3. Hukuk Dairesi 2024/4342 E. , 2025/3160 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1299 E., 2024/1684 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/1062 E., 2023/288 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan…
**3. Hukuk Dairesi 2024/4342 E. , 2025/3160 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1299 E., 2024/1684 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/1062 E., 2023/288 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 27.09.2017 tarihinde kasıklarındaki siğiller nedeniyle davalı ... Merkezine başvurduğunu, 29.09.2017 tarihinde spinal anestezi yöntemiyle belden aşağısı uyuşturulmak suretiyle ameliyata alındığını ancak müvekkilinin tamamen uyuşma olmadığını söylemesi üzerine genel anestezi verilerek bayıltıldığını ve siğillerinin alındığını, müvekkilinin ameliyattan sonra evine gittiğinde hastanede başlayan bulantı ve şiddetli baş ağrılarının devam ettiğini, aynı günün akşam saatlerinde davalı ... Merkezine gidip şikayetini dile getirmişse de sadece bulantı için müvekkiline iğne yapılıp evine gönderildiğini, 01.10.2017 tarihinde müvekkili uyandığında sağ gözünün sağ dış kısmının ve sol gözünün sağ iç kısmının görmediğini fark edip paniklediğini, ertesi gün müvekkilini ameliyat eden doktora gittiğinde dava dışı göz doktoru Op. Dr. ...'e yönlendirildiğini, göz doktorunun müvekkilinin gözünün mikrop kaptığını söyleyerek hiçbir test yapmadan damla verdiğini, doktorun verdiği damlayı müvekkili kullanmasına rağmen gözünde düzelme olmadığını, 04.10.2017 ve 16.10.2017 tarihlerinde aynı doktora tekrar gittiğinde yine damla verdiğini ve test yapmadığını, müvekkilinin damlaları kullanmaya devam ettiği taktirde gözünün zamanla düzeleceğini söylediğini, 20.10.2017 tarihinde başka bir hastaneye gittiğini ve burada kendisini muayene eden doktorun müvekkiline bazı yaptığı tetkikler yaptığını, anesteziden kaynaklı beyinde görme merkezine pıhtı attığını, kanama nedeniyle görme kaybı yaşadığının belirtildiğini, 23.10.2017 tarihinde dava dışı doktorun yönlendirdiği başka hastanedeki nöroloğa gittiğini ve muayene olduğunu, müvekkiline yapılan testler sonucu müvekkilinin beynindeki görme merkezine pıhtı atmasının nedeninin herhangi bir hastalıktan kaynaklanmadığını, ilk gittiği göz doktorunun yapması gereken test ve tetkikleri yapmayıp beyne atan pıhtının erken müdahale ile giderilmesini imkansız hale getirmesinde kusurlu olduğunu belirterek, müvekkilinin her iki gözünde meydana gelen körlük sebebiyle 600.000,00 TL manevi tazminat ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere belirsiz alacak olarak açtıkları davada 100,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sedo aneljezi ve spinal anestezi altında steril şartlarda davacı hastanın siğillerinin tamamen koterize edildiğini, davacıya genel anestezi altında işlem yapılmadığını, ameliyatta herhangi bir komplikasyon gelişmediğini, müvekkili Tıp Merkezindeki göz doktoruna yönlendirilen davacının gözünde kızarıklık, ağrı, batma ve kaşınma şikayetiyle geldiğini, doktora görme kaybından bahsetmediğini, davacının son muayenesinde konjunktivit hastalığının gerilediği ve şikayetlerde azalma olduğunun tespit edildiğini, ilaç tedavisinin sonlandırıldığını, davacıya göz doktoru tarafından gerekli zaman tanınarak hikayesinin alındığını, ön segment göz muayenesi, arka segment göz dibi incelemesi, göz tansiyon ölçümleri, eşel