Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/20939 E. , 2024/1100 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/20939 Karar No : 2024/1100 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Erzincan İl Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak …
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/20939 E. , 2024/1100 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/20939 Karar No : 2024/1100 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Erzincan İl Jandarma Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın .. tarih ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .. İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; Uyap kayıtları ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin tetkikinden; davacı hakkında silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'ye üye olma iddiası ile Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma sonucu düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında yürütülen kovuşturma sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:.., K:… sayılı kararı ile davacının 2011 yılında üniversite hazırlık için yapının dershanesine gittiği, 2013 yılında yine üniversite hazırlığı için yapının öğrenci evlerinde kaldığı, evlerinde kaldığı ve dershanelerine gittiği dönemde sohbet toplantılarına katıldığı ancak bu yapı içerisinde hiçbir sorumluluğu olmadığı ve 2013 yılından sonra da bu yapı ile irtibatı kalmadığını beyan eden sanığın bu savunmalarını teyit eden tanık beyanları ve HTS kayıtları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, ceza yargılamasında göz önünde bulundurulması gereken en temel ilkelerinden biri olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın suç işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35. maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi ve bu konuda bir kanaatin oluşması yeterli görülerek bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu, davacının icra ettiği askerlik görevinin hassasiyeti, önem ve özelliği, görev yapmaya devam etmesi halinde ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının güvenilirliğini ve saygınlığını zedeleyeceğinin açık olduğu hususları birlikte dikkate alındığında davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan ceza davası neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında esastan reddine karar verildiği, anılan kararda, sanığın 2011 ve 2013 yıllarında örgüte ait evlerde kaldığı, yapı içerisinde herhangi bir sorumluluğu olmadığı, bu durumun tanık anlatımları ve HTS kayıtları ile de sabit olduğu, örgütlü suçlar bilgi bankasında yapılan araştırmada davacı hakkında aleyhe delil tespit edilmediği, davacıya yapılan aramaların ardışık arama kriterlerine uymadığı yönünde gerekçeye yer verildiğinin görüldüğü, FETÖ/PDY terör örgütünün dini olmaktan öte örgütsel bir yapı olduğu yönünde kamuoyunda bilinç oluşmasıyla birlikte bu yapıyla irtibatını sonlandıran ve hakkında başkaca bir delil olmayan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna ilişkin davalı idarece somut, hukuken kabul edilebilir delil ibraz edilmediğinden, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında“silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E…, K…. sayılı kararıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle beraatine karar verilmişse de gerekçeli kararın içeriğinde; soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen davacının, 2011 yılında üniversite hazırlık için yapının dershanesine gittiği, 2013 yılında yine üniversite hazırlığı için yapının öğrenci evlerinde kaldığı, bu dönemlerde sohbet toplantılarına katıldığının belirtildiği, dava konusu işlemin davacıya ait ceza dosyasındaki maddi vakıalar, ikrar, örgüt evlerinde kalma, örgütsel faaliyetlere katılma şeklindeki eylemler dikkate alınarak tesis edildiği, davacı hakkında her ne kadar beraat kararı verilmiş olsa da 375 sayılı KHK’da geçen iltisak, irtibat ve mensupluk kavramlarının idari sorumluluk açısından getirildiği, cezai sorumluluğa ilişkin yeni bir unsur ihtiva etmediği, davacının hizmetinin niteliğinin değerlendirilmesi gerektiği, FETÖ/PDY