karşı siyasi içerikli paylaşımlarda bulunan ekli listedeki kamu görevlileri hakkında inceleme ve gerektiğinde disiplin soruşturması yapılmasına" yönelik yapılan görevlendirme üzerine başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucunun disiplin soruşturmasına konu edilen sosyal medya iletileri esas olarak kendisinin ürettiği içerikler olmayıp başka kullanıcıların iletilerinin paylaşılmasından ibarettir. Başvurucunun paylaştığı iletiler özetle şöyledir: " Düşünce fezlekeleri: HDP %100 AKP %0 CHP %0 MHP %0, Yolsuzluk fezlekeleri: AKP %83 CHP %10 MHP %7 HDP %0 yazan HDP Kadıköy'ün yazısını paylaşan Qırıx isimli bir kullanıcının gönderisi; Erdoğan bu konuşma için Muhammed Ali Cenaze törenini terk etti: Muhammed Ali'nin cenaze töreninde dünya liderleri önünde, Amerikalı Hahambaşı tüm dünyaya seslendi: Türk liderlere söyleyin Kürtleri katletmekten vazgeçsin yazısını; Peki bu hainler hakim savcı general olurken neredeydiniz? Birlikte yiyemediğiniz ülkemi elbirliğiyle bitirdiniz! Yazık askerime polisime eşime dostuma kardeşime açgözlülüğünüzün hırslarınızın pisliğinizin kurbanı hepsi yazan Şahika Karadeniz Küçük'ün yazısını; Kreş'te staj aldığımda özellikle Doğu'dan gelen Kürt çocuklarına iğne batırıyordum çok özledim o günleri yazısını, ırkçılık en büyük insanlık suçudur yorumuyla paylaşan ötekilerin postası isimli bir kullanıcının gönderisi" Disiplin soruşturması sürecinde başvurucunun ifadesine başvurulmuştur. Başvurucu beyanında internet sitelerinde geçen haberleri paylaştığını, herhangi bir art niyeti olmadığını ve paylaşımlarında hiç kimseyi hedef almadığını belirtmiştir. Soruşturma sonucunda; başvurucunun siyasi içerikli paylaşımlarda bulunduğunun sübuta erdiği belirtilerek başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hâllere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir hükmü kapsamında aynı Kanun'un birinci fıkrasının (D) bendinin (o) alt bendi uyarınca "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının uygulanması teklif edilmiş ve başvurucunun konuya ilişkin savunması istenmiştir. Başvurucu savunmasında; paylaşımlardaki iddia ve yorumların kendisine ait olmadığını ve sadece paylaştığını, paylaşımlarını güvenilirliğine inandığı arkadaş grubunda yaptığını, ekran görüntüsünün alınarak şikâyet edildiğini düşündüğünü ancak soruşturma dosyası tarafına verilmediği için bu durumu teyit edemediğini, Facebook hesabının sadece arkadaş listesi tarafından görüntülenebildiğini, listesinde ise çok az kişinin bulunduğunu, bilişim teknolojileri öğretmeni olarak internetin nasıl kullanılacağını ve kitlelere nasıl ulaşacağını son derece iyi bildiğini, parti propagandası yapmak isteseydi sayfasında dört paylaşımın yerine çok sayıda paylaşımın olması gerektiğini, kurumların herkes tarafından ziyarete açık olmayan hesapların içeriğini kontrol etme ve beğenmedikleri içerikleri şikâyet etme haklarının bulunmadığını, paylaşımların kanuna aykırı olarak elde edildiğini ve paylaşımlarını görevi ile alakalı hiçbir ortamda dile getirmediğini belirtmiştir. Nihayetinde disiplin kurulu kararı ile başvurucu hakkında teklif edilen cezanın kabulüne karar verilmiştir.B. Başvurucunun Disiplin Cezasına İlişkin İşleme Karşı Açtığı İptal Davası Süreci Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Antalya İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. İlk derece mahkemesi, dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Mahkeme ilk olarak Anayasa'nın "Düşünme ve kanaat hürriyeti" kenar başlıklı maddesi ile "Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı maddesini hatırlatmış daha sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İfade özgürlüğü" kenar başlıklı maddesine gerekçesinde yer vermiştir. Daha sonra somut olayı değerlendirmeye geçen ilk derece mahkemesinin gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Bakılan davada davacının şahsi facebook hesabında herhangi bir yorum yapmaksızın daha önce şahıslar ya da gruplar tarafından yapılan paylaşımları paylaştığı, soruşturma konusu paylaşımlardan, HDP Kadıköy tarafından paylaşılan daha sonra Qırıx isimli kişi tarafından paylaşılan ve ardından davacı tarafından paylaşılan "HDP %100 AKP %0 CHP %0 MHP %0, Yolsuzluk fezlekeleri: AKP %83 CHP %10 MHP %7 HDP %0" paylaşım haricindeki paylaşımların "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" fiili kapsamına girmediği, yukarıda yer