11. Hukuk Dairesi 2009/71 E. , 2010/10956 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2007/417-2008/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı Avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruş…
**11. Hukuk Dairesi 2009/71 E. , 2010/10956 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Yozgat Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2007/417-2008/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.10.2010 gününde davacı Avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerin içinde bulunduğu...Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinin 31.07.2004 tarihinde 29.040 Euro karşılığı 52.272.00.YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline her hangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını ileri sürerek, müvekkili tarafından yatırılan 29.040,00.Euro karşılığı 52.272.00.YTL'nin talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulunun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette hissesi bulunduğu, TTK'nun 405/2 maddesi hükmüne göre, pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri, tasfiye payına mütaallik hakların mahfuz olduğu, buna göre sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceğinin hüküm altına alındığı, davalı şirketlerin tasfiye halinde bulunmadığı, TTK’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında davacının talebi yerinde olmadığı, ayrıca ... davalı olarak gösterilmiş ise de; davanın niteliği itibarıyla TTK hükümleri çerçevesinde bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı, ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler. Somut olayda da davacı vekili, müvekkiline hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi imzalatılarak (29.040,00) Euro ödeme yaptığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirketlere ortak olmadığını iddia etmektedir. Bu sözleşme davalı ... AŞ. unvanını taşımakta olup, devredenin...AŞ., devredilen hisse adedinin 96, birim fiyatının (300) Euro ve ödenen miktarın (29.040,00) Euro olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterlerinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Davalı ... AŞ.’nin dosyada bulunan tarihsiz yazısında da davacının,... Yozgat İhtiyaç Maddeleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş’den pay almak suretiyle...Holding A.Ş.’de 96 adet hissesinin bulunduğu bildirilmiştir. Takasbank’ın 27.12.2007 tarihli yazısında ise davacıya ait hisse senedi kaydına rastlanmadığı belirtilmiştir. Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketlerin de aralarında bulunduğu...Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir. Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketlerin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır. Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.