İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı ...’nin Türkiye’de bulunan malvarlığı unsurları, özellikle ... Şirketi’nde sahip…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/758 KARAR NO:2026/740 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ:08/01/2026 NUMARASI:2025/956 Esas (Derdest) DAVA:Tanıma Ve Tenfiz İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı ...’nin Türkiye’de bulunan malvarlığı unsurları, özellikle ... Şirketi’nde sahip olduğu %99 oranındaki esas sermaye payı, alacağın mahkeme kararıyla güvence altına alınması ve tenfiz kararının fiilen icra edilebilirliğinin korunması bakımından kritik öneme sahip olduğunu, davalının yabancı bir tüzel kişi olması, Türkiye’de sınırlı ve esasen bu şirket hisseleri ile sınırlı malvarlığı bulundurması, ayrıca ekonomik faaliyetlerini bağlı şirketleri aracılığıyla yürütmesi dikkate alındığında, tenfiz kararı alındığında icranın imkânsız veya son derece güç hâle gelmesi ihtimali somut ve ciddi bir risk teşkil ettiğini, bu nedenle davalının Türkiye’deki malvarlığı üzerinde, özellikle anılan limited şirket payları bakımından, dava sonuna kadar ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir uygulanması gerektiğini, somut olayda davalıdan talep edilen alacağın, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararına dayanan, muaccel ve son derece yüksek meblağlı bir para alacağı olduğunu, davalının Türkiye’de bilinen yegâne ve icrası mümkün malvarlığı unsuru ise .... Şti.’deki %99 oranındaki şirket payı olduğunu, bu payların devredilmesi, temlik edilmesi, üzerinde üçüncü kişiler lehine sınırlı ayni hak tesis edilmesi veya ekonomik değerinin düşmesine yol açabilecek tasarruflara konu edilmesi hâlinde, tenfiz kararı verilse dahi icranın fiilen imkânsız hâle gelme tehlikesi bulunduğunu, bu nedenle davalının Türkiye’de bulunan malvarlığı üzerinde, özellikle .... Şti.’deki %99 oranındaki şirket payları bakımından, dava sonuna kadar uygulanmak üzere ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir kararı verilmesini; bu karar ile söz konusu paylar üzerinde devir, temlik, satış, rehine konu edilme ve benzeri her türlü tasarruf işleminin yasaklanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," ,...Davacı sadece henüz tenfizine karar verilmemiş bir yabancı hakem kararına dayanmış olup, bu şekilde yabancı mahkeme kararı tek başına vadesi gelmiş bir para borcunu yaklaşık olarak ispatlamaya elverişli değildir. Dava tenfiz istemine ilişkin olup, yargılama sonunda bir alacak hükmü kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında talep edilen ihtiyati haczin ve ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati haciz/tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; koşulları oluşmadığı iddia edilerek reddedilen talebin, ara kararın aksine "yaklaşık ispat" gereğini karşıladığını, davalının Türkiye’de bulunan malvarlığının korunması gerektiğini, aksi takdirde, tenfiz kararı alındığında icrasının fiilen imkânsız hâle gelebileceğini ve dava hakkının ciddi biçimde zarar göreceğini, kararın tenfizinden önce ihtiyati tedbir/haciz kararı verilmesinin hukuka uygun olacağını, tenfizi istenen aynı mahkeme kararı için Fransa'da ihtiyati tedbir mahiyetinde karara hükmedildiğine dair emsal kararın dosyaya sunulduğunu, davalının mali durumu ve dosya kapsamındaki banka kayıtları ile alacaklılar listesi birlikte değerlendirildiğinde, teminatın yalnızca davacı tarafından karşılanmasının fiilen mümkün olmadığını, bu nedenle, dairece teminat aranması hâlinde, teminatın davacı yanında üçüncü kişiler tarafından da karşılanabilmesine imkân tanınmasının hem hakkaniyet, hem ölçülülük hem de geçici hukuki korumanın amacına uygunluk ilkeleri gereği zorunlu olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, yerleşik hale gelen Bölge Adliye Mahkemesi içtihatları ve doktrin görüşlerinin de talep edilen yönde ihtiyati tedbir/haciz kararı verilmesinin hukuka uygunluğunu gösterdiğini, davacı şirketin menfaatinin önlenemez ve geri döndürülemez şekilde tehlikede olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davacının alacağının tahsilini teminen davalının 9.499.999.999,86 Ruble tutarındaki temettü ödemesi ile 500.000.000 Ruble tutarındaki vergi ödemesinin toplamı olan 9.999.999.999,86 Ruble (5.454.317.999,92 Türk Lirası) tutarına yetecek miktarda Türkiye’de bulunan menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ve özellikle .... Şti.’deki %99 oranındaki payları üzerine, dava sonuna kadar dava sonuna kadar uygulanmak üzere ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir kararı verilmesini bu karar ile söz konusu paylar üzerinde devir, temlik, satış, rehine konu edilme ve benzeri her türlü tasarruf işleminin teminatsız yasaklanmasını talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemiyle açılan davada ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir isteyen taraf Rusya Federasyonu Moskova Ticaret Mahkemesinin 05/07/2024 tarihli A40-126705/22-296 sayılı kararı ile hüküm altına alınan alacağın ödenmediğinden bahisle incelemeye konu ihtiyati haciz ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K).Henüz tenfiz edilmemiş ve tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığı yargılama neticesinde anlaşılacak olan yabancı bir mahkeme veya hakem kararına istinaden tenfiz davasının başında, tenfize konu kararda hükme bağlanan alacağın ‘vadesi gelmiş bir alacak’ olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Buna karşılık yabancı mahkeme veya hakem kararının tenfizini isteyen alacaklı, tenfize konu karardan başka diğer delillerle veya İİK m. 257/f.2’deki şartların mevcudiyetini ortaya koyarak her zaman ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez Somut olayda, davacı sadece henüz tenfizine karar verilmemiş bir yabancı mahkeme kararına dayanmış olup, bu şekilde yabancı mahkeme kararı tek başına vadesi gelmiş bir para borcunu yaklaşık olarak ispatlamaya elverişli değildir. Bu halde ihtiyati haczin şartlarının oluştuğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yine ihtiyati tedbir ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir. Davalının Türkiye'de bulunan şirket hisseleri, menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep edenin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2026