verilen paylaşım ile ilgili olarak da davacının yorum yapmaksızın paylaşımda bulunması ve fiilen faaliyette bulunmak kapsamında değerlendirilmemesi sebebiyle davacı hakkında tesis edilen 1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası tayininde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır". Davalı idare, iptal kararına karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Konya Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Bölge İdare Mahkemesi), mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Öğretmen olan ve mesleğinin niteliği itibarıyla tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde kamu hizmeti vermesi ve sosyal yaşamında da herhangi bir siyasi partinin lehine veya aleyhine bir faaliyet içinde olmaması kendisinden beklenen davacının, yaptığı paylaşımlarda bir siyasi parti lehine propaganda faaliyeti içinde olduğu, kendisinin yaptığı paylaşımda bir siyasi parti lehine ve diğerleri aleyhine bir içerik bulunması nedeniyle ayrıca kendi yorumunu eklememesinin bir önemi olmadığı gibi paylaşmakla söz konusu yorumu aynen benimsemiş ve propaganda faaliyetine katılmış olacağı, paylaşımın içeriği irdelendiğinde de; bir siyasi parti (HDP) lehine ve diğerleri aleyhine bir yazı paylaşımında bulunulduğu, söz konusu parti haricindeki diğer partilerin yolsuzluk fezlekeleri olduğu halde desteklediği partinin olmadığı ve yine düşünce ile ilgili fezlekeler yönüyle yine lehine paylaşımda bulunduğu partinin %100 iken diğerlerinin %0 olduğu gibi açık şekilde bir siyasi parti yararına propaganda faaliyetinde bulunduğu, dolayısıyla davacı hakkında "herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak" fiili kapsamında verilen kademe ilerlemesi durdurulması cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır". A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun'un "Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler." Aynı Kanun’un “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…D - Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak…Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) devletin kamu hizmetinde çalışan memurları yönünden sadakat yükümlülüğü öngörmesinin, ayrıca onlara ödev ve sorumluluklar yüklemesinin memurların statüleri gereği meşru bir durum olduğunu belirtmiştir. Fakat kamu görevlilerinin de birey olduğunu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlerinin bulunduğunu ve bu doğrultuda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ve maddelerinden yararlandıklarının şüpheden uzak olduğunu da ifade etmiştir. Bununla birlikte memurun bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamların bir takdir marjı olduğunu da eklemiştir (İsmail Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, §§ 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995, §§ 51-53; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02, 24/11/2005). AİHM, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarıyla güdülen meşru amacın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği yönünden yalnızca cezanın bir kuralla öngörülmüş olmasını yeterli bulmamakta; somut bir değerlendirmenin varlığını aramaktadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin cezalandırılan eylemlerinin kamu hizmetlerinin sürekliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini etkilemek veya görev yapılan devlet kurumunun itibarını zedelemek gibi cezayı gerekli kılan sonuçlara sebep olduğunun açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir (Kula/Türkiye, B. No: 20233/06, 19/6/2018, §§ 48, 49). Bununla birlikte AİHM, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğü hususunda söz konusu devlete özgü durumların dikkate alınabileceğini kabul ettiği gibi memurun görevinin niteliğinin de gözönünde bulundurulması gerektiğini ifade etmiştir. Komünist Partinin eylemlerine aktif olarak katılan bir öğretmenin aldığı disiplin cezasına ilişkin olarak yapılan başvuruda verdiği Vogt/Almanya kararında, memurların devlete sadakat yükümlülüğü konusunda Almanya'nın nasyonal sosyalizm geçmişinin ve bu doğrultuda Alman Anayasası'nın üzerine kurulduğu ilkelerin dikkate alınması gerektiğini belirtmiş; ayrıca öğretmenlerin öğrencileri yönünden bir otoriteyi temsil ettikleri gerçeği karşısında iş yaşamları dışında da belli bir dereceye kadar ödev ve sorumluluklarının devam edeceğini kabul etmiştir (Vogt/Almanya, §§ 59, 60).