İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/758 KARAR NO : 2025/1865 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/04/2021 NUMARASI : 2017/1148 Esas - 2021/477 Karar DAVA: Menfi Tespit İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekili şirket tarafından sıralı senet keşide edilerek davalıya verildiğini, vadesinde sıralı senetlere karşılık davalının ... Bankası Gebze Kocaeli Kurumsal Şubesinde bulunan ...IBAN numaralı hesabına; 30/10/2013 tarihinde 7.740,00 TL, 06/12/2013 tarihinde 7.740,00TL, 30/12/2013 tarihinde 7.740,00 TL, 30/01/2014 tarihinde 7.000,00 TL, 31/10/2014 tarihinde 5.500,00 TL, 05/12/2014 tarihinde 5.500,00 TL, 26/12/2014 tarihinde 7.650,00 TL, 29/01/2015 tarihinde 7.650,00 TL, 02/03/2015 tarihinde 7.650,00 TL ödendiğini, bedellerin ödenmiş olmasına rağmen bonoların müvekkiline iade edilmediğini ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/7404 D.iş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, takibe ilişkin ödeme emrinin müvekkili şirkete 27/12/2016 tarihinde tebliğ edildiğini, takibin iptaline ilişkin İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/36 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve 2017/386 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, verilen karar kesin hüküm niteliğinde olmadığından, eldeki davayı açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle, davanın kabulü ile 18/09/2014 tanzim 27/02/2015 vade tarihli bono ve dolayısıyla İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibi ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, alacak miktarı olan 9.577,45 TL'nin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, İcra Hukuk Mahkemesi yargılama giderlerinin tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında bir dönem kömür ticareti yapıldığını, ticari ilişki kapsamında davacı alıcının düzenleyerek davalı satıcıya verdiği muhtelif vade ve tutarlı senetler karşılığında sipariş ettiği cins ve miktardaki kömürün müvekkili tarafından davacıya satılıp teslim edildiğini, müvekkili şirket ithalatçı olduğu için, hesaplarını Amerikan Doları USD cinsinden tuttuğunu, faturaların TL olarak düzenlenmekle birlikte söz konusu tutarın USD karşılığının faturada gösterildiğini, dava dilekçesinde bahsedilen senetlerin bu davaya konu edilen 27/02/2015 vadeli 7.650,00 TL bedelli senedin de bu kapsamda davalıya teslim edildiğini, ancak söz konusu senetlerin çoğu zaman kömür bedellerine ilişkin fatura tutarlarını karşılamaması nedeniyle, cari hesabında her zaman borç bakiyesi bulunan davacının da ödemelerini cari hesaba mahsuben yaptığını, bu şekilde süren ilişkide 2014 yılı başından kalan borcunu, müteaddit taleplerine rağmen ödemeyen davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı alınarak icra takibi başlatıldığını, tüm bu nedenlerle haksız ve dayanaksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Mahkememizce alınan 03/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının dava dilekçesinde beyan ettiği senetleri, teslim edilecek mal karşılığında avans niteliğinde aldığı anlaşılmış ise de, davalı şirketin mal teslimatını, davacı şirketin de senet ödemelerini eksiksiz olarak yaptığı anlaşıldığından, davalının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla takibe koyduğu 27/02/2015 vade tarihli 7.650,00 TL senet bedelinden dolayı davacının davalı şirkete borcunun olmadığı, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davacı tarafın defterlerinin incelenmesi için Kırıkkale Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne talimat yazılmış, talimat yolu ile aldırılan 21/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının davacı şirkete düzenlemiş olduğu 20/10/2013 tarihli 12.083,70 TL, 17/12/2013 tarihli 11.347,20 TL, 29/09/2014 tarihli 11.640,98 TL, 20/10/2014 tarihli 11.235,64 TL, 20/11/2014 tarihli 11.801,54 TL olmak üzere toplam 58.109,06 TL karşılığında toplam 64.170,00 TL farklı tarihli 9 adet senet aldığı, toplam 64.170,00 TL banka havalesi ile ödeme yaptığı davacı şirketin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığının tespit edildiği, kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosya bir önceki raporu düzenleyen bilirkişiye tevdi edilmiş, 17/06/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; davalının 9.450,64 TL fatura ve makbuz alacağını kanıtlaması durumunda 7.650,00 TL'lik senet ödemesinin 9.450,64 TL alacağı karşılamayacağından 58.109,06 TL ( her iki tarafın defterlerindeki ihtilafsız fatura ) 9.450,64TL (davacı defterlerinde olmayan ihtilaflı fatura 9.093,64 TL + 357,00 TL) olmak üzere 67.559,70 TL toplam fatura, 64.170,00 TL davacı ödemesi (57.380,90 TL + 6.789,10 TL) 3.389,70 TL bakiye tutarı, takip konusu 7.650,00 TL senede karşılık talep edebileceği kanı ve sonucuna varılacağı, yani davacının takip konusu 7.650,00 TL senet bedelinden ötürü davalıya 3.389,70 TL borçlu durumda bulunacağı, davalının USD kuru üzerinden düzenlediği 1 adet fatura ve sehven işlenen makbuz kaydını ispat edemediği takdirde, kök raporda bir değişiklik olmayacağı görüş ve kanaati bildirilmiştir. Davalı tarafın sunmuş olduğu belgeler ve BA-BS kayıtları göz önüne alınarak yeniden ek rapor düzenlenmek üzere dosya bir önceki bilirkişiye tevdi edilmiş, 29/01/2021 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda özetle; davalının toplam alacağının 67.559,70 TL olduğu ve davacının toplam ödemesinin 64.170,00 TL olduğundan, davacının dava konusu senet bedelinden dolayı borçlu olmadığını iddia edemeyeceği, bilakis davacının, davalı şirkete 3.389,70 TL bakiye borcu bulunduğunun kabulü gerekeceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. Dava ticari satım nedeniyle taraflar arasında oluşan ticari ilişki çerçevesinde ödeme amacıyla verilen bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığına dair menfi tesbit davasıdır. Mahkememizce taraflar arasındaki ticari ilişki ve miktarının tesbit edilebilmesi bakımından davalının defterleri aldırılan ilk bilirkişi raporunda incelenmiş ve davalı defterlerinin incelenmesinden davacının davalıya borcu bulunmadığı yönünde tesbit yapılmıştır.Bu kez davacının defterlerinin incelenmesi maksadıyla Kırıkkale Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, talimat mahkemesi tarafından davacı defterinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi tarafından davacının davalıya borçlu olmadığı yönünde tesbit yapılmıştır.Rapor taraflara tebliğ edilmiş davalı vekilinin 27/10/2019 tarihli itiraz dilekçesinin değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle dosya ek rapor için önceki bilirkişiye sevk edilmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen birinci ek raporda ise davalının 9.450,64-TL'lik fatura ve makbuz alacağını kanıtlaması halinde 7.650,00-TL'lik senet ödemesinin 9.450,64-TL alacağı karşılamayacağı anlaşıldığından davacının davalıya borçlu olacağını, kanıtlanamaması halinde ise kök rapordaki görüşte bir değişiklik olmayacağı rapor edilmiştir.Rapor taraflara tebliğ edilmiş davacı vekili 30/06/2020 tarihli beyanıyla dosyaya davalı tarafından yeni belge sunulmasına muvafakat etmediklerini bildirmişitir. Davalı vekili ise 01/07/2020 tarihli beyan ve itiraz dilekçesinde bir kısım fatura ve BS formu sunmuş ve davacının da BA formlarının celb edilerek tekrar ek rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkememizce davalı vekilinin yaptığı itiraz ve sunduğu delillerin 6100 sayılı yasanın 31. Maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında kaldığı değerlendirilmiş ve davalının sunmuş olduğu 01/07/2020 tarihli dilekçe doğrultusunda davacının BA formu dosyaya celbedilmiş ve sunulan 22/08/2013 tarihli ve 606479 numaralı 9.093,64-TL bedelli fatura, 11/09/2013 tarihli kargo faturası, kargo içerik listesi,30/09/2013 tarihli davalı yanın BS formu ve 134,42$(357,00-TL) kasa fişi kül halinde bilirkişiye sevk edilmekle tekrar ek rapor tanzim ettirilmiştir.01/02/2021 tarihli ek raporla davalının itirazen sunduğu 9.093,08-TL'lik faturanın her ne kadar talimatla alınan raporda davacının defterlerinde görünmese de celbedilen BA faormuyla davalının kestiği faturayı davacının vergi dairesine bildirdiği bu durumda faturayı ve içerdiği malları davalıdan aldığının kabul edilmesi gerektiği, davalının defterlerinde toplam 71.962,62-TL fatura kaydının bulunduğu , davacının defterlerinde ise 67.202,70-TL fatura kaydı bulunduğu, aradaki 4.759,82-TL farkın muhtelif tarihli ve bedelli 7 adet faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmayan faturalardan kaynaklandığı, fatura bedellerinin her biri 5.000,00-TL'den düşük olmakla BA-BS mutabakatıyla da isbat olunamadığı, bu faturalara konu