Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun sosyal medya paylaşımları nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte Mardin'in Midyat ilçesinde bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır. Başvurucu ayrıca Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) üyesidir. Somut olaya konu sosyal medya (Facebook) paylaşımları, 2015 ve 2016 yıllarında Türkiye'nin doğusunda ve güneydoğusunda terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen ve hendek olayları olarak da bilinen terör eylemlerine karşı yürütülen operasyonlar sırasında yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi, Ayşe Çelik (B. No: 2017/36722, 9/5/2019, §§ 10-13) kararında hendek olaylarına ilişkin arka plan bilgisini şu şekilde vermiştir: " Türkiye'de uzun süredir devam eden, PKK'nın neden olduğu şiddetin ve terör olaylarının sona erdirilmesi amacıyla Hükûmet tarafından 2012 yılının sonlarından itibaren demokratik açılım adı verilen bir süreç başlatılmıştır. Çözüm süreci olarak da isimlendirilen ve yaklaşık üç yıl devam eden süreçte şiddet ve terör olayları önemli ölçüde azalmıştır. Güvenlik güçlerinin daha sonra yayımlanan raporlarına bakılırsa bu dönemde PKK terör örgütü bazı şehirlerde silah ve mühimmat yığınağı yapmış, 2015 yılının ortalarından itibaren terör ve şiddet bu kez şehirlerde baş göstermiştir. Şırnak'ın Cizre, İdil, Silopi ilçeleri; Hakkâri'nin Yüksekova ilçesi; Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçeleri; Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçeleri ile Muş'un Varto ilçesinde PKK terör örgütü tarafından cadde ve sokaklara hendekler kazılarak barikatlar kurulmuş ve buralara patlayıcılar yerleştirilerek bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet kurulmaya çalışılmıştır. Yaklaşık on ay süren şiddet olayları daha sonra hendek olayları olarak isimlendirilmiştir. Hendek operasyonları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğünce PKK mensuplarına karşı ortak olarak gerçekleştirilen, başta Sur, Cizre ve Nusaybin olmak üzere on bir şehirde yürütülen askerî operasyonlardır. Güvenlik güçleri, anılan yerlere halkın giriş ve çıkışını engellemek isteyen terör örgütü mensuplarına operasyon düzenlemiş ve çatışmaya girmiştir. Bu operasyonların gerçekleştirildiği bölgelerin bazılarında sokağa çıkma yasakları uygulanmış ve bazıları geçici süreyle askerî güvenlik bölgesi ilan edilmiştir. Bu kapsamda terör örgütü üyelerinin yakalanarak halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla anılan il ve ilçelerin bir kısmında sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş fakat güvenlik güçlerince yürütülen operasyonların sona ermesinin ardından söz konusu yasaklar kaldırılmıştır. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaşanan kayıpların büyüklüğü konusunda 2016 yılının Mayıs ayında bazı resmî görevlilerin açıklamalarına göre en az 500 terörist öldürülmüş, 480 güvenlik görevlisi de şehit olmuş, ayrıca 000'in üzerinde güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. Açık kaynaklarda yer alan, resmî olmayan ve doğrulanmamış bazı açıklamalara göre 100'ün üzerinde sivil hayatını kaybetmiş, 000'in üzerinde sivil ise yaralanmıştır. Buna ilave olarak en az 400 bin kişinin çatışma bölgelerinden başka bölgelere göç etmek zorunda kaldığı ileri sürülmüştür. Kesin rakamların yer aldığı resmî bir açıklama bulunmadığı gibi bu konuda güvenilir ve bağımsız herhangi bir rapor da Anayasa Mahkemesinin bilgisine sunulmamıştır." Başvurucunun somut olaya konu Facebook paylaşımları şöyledir:"-2/2/2016 tarihinde: 'Davutoğlu'nun Sur'a örneklediği Toledo kenti Franco faşizmine direnen Toledo halkı 1936' başlıklı habere yaptığı 'Ahh vatan diye Kanlı Tapınakta yaşayanlar' yorumlu paylaşımı,-22/12/2015 tarihinde: 'DHKP-C üyesi olan bir şahsın fotoğrafının altına 'Bu kızı annesi, babası, abisi ile yaşadığı evde polis öldürdü' ibaresini de içeren 8 maddelik yazı paylaşımı,-15/12/2015 tarihinde: 'MardinDargeçitKerboran ses ver' yazılı üzerinde sarı, kırmızı ve yeşil mumlar bulunan resimli paylaşımı,-10/9/2015 tarihinde, 'Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Türkiye'nin Gazzesi Cizre abluka altında. 4 Eylülden beri sokağa çıkma yasağı var. Yiyecek sıkıntısı had safhada. Bugüne kadar en az 20 sivil katledildi. Yaşamını yitirenler toprağa verilemiyor. Kimi cenaze dondurucu buzdolaplarında bekletiliyor. Hastaneye ulaşmak büyük bir nimet. Cizre Türkiye'de ama Türkiye nerede' paylaşımı,-10/9/2015 tarihinde: 'Burası Filistin değil, burası Cizre! Saray terörü bu bebeği yaralayıp annesini ve babasını katletti!! Lütfen bu zulmü herkese duyuralım' paylaşımı (A.A isimli HDP milletvekilinin paylaşımı)-8/9/2015 tarihinde: 'Ya çatışmadan saatler sonra haberi olacak kadar aciz ya da maç bitimine kadar haberi gizleyecek kadar rezil bir hükumetle yönetiliyoruz!' paylaşımı" Anılan paylaşımlar nedeniyle terör örgütü propagandası yapma suçundan savcılıkça iddianame düzenlenmesi ve bu durumun idareye bildirmesi üzerine başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu; ifadesinde paylaşımları kendisinin yaptığını kabul ederek Dilek Doğan paylaşımını o kişinin evinde öldürüldüğü için, Dargeçit, Cizre ve Roboski'ye ilişkin paylaşımlarını ise toplumsal ve insani duyarlılık için yaptığını belirtmiştir. Bunun yanında yirmi kişinin katledildiği ifadesini kimin katlettiğini bilmeksizin haberde gördüğü şekliyle paylaştığını ifade etmiştir. Son olarak geçmişte yine insani nedenlerle Rabia olayları ve Gazze'ye ilişkin paylaşımlarda bulunduğunu, soruşturmaya konu edilen paylaşımlarıyla herhangi bir örgütün veya siyasi yapının propagandasını yapmadığını beyan etmiştir. Soruşturma sonucunda başvurucunun kamu güvenliğini sağlamak ve terörle mücadele etmek amacıyla görev yapan güvenlik kuvvetlerini yerdiğine, terörü ve teröristleri övdüğüne, sosyal medyada fotoğraf, yazı ve haberleri paylaşarak terör faaliyetlerini desteklediğine, terörle mücadele eden güvenlik kuvvetlerinin ve devletin karşısında tavır sergilediğine kanaat getirilmiştir. Buna göre başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir." hükmü kapsamında aynı maddenin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme, paylaşımların terör örgütünü övdüğünü, örgütün fiillerini meşrulaştırdığını, örgütle mücadele eden kamu görevlilerinin faaliyetlerini haksız ve şiddet içerikli gösterdiğini belirterek paylaşımların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar istinaf ve temyiz kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 30/10/2019 tarihinde öğrendikten sonra 20/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Öte yandan adli yönden yapılan yargılama neticesinde başvurucunun terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği gerekçesiyle hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını karar verildiği görülmüştür.