Hukuk Genel Kurulu 2017/1485 E. , 2019/500 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 1. (Kapanan Kartal 1.) Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.05.2012 tarihli ve 2011/282 E., 2012/266 K. sayılı kararın davacılar vekili ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.06.2013 tarihli ve 2012/11955 E., 2013/11357…
**Hukuk Genel Kurulu 2017/1485 E. , 2019/500 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 1. (Kapanan Kartal 1.) Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.05.2012 tarihli ve 2011/282 E., 2012/266 K. sayılı kararın davacılar vekili ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 13.06.2013 tarihli ve 2012/11955 E., 2013/11357 K. sayılı kararı ile, "... Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıya dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalı şirketin sahip olduğu Sabah Gazetelesinin 18/04/2011- 19/04/2011 ve 20/04/2011 tarihli yayınlarında davacıların resminin de kullanılarak asılsız haberler yayınladığını ve davacı avukatların kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalı, haberin görünür gerçekliğe uygun olduğunu belirterek haksız ve yersiz açılan davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, davacıların resimleri mozaiklenmiş ve isimleri açıkça yazılmamış ise de, avukat oldukları da belirtildiğinden yakın çevreleri tarafından tanınmalarına imkan verecek biçimde fotoğraflarının yayınlanması ve davacılar hakkında yapılan soruşturmanın kamu oyunu bilgilendirmek niteliğinde değil, basın özgürlüğünü ihlal edecek şekilde yazı dizisi haline getirildiği, bu durumun kişilik haklarının ihlali olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına