T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1029 KARAR NO : 2026/17 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2023 NUMARASI : 2022/565 Esas - 2023/167 Karar DAVANIN KONUSU : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2023 tarih 2022/565 …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1029 KARAR NO : 2026/17 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/03/2023 NUMARASI : 2022/565 Esas - 2023/167 Karar DAVANIN KONUSU : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali KARAR TARİHİ : 08/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2026 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2023 tarih 2022/565 Esas 2023/167 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, davalı kooperatifin 18.06.2022 tarihli genel kurulunda 9 nolu gündem maddesi ile kooperatif ana sözleşmesinin 6. maddesinin "konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek ya da hisselendirerek genel kurulda karar bağlanması şartıyla ortaklara dağıtılır" hükmüne dayanılarak arsaların dağıtılmasına oy çokluğuyla karar alındığını, ancak konut yapımının imkansızlaşması şartının gerçekleşmediğini, davalı kooperatif arsalarında yapılaşma önünde bir engel bulunmadığını, kararda kullanılan oy sayısının hazırun sayısından fazla çıktığının genel kurul tutanağında yazıldığını, tutanağının 25.maddesinde adı geçen ...'in kooperatif ortağı olmadığını, temsilci olduğunun da belli olmadığını, davacı ... ...'ın red oyu kullanıp, genel kurul tutanağına diğer davacı ile birlikte muhafelet şerhini yazdırmak için başvurup, yazıldığı düşüncesi ile genel kurul bitiminde salondan ayrılmasına rağmen, tutanakta muhalefet şerhinin bulunmadığını, alınan kararın yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu bildirmiş, davaya konu kararın iptaline ve yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkili kooperatifin 1976 yılında konut üretme amacıyla kurulduğunu, halen 74 üyesi bulunmakla birlikte sahip olunan tüm arsalar üzerinde yaklaşık 300 konut yapılabilecek alan bulunduğunu, müvekkilinin kuruluşundan beri amacını gerçekleştirme doğrultusunda birçok girişimde bulunmasına rağmen kooperatif arsalarının bulunduğu bölgede yapılan plan değişiklikleri, bölgenin özel çevre koruma alanı ilan edilmesi ve diğer nedenlerle konut yapma imkanının ortadan kalktığını, yaklaşık 50 yıllık süre zarfında amacını gerçekleştiremediği gibi gelecekte konut yapma imkanının oluşmasının mümkün bulunmadığını, kooperatif ana sözleşmesinin 6/1-6 maddesinde “Konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek, genel kurulca karara bağlanması şartıyla kura ile ortaklarına dağıtır” hükmünün yer aldığını, bu hükümden tek bir arsanın dağıtılabileceği anlamını çıkarmanın aşırı şekilcilik olacağını, toplantıya 74 ortaktan 66'sının katıldığını, davaya konu kararın 29 ret oyuna karşılık 39 kabul oyu ile alındığını, toplantı ve karar nisaplarının sağlandığını, oy sayısının toplantı nisabından iki fazla çıkmasının bazı üyelerin iki yönde de oy kullanmasından kaynaklandığını, kabul ve ret oyları arasında 10 oy fark olduğundan bu durumun kooperatifin iradesine etkisinin olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu 9 nolu kararın; konut yapımının imkansızlaşması halinde kooperatife ait arsanın parsellenerek ya da hisselendirilerek kura ile ortaklara dağıtımına ilişkin olduğu, bu kararın her açıdan soyut olup, içerik ve sonuçlarının somut, bilinebilir ve öngörülebilir nitelikte olmadığını, kararda kullanılan "konut yapımının