Başvurucu, sakini olduğu Antalya ili, Kemer ilçesi, Göynük beldesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinin turistik işletmeler tarafından işgaline son verilerek toplumun kullanımına açılması gerektiği yolundaki mahkeme kararının yıllardır uygulanmadığını belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, sakini olduğu Antalya ili, Kemer ilçesi, Göynük beldesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı şeridinin turistik işletmeler tarafından işgaline son verilerek toplumun kullanımına açılması gerektiği yolundaki mahkeme kararının yıllardır uygulanmadığını belirterek, anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 8/11/2012 tarihinde İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 11/3/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 29/05/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 27/10/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu görüşlerini 5/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. OLAYLAR Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Antalya ili Kemer ilçesi Göynük beldesinde 1990 yılı sonrasında turistik işletme sayısında artış yaşanmıştır. Başvurucunun iddiasına göre, sahil şeridinin arkasında kumsala cepheli oteller mülkiyeti devlete ait kumsalı; denizi ruhsatsız bir şekilde doldurarak, kumsal üzerine kaçak bar, cafe ve seyir terasları inşa ederek, betonla sabitlenen güneşlik, şezlong, su sporları rayları ve müştemilatı yerleştirerek ve denize dik ve paralel beton duvar ve tel örgüler çekerek işgal etmektedirler. Kıyıya paralel olan oteller kendisinin ve diğer halkın denizden faydalanmalarına engel olmaktadır. Turizm Bakanlığı, halkın denize ulaşımını sağlayan oteller arasındaki yolları imar planları tadilatları ile otel alanlarına dâhil etmiş, İmar planında belde merkezinden sahile ulaşan 6 tane yol bulunurken bunlardan 2 tanesi mahkeme kararlarına rağmen açılmamıştır. Yolları açmayarak mahkeme kararlarını uygulamayan Belediye Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Kemer Kaymakamlığı ve Göynük Belediye Başkanlığına 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesi gereğince işgalin kaldırılması için 20/11/2006 tarihinde yazılı başvuruda bulunulmuştur. İlgili kurumlardan bir cevap alınamayınca, aralarında başvurucunun da bulunduğu 3 ilçe sakini tarafından Antalya İdare Mahkemesinde, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki Göynük Beldesi kıyı şeridindeki mevcut işgallerin kaldırılması istemiyle davalı idarelere yaptıkları başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin davalı idare işlemlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Davacıların yürütmenin durdurulması talepleri de bulunmaktadır. Anılan Mahkemenin 3/5/2007 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulması talebi kabul edilmiştir. Davalıların yaptıkları itiraz üzerine yürütmenin durdurulması kararını inceleyen Antalya Bölge İdare Mahkemesi, 6/6/2007 tarih ve 2007/329 sayılı kararı ile bu itirazı reddetmiştir. Açılan dava hakkında Antalya İdare Mahkemesinin verdiği 22/11/2007 tarih ve E.2007/384, K.2007/1765 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:“…Dava dosyasının incelenmesinden, Antalya İli Kemer İlçesi, Göynük Beldesi sahilinde bulunan 16 turistik işletmenin, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kumsal alanı, tel örgü, güneşlik, şezlong koymak suretiyle işgal ettiğinden bahisle yapılan işgalin önlenmesi istemiyle davacılar tarafından Kemer Kaymakamlığı ve Göynük Belediye Başkanlığına başvuruda bulunulduğu, işgalin kaldırılmaması ve talebin zımnen reddedilmesi üzerine de bakılan davanın açıldığı, davalı idareler tarafından davaya verilen savunmada, kumsal alanda turistik işletmeler tarafından sürdürülen kullanım karşılığında 2886 sayılı Kanunun maddesi hükmü gereğince ecrimisil takibatı yapılmakta olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. … yasa ve yönetmelik hükümleri gereğince kıyılar herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık yerler olup, kıyıda ancak iskele, liman, barınak gibi kıyının kamu yararına kullanılmasına ve kıyının korunması amacına yönelik alt yapı ve tesislerin yapımı mümkün bulunduğundan ve yine Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz işgallerinde 2886 sayılı Kanunun maddesi gereğince alınacak ecrimisil istisna olup, ecrimisil karşılığı kullanımın, genel kural haline getirilebilmesi mümkün bulunmadığından, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık yerler olan kıyılarda ecrimisil karşılığı sürdürülen kullanımın, yine 2886 sayılı Kanunun maddesinin mülki amirliğe verdiği yetki çerçevesinde sona erdirilerek kıyının toplumun kullanımına açılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, … kararın tebliği tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 22/11/2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” Davalıların temyiz başvurusu üzerine kararı inceleyen Danıştay Dairesi, 27/12/2011 tarih ve E.2008/1927, K.2011/5995 sayılı kararı ile temyiz talebini reddetmiştir. Bu karar, 25/4/2013 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Antalya İdare Mahkemesinin kararı kesinleştikten sonra kararın gereği yerine getirilmediği için Göynük Belediye Başkanı ve görevde olan Göynük Kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Başvurucu suç duyurularından bir sonuç alamadığını ileri sürmektedir. Başvurucu, kıyı şeridini işgal edenler aleyhine ecrimisil tahakkuk ve tebliğ işlemlerinin devam ettirildiğini, Kaymakamlığa ve Belediye Başkanlığına sundukları kararın gereğinin yerine getirilmesi ve kıyı şeridinin işgaline son verilmesi taleplerinin yerine getirilmediğini ileri sürmektedir. Başvurucu 8/11/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın kıyılardan yararlanmayı düzenleyen “kamu yararı” başlıklı maddesi şöyledir: “ Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.” 4/4/1990 tarih ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:“Kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar dökülemez”. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin maddesi şöyledir:“Kıyıda onaylı uygulama imar planlarına göre ve çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin tüm önlemler alınmak koşulu ile aşağıdaki yapı ve tesislere yapılabilir: a) Kıyının kamu yararına kullanımına ve kıyıyı korumak amacına yönelik altyapı ve tesisler: İskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım, dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri, kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları b) Faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan yapı ve tesisler: Tersane, gemi söküm yeri, su ürünlerini üretim ve yetiştirme tesisleri, c) (Değişik 1994/21890 R.G.) Kıyılarda ayrıca uygulama imar planı yapılmadan sabit olmayan duş, gölgelik, soyunma kabini, aralarında en az 150 metre mesafe olmak kaydı ile 6 m2 ‘yi geçmeyen büfe ve kirletici etkisi olmayan fosseptik yapımını gerektirmeyen seyyar tuvalet ve ahşap iskeleler yapılabilir. a) ve (b) bendlerinde sayılan yapı ve tesis alanlarında, bu kullanımların tamamlayıcısı niteliğinde ve yapılması zorunlu alt ve üst yapı ve tesisleri yapılabilir. Günübirlik turizm yapı ve tesisleri yapılamaz. Sahil şeridinin ikinci bölümünde ve sahil şeridi gerisinde kalan özel kullanımlara ait arıtma tesisleri kıyıda yapılamaz. Bu alanlarda sadece kamuya yararlı arıtma tesisleri yer alabilir. Kıyılarda yapılan yapı ve tesisler, yapım amaçları dışında kullanılamazlar”. 2577 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “ İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları …” 2577 sayılı Kanun’un “idari makamların sükûtu” başlıklı maddesi şöyledir:“ İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. (Değişik: 10/6/1994 - 4001/5 md.) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.”