terör örgütünün en büyük amaçlarından birinin silahlı kuvvetler bünyesinde teşkilatlanmak olduğunun bilindiği, idarelerin terör örgütüne mensubiyet, iltisak yahut irtibat bulunduğu değerlendirmesine vardığında, kamu yararı-kişi yararı dengesini gözeterek personel hakkında kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edebileceği, bu açıdan bakıldığında, personelin eyleminin, ceza yasalarında suç olarak tanımlanmamış, beraat, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olmasının idarenin yapmış olduğu işleme doğrudan tesir edecek bir durum olmadığı, davacının gerçekleştirdiği fiillerin Jandarma Genel Komutanlığında görev yapmasını engelleyecek seviyeye ulaşmış olmasının idarece işlem tesis edebilmek için yeterli olduğu iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, Jandarma uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B-6. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının 16/10/2021 tarih ve 5879884 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi ve devamının sağlanması amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda; ilgililer hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararları ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden verilmiş bir mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan davada ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E…, K…. sayılı kararıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması gerekçesiyle CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan karara ilişkin istinaf incelemesinde … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile istinaf isteminin reddine kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. Bununla birlikte olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' veya ''silahlı terör örgütüne yardım etmek'' suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında bu olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Yargılama yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, UYAP üzerinden … Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E…, K…. sayılı kararında; "...Hakkındaki suçlamalara ilişkin olarak sanık ...aşamalardaki savunmalarında özetle; bu yapı ile 2011 yılında lise son sınıfta örgüt ile iltisaklı FEM dershanesine gittiğinde tanıştığını, dershanenin üst katında sohbetler düzenlendiğini, kendisinin de bazen bu sohbet toplantılarına katıldığını, 2012 yılında girdiği üniversite sınavını kazanamadığını, akabinde 2013 yılında ... isimli dershane öğretmeninin eve gelip ailesi ile görüştüğünü ve kendisini üniversiteye hazırlık için örgütün öğrenci evlerinde kalmaya davet ettiğini, kendisinin de bu teklifi kabul ederek Sungurlu'da bulunan bu örgüte ait bir öğrenci evine yerleştiğini, ancak kılık kıyafetine karışıldığı için 2-3 hafta sonra bu evden ayrıldığını, sonrasında E. isimli örgüt mensubunun kendisini başka bir örgüt evine yerleştirdiğini, bu evin abiliğini Y.E. isimli kişinin yaptığını, bu evde kaldığı süre boyunca başka örgüt evlerinde gerçekleştirilen sohbet toplantılarına ve organizasyonlarına katıldığını, bu evde yaklaşık 1 ay kaldıktan sonra evden ayrılıp ailesinin yanına döndüğünü ve 2013 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Elektronik Haberleşme Meslek Yüksek Okulunu kazandığını, Kütahya'ya gitmeden önce yine dershane öğretmeni S.'ın kendisi ile görüşerek Kütahya'da bulunan örgüt evlerinde kalmayı teklif ettiğini, Kütahya'ya gittiğinde de otogarda kendisini bir örgüt mensubunun karşıladığını ve birlikte FETÖ'ye ait bir yurda gittiklerini, burada kahvaltı yaptıktan sonra ön kayıt için üniversiteye gittiklerini, kayıt sonrası da bu yurda geri dönmesini istediklerini ancak söyledikleri yere gitmediğini, üniversitenin ilk yılında KYK yurdunda ikinci yılında arkadaşları ile birlikte özel bir evde kaldığını, üniversite döneminde nadiren bu örgütün öğrenci evlerinde kaldığını, 2013 yılından sonra da bu yapı ile herhangi bir irtibatının olmadığını, üniversite hazırlık sürecinde askeri okula yönlendirilmediğini, ilk olarak 2015 yılında askeri okul sınavlarına girdiğini ancak mülakatta elendiğini, sonrasında asker gittiğini ve askerlik sürecinde sınavlara girdiğini, tespit edilen 2013 yılına ait sabit hat aramasının Ankara'da bulunan kuzenleri tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini, örgütsel bir arama olamayacağını, bu yapı ile üniversite hazırlık sürecinde ailesinin maddi imkansızlığından ötürü irtibatı olduğunu ve bu irtibatını da anlattığını, başkaca bir ilişki ve irtibatının bulunmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Sanık ...adına kayıtlı ve kendi kullanımında olan 0543..... 