imkansızlaşması halinde" sözcüklerinin imkansızlaşma halinin gerçekleşeceği zaman yönünden tamamen belirsiz olup, yine kararda kullanılan "arsanın" sözcüğü kooperatifin sahip olduğu birden çok ve fazla sayıda farklı nitelikteki taşınmazlar bulunması nedeniyle kararın tek bir taşınmaz yönünden mi, bir bölüm taşınmazlar yönünden mi, yoksa taşınmazların tamamı yönünden mi alındığı, tek bir parsel veya bir kısım parseller için bu karar alınmış ise kalan parsel veya parseller yönünden kooperatifin üyelerine en az birer konut sağlayacak yeterli alanın kalıp kalmadığı, kooperatifin üyelerine konut sağlama amacını devam ettirip ettirmediği, yapılaşma izinli alt yapı sorunları ve imar durumunun muhtemelen hangi tarihte çözümlenebileceği, muhtemel tarihin üyelerin konut ihtiyacı ve menfaati açısından katlanabilir olup olmadığı, parsellerin tamamının mı, yoksa bir bölümünün mü yapılaşmaya kesin olarak mümkün bulunmadığı gibi unsurlar yönünden tamamen belirsiz olduğu gibi bu konularda detaylı ve belgeye dayalı bir çalışmanın yapılmadığı ve genel kurul toplantısı ve karar öncesinde üyelerin bilgisine sunulmadığı, 9.maddenin görüşmeleri sırasında söz alan üyelerin soru ve tereddütleri dahi somut olarak belgelerle giderilmediği, diğer yandan karar ana sözleşmenin 8.maddesine dayalı olarak alınmasına rağmen ilgili maddede yapılaşmanın imkansız hale gelişi arsa dağıtımının ön şartı olarak düzenlenmesine rağmen davalı kooperatifin sahibi olduğu taşınmazların tümü yönünden yapılaşmanın imkansız hale geldiğine ilişkin bir belge sunulmadığı gibi belediye başkanlığından alınan yazıdan yapılaşmanın karar tarihi itibariyle henüz imkansız hale gelmediği, bunun yanında karar davalı kooperatifin ana sözleşmesinin 3.maddesinde yer alan amacını değiştirir nitelikte olup, buna bağlı olarak ana sözleşmenin 1.maddesindeki kooperatifin yapı kooperatifi olduğu konusundaki türünü fiilen değiştirir nitelikte olduğu, kooperatife ait tüm taşınmazları üyelerine arsa olarak dağıtılmasından sonra her üyenin dilediği gibi tasarruf hakkının doğması ile birlikte kooperatifin üyelerine konut sağlama amacının karar ile birlikte sona erip buna bağlı olarak kooperatifin yapı kooperatifi niteliğinin fiilen sona erdiği, gündem maddeleri düzenlenirken gündemin 10.maddesi ile kooperatifin amacının değiştirilmesinin görüşülüp oylanmasına karar verilmesine rağmen yasal prosedürün tamamlanmadığı gerekçesiyle hükümet komiserinin uyarısı ile bu konudaki görüşme ve oylamadan vazgeçildiği, bir başka deyişle 10.madde ile ilgili prosedür tamamlanıp kooperatifin amacını ve türünü değiştirmeden tek başına davaya konu 9.nolu kararın alınması Kooperatifler Kanunu ve davalı kooperatifin ana sözleşmesi hükümleri uyarınca mümkün olmadığı, ayrıca davaya konu karar; kooperatifin amacını ve dolaylı olarak türünü değiştirir nitelikte bulunduğundan kooperatifler kanunu ve davalı kooperatifin ana sözleşmesi hükümleri uyarınca nitelikli çoğunlukla alınması gereken karar türlerinden olduğu, davaya konu kararın, ana sözleşme değişikliği niteliğinde olup, 29 red oyuna karşılık 39 kabul oyu ile alındığı dikkate alındığında, toplantıya katılan üyelerin 2/3'ünün olumlu oy verme şartına ilişkin karar nisabının gerçekleşmediği, davalı kooperatifin, üyelerinin iradesine bağlı olarak, mümkün olması halinde, kooperatifin türünü ve amacını yasal prosedüre, kanun ve ana sözleşmesi hükümlerine ve kanunda aranan nitelikli çoğunluğa uygun olarak değiştirmesi ve sözleşmenin 8.maddesi uyarınca bu yönde davaya konu nitelikte bir karar alması gerekir iken davaya konu kararın, bu prosedüre ve nitelikli karar nisabına uygun olmaksızın kooperatifin türünü ve amacını değiştirir nitelikte içeriği ve sonuçları itibariyle belirsizliklere tabi nitelikte ve yapılaşmanın imkansız hale gelmeden alınmış olmasının kanun ve ana sözleşme hükümlerine aykırı olması gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, konut yapımının imkansızlaşması halinin gerçekleştiğini, davaya konu genel kurulda alınan kararın kooperatifin niteliğini ve türünü değiştirir nitelikte olmadığını, müvekkili kooperatifin kuruluşundan beri amacını gerçekleştirme doğrultusunda birçok girişimde bulunmuş olsa da kooperatif arsalarının bulunduğu bölgede yapılan plan değişiklikleri, bölgenin özel çevre koruma alanı ilan edilmesi ve diğer nedenlerle konut yapma imkanının ortadan kalktığını, yaklaşık 50 yıllık süre zarfında kooperatifin amacını gerçekleştiremediğini davalı kooperatif arsalarının küme halinde olmayıp ...., ... Mahallesi, ... mevkii içerisinde farklı rakımlarda dağınık halde olduklarını, ayrıca bir kısmının hisseli ve tarla/zeytinlik gibi farklı niteliklere sahip olduğunu, geçmişte her ne kadar temel üstü vizesi alınsa da imar değişiklikleri yapıldığı ve inşaat yapma imkanının ortadan kalktığını, kooperatif arsalarının bulunduğu bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildiğini, her ne kadar arsa tapuları 2014 yılında alınmış olsa da imar ve altyapı yönünden karşılaşılan engeller nedeniyle herhangi bir aşama kaydedilemediğini, inşaat ruhsatının alınabilmesi için imar sorunlarının yanında altyapı sorunlarının da giderilmesi gerektiğini, bu engellerin aşılamadığını, bölgeye altyapının getirilmesi adına....'ya başvurulmuş ise de, verilen cevapta bölgenin turizm tesis alanı niteliğinde olması nedeniyle yöneticilerin altyapı sorunlarına çözüm getirmesi gerektiğini, idarenin sorumluluğunun bulunmadığını belirttiğini, idarenin cevabına istinaden 29.06.2015 tarihli dilekçe ile tekrardan başvurulmuş ise de, yine sonuç alınamadığını, idarenin ret kararı üzerine açılan İzmir 3. İdare Mahkemesinin 2015/1037 E, 2017/227 K sayılı davasının reddine karar verildiğini ve istinaf başvurusunun reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, 823 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. Maddesi gereği kooperatif arsalarının bulunduğu bölgenin "Özel Çevre Koruma Bölgesi" olarak ilan edilmesi nedeniyle bölgede altyapı kurup inşaat yapma imkanının bile ortadan kalktığını,bu karara karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü'ne başvurulduğunu verilen cevapta söz konusu bölgede 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı çalışmalarına başlandığı, bu talebin ancak Nazım İmar Planı tamamlandıktan sonra değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, kooperatifin kuruluşundan beri 50 yıllık süre geçmesine ve bütün yollar denenmiş olmasına karşın, değil konut üretim amacının gerçekleştirilmesi, arsalara ilişkin problemlerin dahi çözülemediğini, bu sorunların yakın zamanda çözülmesinin de mümkün görünmediğini, altyapı getirilmesi gereken bölgede kooperatifin bunu kendi imkanları ile sağlamasının mümkün olmadığınıayrıca Kooperatif Ana Sözleşmesinin 6/1-6 maddesinde “Konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek, genel kurulca karara bağlanması şartıyla kura ile ortaklarına dağıtır” dediğini, bu noktada, kooperatife ait birden fazla arsa olabileceği göz önüne alındığında söz konusu maddedeki hükümden sadece tek bir arsanın dağıtılabileceği anlamını