ile görme keskinliği muayenesinin ayrıntılı bir şekilde yapıldığını, hastaya hastalığı konusunda gerekli tüm bilgilendirmelerin yapıldığını, davacının iddiasının aksine hiçbir zaman göz polikliniğine kısmi ya da tam görme azlığı şikayetiyle başvurmadığını, yine anamnezinde de yan görme azlığından, görme alanı azlığından davacının bahsetmediğini, davacı hastanın göz polikliniğine geldiği zaman diliminde görme alanı testini gerektirecek göz muayene bulgularının bulunmadığını, muayene ve tedavi işlemlerinin tıbbi standartlara uygun yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ceza soruşturmasında alınan ATK raporu ve Mahkemece iki ayrı üniversiteden konusunda uzman bilirkişi heyetlerinden alınan raporlarda, Dr. ...'in teşhis ve tedaviden kaynaklı kusur ya da ihmali olduğunu gösterir maddi delillerin olmadığı, doktorun ortalama bir göz hekiminin göstermesi gereken özen ve dikkati gösterdiği, şikâyetlere yönelik olarak gerekli muayeneyi ve tetkikleri yaptığı, koyduğu tanıya yönelik olarak tedaviyi düzenlediği ve hastayı kontrole çağırdığı, davaya konu olayda Dr. ...'in teşhis ve tedaviden kaynaklı kusur ya da ihmalinin olmadığı gibi davalı ... Merkezinin yapılan uygulamalar ve verilen hizmet bakımından kusur veya ihmalinin bulunmadığının ayrı ayrı rapor edildiği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bilirkişi raporları incelendiğinde görme alanı testi yapılması durumunda, müvekkilinin beynine pıhtı attığının tespit edilip, bu pıhtının kesin olarak giderilip giderilmeyeceğinin belli olmadığı anlamı çıktığını ancak Mahkemece bu raporlar yanlış değerlendirerek, pıhtının tespiti halinde bundan dönüşün kesin olarak mümkün olmadığı yönünde değerlendirmede bulunulduğunu, beyne atan pıhtının 48 saat içerisinde tespiti halinde uygulanacak doğru tedavi ile bu pıhtının eritilme olasılığının oldukça yüksek olduğunu, müvekkilinin ortaya çıkan görme kaybından 24 saat geçmeden hastaneye başvurduğunu, müvekkilinin beyninde oluşan pıhtının bir takım ilaçlarla eritilmesi ihtimalinin kesin olmamakla birlikte mümkün olduğunu, göz doktorunun görevini ihmal edip bu bulguyu tespit edemediğini, tedavinin uygulanmamasının bir ihmal olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle soruşturma sırasında alınan ATK raporu ve yargılama sırasında alınan bilirkişi kurul raporlarının denetime elverişli ve yeterli olduğu, davacı ...'ın tıbbi evraklarında, görme alanı tetkikini yapmayı gerektirir bir görme kaybı şikayeti veya muayene bulgusunun olmadığı, görme alanı testinin rutin göz muayene yöntemleri içinde yer almadığı, davacı ...'ın görme alanı kaybı ile ilgili şikayetleri sonrasında yapılan nörolojik muayenesi ve Kranial MR görüntüleri iskemik inme lehine olup, iskemik inmenin geriye döndürülebilir tek tedavisinin ilk 4,5 saatte trombolitik tedavi uygulaması olduğu ancak mevcut evrak ve beyanlardan davacı hastanın, Dr. ...'e ilk 4,5 saat içindeki yani geri döndürülebilir sürede başvurmadığının anlaşıldığı, davacı hastanın ilk muayeneye geldiğinde dava dışı doktor tarafından görme alanı tetkiki yapılmış olsaydı bile görme alanı ile ilgili kaybı geri döndürmenin yani zararı ortadan kaldırmak ya da kısmen azaltmak gibi bir durumun güncel tıbbi literatüre göre mümkün olmadığı, dava konusu olayda Dr. ... ve davalı hastanenin teşhis ve tedaviden kaynaklı kusur ya da ihmalinin olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.