86 numaralı GSM hattının hangi illerden sabit hat araması olduğu ve bu aramaların ardışık olup olmadığına ilişkin dosya arasında bulunan 08/07/2021 tarihli Ankesör/Büfe Analiz Raporu incelendiğinde sanığın 31/12/2013 tarihinde Ankara ilinden art arda 2 adet tekil ve 0 saniyelik aramasının bulunduğu tespit edilmiştir. Sanığın üniversite hazırlık döneminde kaldığı örgüt evinde sanık ile birlikte kalan kişilerden tanık M.H. mahkemede alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Ben huzurdaki şahsı tanıyamadım, ilk defa görüyorum. Ben ... isimli birisini tanıyorum ancak şuan ekranda aradan uzun süre geçtiği için çıkaramadım. ...diye birisi bu evlerde vardı. Ben bu evlerde üniversiteye hazırlık döneminde 2. Dönem kaldım. ... isimli birisi geldi bu şahıs düzenli evde kalmazdı. Ara sıra eve gelirdi. ...zaten Mayıs ayına doğru bu eve gelmişti. Bu evde üniversite okuyan öğrenciler kalıyordu. Evde ... bir sorumluluğu yoktu, ev abisi Y.E. isimli bir şahıstı. Ben askeri sınavlara girmedim."; tanık R.Ç. mahkemede alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava yoktur. Şu an bana gösterdiğiniz şahsı tanırım. Lise yıllarında tanırım. Ben Sungurlu ilçesinde Fem Dershanesine gidiyordum. Burada bir kaç ay kendisi ile birlikte bu yapının evlerinde kaldım. ...'de daha sonradan bu eve geldi. Kendisi ile bir kaç ay beraber kaldık. Sonra ben ayrıldım. Ben bu evden ayrıldığımda sanığın bu evde kalıp kalmadığını hatırlamıyorum. Sanığın bu evde bir sorumluluğu yoktu. Bu evin abisi Y. isminde bir şahıstı. Gerçek adı olup olmadığını bilmiyorum. Bu evde kaldığımız dönem içerisinde bizi askeri okullara yönlendirme olayı olmadı, bizi kimse yönlendirmedi. Bana sorduğunuz Y.E.G. isimli şahsı tanımıyorum. Bize bilgi verilmiyordu. Ben evden ayrıldıktan sonra mı askeri okullara yönlendirme oldu bilmiyorum, bu konu hakkında bilgim yoktur."; tanık A.A. mahkemede alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadım. Bana göstermiş olduğunuz şahsı tanıyorum. Kendisini ben 2012-2014 yıllarında üniversitede okurken örgüt evinde kalırken bu şahısda aynı evde kalıyordu. Ben 2012 yılının Ekim- ayından 2013 yılı Ocak ayına kadar bu evlerde kaldım ve sonra arkadaşımla başka bir eve ayrıldım. O dönemde sanık örgüt evinde kalırdı. Kendisi devamlı kalmış olduğum evde kalırdı. Kendisi lise öğrencisiydi. Sanık kendisi çalışırdı. Bu evin abisi Y.E.G. isimli birisiydi. Sanığın ben kod adı kullandığını bilmiyorum, kod adı yoktu. Bu evde sanık dışında C.Ş., M.H., A.A. kalıyordu."; tanık C.Ş. mahkemede alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Bana göstermiş olduğunuz sanığı ...olarak tanıyorum. 2012-2014 yılları arasında örgüt evlerinde beraber kalıyorduk. Sanıkla aynı evde bu tarihler arasında kaldık ancak tam tarihi hatırlamıyorum. Sanık ilk başlarda benim olduğum dönemde örgüt evinde yoktu kendisi daha sonra geldi. Yaklaşık olarak 1-1.5 yıl kadar sanık örgüt evlerinde kalmıştır. Benim kaldığım evler askeri okula öğrenci hazırlayan evler değildi. Bu evlerde örgüt lideri Fethullah Gülenin kitapları okunur videoları izletilirdi sanıkda toplantılara katılırdı. Sanıkla aynı evde benim hatırladığım kadarıyla 1-1.5 yıl kadar kaldık ancak hangi aylarda birlikte kaldığımızı hatırlamıyorum. Bu evde kaldığı dönemde sanık ailesinin evine bazı dönemlerde gidip gelirdi." şeklinde sanık savunmaları ile benzer nitelikte beyanlarda bulunmuş ve böylelikle sanığın üniversite hazırlık döneminde örgüt evlerinde kaldığı, bu evlerde kaldığı süreçte örgüt içerisinde bir sorumluluğu olmadığı, kod adı kullanmadığı kanaatine varılmıştır. Sanığın beyanlarında üniversite hazırlık sürecinde kaldığı örgüt evinin abisi olarak geçen tanık Y.E.G. mahkemede alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında işlem yapıldı, Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandım. Şuan bana göstermiş olduğunuz şahsı tanıyorum. 