çıkarılamayacağını, konut yapımının imkansızlığı, denetim kurulu tarafından hazırlanan ve 18.06.2022 tarihli genel kurulda sunulan raporda ayrıca tespit edildiğini, Genel Kurul 9. Maddesinin kabul edilmesinin 10. Maddenin fiili olarak uygulanması anlamına gelmediğini, 9. Madde ile üyelere bir kısım arsaların dağıtılacak olmasının kooperatifin feshedilmesi anlamına gelmediği gibi kooperatifin konut üretme amacına herhangi bir halel getirmediğini, Kooperatifin içinde bulunduğu imkansızlık hali dikkate alındığında söz konusu arsaların kooperatif bünyesinde kalmasının kooperatif üyelerine herhangi bir katkısı olmayacağını, arsalarının bir kısmının dağıtılması ile üyelerin taşınmaz üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilme imkanı doğacağını, davacı ... kooperatif arsalarının dağıtımı hususunu, aynı bölgede arsaları bulunan başka bir kooperatif yönünden kabul etmesi karşısında işbu davada davalı kooperatif yönünden ilgili kararın hukuka aykırı olduğunu öne sürmesinin kendi içinde çeliştiğini ve bu durumun davacının kötü niyetini ortaya koyduğunu, yerel mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin dosya kapsamında alınmış olan bilirkişi raporu reddedildiğini, davacı ... yönünden şerhin koyulmuş sayılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, davalı kooperatifin 18/06/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan, gündemin 9.maddesinin iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ay içinde açılması gerekmektedir. Somut olayda, 1976 yılında kurulan davalı ...., ortaklarının konut ihtiyacını gidermek amacıyla kurulmuş olup, 50 yıla yaklaşan süreçte bunu gerçekleştiremediği, bölgedeki parsellerin alt yapı ve imar imar sorunlarının günümüze dek çözülemediği, uzun süren bu bekleyişin kooperatif ortaklarında bezginlik/bıkkınlık yarattığı gerekçesiyle davalı kooperatifin 18.06.2022 tarihli genel kurulunda 9 nolu gündem maddesi ile kooperatif ana sözleşmesinin 6. maddesinin "konut yapımının imkansızlaşması halinde, kooperatife ait arsayı parselleyerek ya da hisselendirerek genel kurulda karar bağlanması şartıyla ortaklara dağıtılır" hükmüne dayanılarak arsaların dağıtılmasına oy çokluğuyla karar alındığı ve eldeki davanın iş bu 9 nolu kararın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Toplanan delliler tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, "konut yapımının imkansızlaşması halinde kooperatife ait arsanın parsellenerek ya da hisselendirilerek ortaklara dağıtımı"na ilişkin olarak alınan kararın soyut ve belirsiz olup, içerik ve sonuçlarının somut ve öngörülebilir olmamasına, "konut yapımının imkansızlaşması halinin" gerçekleşip gerçekleşmediğinin zaman ve içerik yönünden belirlenebilir olmamasına, davalı kooperatifin birden fazla arsaya sahip olup, söz konusu kararın birden fazla sayı ve nitelikteki taşınmazlardan birini mi, yoksa tamamını mı kapsadığının anlaşılamamasına, diğer taraftan alınan kararın davalı kooperatifin ana sözleşmenin 1.maddesi uyarınca yapı kooperatifi niteliğini fiilen değiştirir nitelikte olup, kooperatifin amacının değiştirilmesinin görüşülüp oylanmasına karar verilmesine rağmen, bu yasal prosedürün tamamlanmadan davaya konu kararın alınmasının Kooperatifler Kanunu ve davalı kooperatifin ana sözleşmesi hükümleri uyarınca mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkemenin tespit ve değerlendirmelerinin dosya kapsamına uygun olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 08/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.