8. Hukuk Dairesi 2023/1822 E. , 2024/7946 K. MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/529 E., 2022/946 K. DAVA TARİHİ : 28.06.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak suretiyle davının reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/84 E., 2021/40 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tar…
**8. Hukuk Dairesi 2023/1822 E. , 2024/7946 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/529 E., 2022/946 K. DAVA TARİHİ : 28.06.2016 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurmak suretiyle davının reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/84 E., 2021/40 K. Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı özetle; Mardin ili Artuklu ilçesi Yalım Mahallesi 1810 parsel sayılı taşınmazın dedesi ... 'den, babası ...'ye ondan da kendisine kaldığını, çekişme konusu taşınmazın 1/3'ünün Ağazade ...'ye, 1/3'ünün cilt:15, sahife:165, 167, 173, 175 nolu ile ... çocukları İbrahim ve ...ve ...namlarına, 1/3'ü ... mirasçılarına hisseleri oranında tespitinin yapılması gerektiğini ileri sürerek; taşınmazın hisseler oranında tapu tescilinin yapılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; ''...Davacı dava dilekçesinde ve 17.01.2018 tarihinde yapılan duruşmada Ağustos 1927 tarihli ve 3 sıra nolu tapu kaydına dayandığı celbini talep ettiği (davacının dayandığı tapu kaydının revizyon görüp görmediği tedavüllü kayıtları istenildiğinde bu tapu kaydın da davalıların kök murisi olan ölü ... adına kayıtların olduğu) kesin süre verilmesine rağmen elinde bulunan delilleri sunmadığı ve 12.12.2018 tarihli duruşmada ise davacı vekili tarafından aynı zamanda malik sıfatıyla nizasız fasılasız zilyetliğe dayandığı 02.08.2016 tarihli duruşmada elektrik abone sözleşmesi olduğuna dair bilgi sunduğu dava konusu taşınmaza ilişkin olup olmadığına ve Elektrik aboneliğine ilişkin belgeler DEDAŞ'tan celp edildiğinde dava konusu taşınmaza ilişkin davacının elektrik aboneliğinin bulunup bulunmadığına dair kesin bir cevap vermediği ama davacının sunduğu abone bilgisine göre; davacıya ait böyle bir abone kaydının bulunduğunu beyan etmiştir. Ancak bu kayıtlarla keşif sırasında fotoğrafı çekilen elektrik abone numarasının veya tesisat numarasının uyuşmadığı görülmüştür. Davacı yine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi dayanarak zilyetlik iddiasında bulunmuş ise de mahalli, tespit bilirkişileri ve tanıklar dava konusu taşınmazın davalılara ait olduğunu ve öncesinde davalıların murisi ...'ye ait olduğuna ilişkin beyanlarda bulunulduğu görülmüştür. Davalılar ise gerek tapu kaydı gerekse dava konusu taşınmazın zilyetliğine ilişkin olarak öncelikli olarak kök muris... tarafından dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce kullandığı ve her ne kadar dava sırasında zilyeliğe dayanıp tapu kaydına dayanmaktan vazgeçen davacının dayandığı Ağustos 1927 tarihli ve 3 sıra nolu tapunun kök murisinin ... olduğu ve dayanak gösterilen tapu kaydının 1810 nolu parsele ait olduğunu ve 1982 öncesi miras bırakan ve sonrasında miras bırakan tarafından köylülere dava konusu taşınmazın bakım şartıyla kiraya verildiği yine malik sıfatıyla zilyet olarak bu taşınmazın mirasçı davalılara ait olduğu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahallinde yapılan keşif ve keşif sırasında dinlenilen mahalli ve tespit bilirkişiler ile taraf tanıkları beyanları birbirleriyle uyumlu olarak dosya davacı tarafın dava konusu taşınmazı kullandığını görmediklerini beyan etmiş olmaları ayrıca dayanak tapu kaydı, fen bilirkişi raporu ile davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği sebebine dayalı taşınmaz edinim koşullarının kendisi lehine oluştuğunu ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''.. Mahkemece tescil hükmü kurulduğu fakat "tespitteki sair hususlara ilişkin" hüküm kurulmadığından tespit tutanağının beyanlar hanesindeki şerhlerle ilgili hukuki durum askıda kaldığından; bu durum Kadastro Kanunu'nun 19/2 hükmündeki emredici düzenlemeye aykırı ve ileride yeni uyuşmazlıkların oluşmasına sebep olabilecek nitelikte görüldüğünden ve bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; istinaf eden ve istinaf sebepleriyle sınırlı yapılan inceleme sonucunda sair hususlar aynı kalmak kaydıyla İlk Derece Mahkemesinin kararındaki bu yön itibariyle eksikliğin giderilmesi amacıyla hükmün 1.1. nolu bendine "tutanaktaki vasıf ve yüzölçümü ile" şeklindeki kelime grubundan sonra" tutanağın beyanlar hanesindeki "İbrahim oğlu ... ölüdür", "işbu taşınmaz içindeki suyun 2/3 hissesi tespit maliki ve 1/3 hissesi de ... oğlu ... ve...oğlu ...'ye aittir" şerhi saklı kalmak kaydıyla cümlesi eklenmek suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur. İşbu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki yazılı gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 19/2 maddesi "sahibi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına" imkan sağlamaktadır. Anılan hüküm uyarınca “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir”. Bu madde uyarınca, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazda davacının zilyetliğinin bulunmadığına kanaat getirilmiş ise de, keşif sırasında yerel bilirkişiler ve tanıklar taşınmazda yer alan, yeni yapılmış olan evin yani yapının davacı tarafından yaptırıldığı ve davacıya ait olduğunu belirtmişlerdir. Hal böyle olunca; "çoğun içinde az da vardır" ilkesi gereğince davacının talebinin "muhdesat" talebini de kapsadığı düşünülerek taşınmaz üzerinde bulunduğu belirtilen, davacı tarafından yaptırılmış olan evin taşınmaz üzerindeki konumu da belirtilerek davacıya ait olduğu hususunun 3402 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.