2011-2013 yılları arasında üniversitede okudum, ev abisi olarak görev yaptım. O evde sanık ...ile bir dönem veya bir buçuk dönem kadar beraber kaldık. Daha doğrusu 1 yıla yakın bir süre aynı evi paylaştık. Sanık o dönemde üniversiteye hazırlanıyordu. Sınavlara hazırlanmak amacıyla evde bulunuyordu. Kendisine arkadaşlarıyla beraber ders çalıştırıyorduk. Başka herhangi bir sınava yönlendirmemiz olmamıştır. O dönemde yani benim ev abiliği yaptığım dönemde evde örgütsel bir faaliyetimiz yoktu, kitap vs. Okumazdık. Sadece namaz kılardık. Bu evde sanıkla birlikte üniversiteye hazırlanan şahıs vardı. Ancak ... gibi benim bulunduğum eve gelip ders çalışan başka lise öğrencileri de vardı ancak bunlar askeri okul sınavlarına hazırlanıp bana yönlendirilen öğrencilerdi. Bunların isimlerini şuan tam olarak hatırlamıyorum. Ancak ... böyle bir durumu yoktu. Aynı dönemde ders çalışma amaçlı gelen şahısların ismini şuanda hatırlamıyorum dedi. Ben emniyette verdiğim ifadelerde bu evlerde ...ile kalan şahısların isimlerini vermiştim. Evde ara ara sohbetler olurdu, Risale-i nur kitapları okunurdu, sanığın bu sohbetlere katılıp katılmadığını hatırlamıyorum herkesin sohbetlere katılması mecburi değildi. Ben bu ev abiliğini 2012-2013 yıllarında bu evde kalmıştım dolayısıyla sanık 2013 yılında kalmıştır her ne kadar ben önceki beyanlarımda 2014 yılı olarak belirtmiş isemde yılları hatırlamadığım için karıştırmışım." şeklinde beyanda bulunmuş ve yine sanık ile benzer nitelikte beyanlarda bulunmuştur. Sanığın beyanlarında üniversite hazırlık sürecinde kaldığı ilk örgüt evindeki "Emre" kod isimli örgüt mensubu olarak geçen tanık T.D. alınan beyanında; "Benim hakkımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında açılmış bir dava vardır. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadım. Ben 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası aldım. Şuan bana gösterdiğiniz sanığı tanımıyorum." şeklinde beyanda bulunmuş ise de sanık tanığı tanıdığını, ifadesinde geçen ve kaldığı örgüt evinde saçına ve sakalına karışan kişi olduğunu beyan etmiş, kendi yargılamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan tanığın bu beyanlarına karşılık samimi beyanlarda bulunan ve dosyada mevcut diğer deliller ile desteklenen sanık savunmalarına itibar edilmiştir." tespitlerine yer verilmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, her ne kadar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı açılan ceza davası neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesi'nin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, anılan kararda, sanığın 2011 ve 2013 yıllarında örgüte ait evlerde kaldığı, yapı içerisinde herhangi bir sorumluluğu olmadığı, bu durumun tanık anlatımları ve HTS kayıtları ile de sabit olduğu, örgütlü suçlar bilgi bankasında yapılan araştırmada davacı hakkında aleyhe delil tespit edilmediği, davacıya yapılan aramaların ardışık arama kriterlerine uymadığı yönünde gerekçeye yer verildiği belirtilerek FETÖ/PDY terör örgütünün dini olmaktan öte örgütsel bir yapı olduğu yönünde kamuoyunda bilinç oluşmasıyla birlikte bu yapıyla irtibatını sonlandıran ve hakkında başkaca bir delil olmayan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna ilişkin davalı idarece somut, hukuken kabul edilebilir delil ibraz edilmediği belirtilmiş ise de; örgüt içerisinde ev abisi olarak görev yürütmüş olan Y.E.G.'nin örgüt adına lise öğrencilerinin askeri okullara yerleştirilmesinden sorumlu olduğu, davacının beyanına göre de davacının 2015 yılında askeri okul sınavlarına girdiği ancak mülakatta elendiği, sonrasında askere gittiğini ve askerlik sürecinde de sınavlara girdiği, dolayısıyla davacının örgüt tarafından askeri okullara yerleştirilmek amacıyla örgüte ait evlere götürülüp ders çalıştırılması hususunun davacı ve tanık beyanıyla doğrulandığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.