mal ve hizmetin davacıya teslim edilip edilmediği hususunun ise davacı tarafından isbat edilmesi gerektiği bu durumda 357,00-TL nakit tahsilat ve davacı defterlerindeki fatura bedeli olan 67.202,70-TL toplamından oluşan 67.559,70-TL toplam davalı alacağından davacının yaptığı toplam ödeme olan 64.170,00-TL'nin çıkarılmasıyla 3.389,70-TL davalının davacıdan alacaklı bulunduğu anlaşılmıştır.Tekmil dosya kapsamından alınan bilirkişi raporlarının tümü gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış ve sunulan bilgi ve belgelerden davacının davalıya borçlu olmadığını isbat edemediği aksine 3.389,70-TL borçlu olduğu mahkememizce anlaşılmış ve açılan davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ticari ilişkiye dayalı olarak, müvekkili tarafından sıralı senet (bono) keşide edilmek suretiyle davalıya verildiğini, bu senetlerin vadesinde ödenmiş olmasına rağmen bu bonolar davacı müvekkili şirkete iade edilmediğini, birinci bilirkişi raporunda; takibe dayanak bono ile müvekkil şirketin davalıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, 21.01.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda da müvekkil şirketin defter ve belgeleri incelendiğini ve bu kayıtlarda da davalı şirkete bu senetle herhangi bir borcunun bulunmadığının saptandığını, davalının itirazı üzerine bilirkişiden ek rapor alındığını ve sanki dava cari hesaba dayalı alacak davası gibi değerlendirilerek müvekkil şirketin davalıya borçlu olduğu yönünde görüş belirtildiğini, davanın bonodan kaynaklı borçlu olup olmadığının tespiti davası olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirketin davalıya cari hesaptan borcu bulunsa dahi, bu takibi karşılıksız kalmış senet ile değil, ilamsız takip yoluyla yapması gerektiğini, diğer yandan, davalı cevap dilekçesiyle delillerini sunmuş olup, sonradan delil sunamayacağını, davalı tarafın 01.07.2020 tarihli dilekçesinde açık muvafakatleri olmamasına rağmen yeniden delil bildirdiğini ve mahkemece hatalı olarak, sonradan bildirilen delillerin toplandığı ve ek rapor alınarak hükme dayanak yapıldığını, HMK md.129 maddesinde belirtildiği üzere cevap dilekçesinde vakıaların hangi delille ispatlanacağı bildirilmesi gerektiğini, muvafakatleri olmamasına rağmen delil bildirilmesi ve mahkemenin bu delilleri toplayarak değerlendirmesinin usule aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme hükmünün tümüyle kaldırılarak davanın kabulü yönünde yeniden hüküm tesisine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava, kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) istemine ilişkindir İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı hakkında, İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "18.09.2014 tanzim tarihli 27.02.2015 vade tarihli 7.650 TL tutarlı senet" sebebine dayalı olarak 7.650 TL asıl alacak, 1.445,85 TL işlemiş faiz ve 481,60 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 9.577,45 TL alacağı tahsili istemiyle 15.12.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Takibe konu senedin incelenmesinde 18.09.2014 keşide tarihli 7.650 TL bedelli senette keşidecinin davacı, lehtarın davalı olduğu, senette malen kaydının bulunduğu görülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 370 ilâ 372).Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Somut olayda taraflar arasında satım ilişkisi bulunduğu, bu ticari ilişki kapsamında davacının davalıya senet verdiği ihtilafsızdır. Taraflar arasında başkaca bir ilişki bulunduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Dava ve takibe konu bononun, kambiyo senedi vasfında olduğu ve ihdas nedeni olarak “malen” kaydını içerdiği görülmektedir."Bedeli malen ahzolunmuştur" ibaresi bulunan bir bonoda, malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiş kabul edilir. Alacaklının malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 E. ve 2015/1238 K. sayılı kararı)İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının takibe konu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı noktasındadır.Eldeki davada, davalı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davalının davacı için iki ayrı hesap tuttuğu, döviz cinsi karşılığı tutulan TL alıcılar hesabında davalının davacıya toplam 13.853,51 TL tutarında fatura düzenlediği ve karşılığında 6.794,50 TL ödeme aldığı, davalının davacıya 7.058,93 TL bakiye alacağının bulunduğu, TL alıcılar hesabında senedin verildiği tarihte davacının davalıya herhangi bir borcunun olmayıp, 26.300 TL alacaklı durumda olduğu, davalının davacı hakkında 58.109,06 TL tutarında fatura düzenlediği, davacının davalıya teslim edilecek mal karşılığında toplam 64.170 TL tutarlı 9 adet senet verdiği ancak senetlerin vadesinde ödenmemesi sebebiyle iade edildiği, ödenmeyen senetler karşılığında Gebze ... Bankasından davalıya toplam 57.170 TL tutarında banka havalesi yapıldığı, buna göre sadece 31.01.2014 vadeli 7.000 TL tutarındaki senedin banka ödemesinin olmadığı, bu durumda usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının, davalıdan aldığı toplam 58.109,06 TL tutarlı faturaya karşılık 57.380,90 TL ödeme yaptığı, davacının 210,90 TL bakiye ile davalı şirkete bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiş; davacı ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; davalının davacı şirkete düzenlemiş olduğu toplam 58.109,06 TL tutarındaki faturaya karşılık davalıya toplam 64.170 TL tutarında farklı tarihli 9 adet senet verildiği, davacının davalıya toplam 64.170 TL banka havalesi ile ödeme yaptığı, usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı itirazı üzerine alınan 17.06.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, alıcılar hesabına göre davalının 22.08.2013 tarihinde davacı hakkında düzenlediği 5.349,20 USD tutarlı satış faturasından dolayı davacıdan 5.342,80 USD alacaklı olduğu, 01.05.2015 tarihinde “sehven işlenen makbuz” açıklaması olan 134,42 USD'nin ilavesiyle davalının USD hesabından davacıdan 2.139,52 USD alacaklı görüldüğü, davalının düzenlediği 5.349,20 USD (9.093,64 TL) tutarlı 1 adet faturanın ve 134,42 USD (357,00) tutarının davacı defterlerinde görülmediği, bu tutarda fatura ve içeriği malları davacı şirkete teslim ettiğini kanıtlaması halinde davalının davacıdan 2.319,52 USD (9.450,64 TL) alacaklı olacağı, bu tutara davacı defterinde olmayan ihtilaflı fatura ve tutar eklendiğinde davalının düzenlediği fatura toplamının 67.559,70 TL olduğu, davacı ödemesinin 64.170 TL olup, bu ödeme düşüldüğünde davalının 3.389,70 TL bakiye alacağını, takip konusu 7.650 TL tutarındaki senede karşılık talep edebileceği kanaati belirtilmiştir Davacı tarafça davalıya verilen senetlere ilişkin ödeme yapıldığı, takibe konu senedin de 02.03.2015 tarihinde ödendiği savunulmuş ise de 02.03.2015 tarihinde yapılan ödemenin takibe konu bononun ödenmesi için yapıldığına ilişkin ödeme dekontunda bir açıklama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, sunulan dekont, bahsi geçen ödemenin takibe konu bono için yapıldığını ispata elverişli değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 133/2. Maddesine göre mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça borcun yenilemesi sayılmayacağından, alacaklı tahsilde tekerrür yaratmayacak şekilde talepte bulunarak, hem temel ilişkiye dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi, hem de kambiyo senedine dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaparak alacağın tahsilini isteyebilir. (Yargıtay 11. HD'nin 17.09.2024 Tarih ve 2024/235 E. - 2024/6475 K. Sayılı kararı) Somut olayda davalının cevap dilekçesinde satım ilişkisine dayalı açık (cari) hesap alacağına istinaden teslim aldığını beyan ettiği bono nedeniyle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçmesinde herhangi bir hukuka aykırılık yoktur. Bu nedenle davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı cevap dilekçesinde açıkça ticari defter kayıtlarına dayanmış ve bu kapsamda davacının 2013 yılına ilişkin BA formlarının istenilmesini talep etmiş olup, davacı tarafça bu talebe muvafakat edilmediği belirtilmiş ise de anılan BA formlarının “dayanak belge” kapsamında mütalaa edilerek Vergi Dairesinden istenilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Davacının celpedilen 2013 yılı BA formlarında kendi ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 1 adet 9.093,08 TL tutarında faturaya ilişkin BA bildirimi yapmış olmasına göre davacının 22.08.2013 tarihli 5.349,20 USD (9.093,64 TL) tutarındaki faturaya konu malları davalıdan teslim aldığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı ticari defterlerinde kayıtlı olan davalı faturaları ile davacının BA bildiriminde bulunduğu bu fatura toplamının 67.202,70 TL olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamına alınan 29.01.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, davalı ticari defterlerinde TL olarak tutulan alıcılar hesabında 23.02.2015 tarihinde davacıdan 357,00 TL nakit tahsilat yapıldığı kaydının döviz karşılığı tutulan TL alıcılar hesabında 01.05.2015 tarihli kayıtla ve “sehven işlenen nakit makb." açıklamasıyla iptal edildiği, davacı defterlerinde bu tutarlı bir tahsilat kaydı da olmadığı tespit edilmiş olup, bu tutarın alacak borç hesabında dikkate alınmaması gerekirken anılan ek raporda davalının kendi lehine yaptığı bu iptal kaydı doğru kabul edilerek davalı alacağının 67.559,70 TL olarak hesaplanması ve 64.170 TL tutarındaki davacı ödemesi düşüldüğünde davalının davacıdan 3.389,70 TL alacaklı olduğunun belirlenmesi hatalı olmuştur. Esasen 67.202,70 TL tutarındaki davalı alacağından 64.170 TL tutarındaki ihtilafsız davacı ödemesi düşüldüğünde davalı, davacıdan 3.032,70 TL alacaklı durumda olup, buna göre davacı, takip talebinde yer alan bono bedeli yönünden 3.032,70 TL asıl alacaktan, takip talebinde bononun vade tarihinden icra takip tarihine kadar işlemiş avans faizi talep edilmesine göre 573,18 TL işlemiş faizden ve 481,60 TL ihtiyati haciz masrafından sorumludur. Bunlar dışında kalan takip talebine konu 4.617,30 TL asıl alacak ve 872,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.489,97 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla bu miktarlar üzerinden davacının menfi tespit isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece davacının davalıya borçlu olduğu kabul edilerek davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu durumda davacının menfi tespit talebine konu istinaf istemi yerinde olup, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dosyada toplanan deliller ile karar verilmesinin mümkün olduğu görülmektedir. Buna göre Dairemizce davanın kısmen kabulü ile davacının İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalıya 4.617,30 TL asıl alacak ve 872,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.489,97 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.İİK'nın 72/5. maddesinde, davanın borçlu lehine hükme bağlanması halinde, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği ve takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamayacağı düzenlenmiştir. Davanın kabul edilen kısmı yönünden davalı takip alacaklısının takibinde haksız olmakla birlikte, takibi kötüniyetli olarak başlattığı ispatlanamamıştır. Bu halde davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları oluşmamıştır.İİK'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı alacaklının alacağını tedbir nedeniyle geç almasını gerektirecek ve infaz olunmuş bir tedbirin mevcut olmadığı gözetildiğinde İİK 72/4.madde uyarınca davanın reddedilen kısmı yönünden davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi koşulları oluşmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda ; ilk derece mahkemesince kurulan hüküm isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya 4.617,30 TL asıl alacak ve 872,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.489,97 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3- Davalının İİK 72/4 maddesi gereği tazminat talebinin reddine, 4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 163,56 TL harç mahsup edilerek kalan 451,84 TL nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 163,56 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 5.489,97 TL TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 4.080 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı ve tebligat ve posta gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere 1.463,15 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 838,67 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından yapılan bilirkişi ücreti olmak üzere 750,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre 320,00 TL'sinin davacıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına 10-Kararın kesin olması nedeniyle HMK'nın 333. maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının ilgililerine iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 98,10 TL olmak üzere toplam 318,80 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025