T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1184 - 2026/679 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1184 KARAR NO : 2026/679 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/91 E. - 2022/381 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1184 - 2026/679 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1184 KARAR NO : 2026/679 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2022 NUMARASI : 2021/91 E. - 2022/381 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2022 Tarih ve 2021/91 Esas - 2022/381 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, ayrıca yine “...” ibaresini ilk olarak 2007 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, davalı gerçek kişinin 2019/101858 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar ile iltibasa yol açacak düzeyde benzer olduğunu, "..." markasının ayırt ediciliği zayıf bir marka olarak yorumlanmasının yerleşik yüksek mahkeme kararlarına aykırı bulunduğunu, bu hususta verilmiş çok sayıda kararın olduğunu, bu kararların kesinleştiğini, ilgili kararlarda müvekkilinin "..." markalarının 29, 30 ve 32. sınıf gıda ürünleri açısından tanımlayıcı bir ibare olarak görülmediğini, dava konusu markada da "..." ibaresinin bütün olarak yer aldığını, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin dikkate alınmasının mümkün olmadığını, zira anılan ibarenin davalının lider markası olduğunu, dolayısıyla dava konusu başvurunun esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, marka içerisinde bu ibarenin doğrudan yer aldığını, "..." kelimesinin "sıfır ve hiçlik" anlamına geldiğini, dolayısıyla tasviri bir ibare olarak dava konusu marka altında satılan ürünlerin kalori içermediğini belirtir bir ibare olduğunu, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış bulunduğunu, bu hususta verilmiş mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarının olduğunu, dolayısıyla "..." markasının tescil edildiği sınıflar açısından zayıf bir marka olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket markalarının tescilli olmasından ötürü her koşulda kanunen korunması gerektiğini, tescilli bir hakkın korunmamasının Anayasaya aykırılık teşkil edeceğini, zayıf marka kavramının bu çerçevede tartışılamayacağını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, ortalama tüketicilerin taraf markalarını benzer olarak göreceklerini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-495 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı markasının da "..." ibaresi ile bittiği, bu kısmın taraf markalarında öne çıktığı, bu ibareye eklenen sair ibarelerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6/1 maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde markaya ayırt edicilik katmadığı, işaretlerin bu derece benzer olması nedeniyle işletmesel bağlantırılma ihtimalinin de mevcut olduğu, yine tüketiciler nezdinde davalının mezkur markayı davacının vermiş olduğu bir lisansla kullandığı düşüncesine kapılmaları ihtimalinin de yüksek bulunduğu, davalının dava konusu markayı çekişmeli sınıflar bakımından tescil ettirmesinin, davacının "..." ibareli ürün/hizmetler için tüketiciler ve yararlanıcılar nezdinde tesis ettiği imaj ve güvenden haksız olarak istifade etmesi sonucunu doğuracağı, bu durumun ise markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğu izlenimini yaratacağı, iltibas tehlikesinin bulunması ve emtia listelerinin aynı/benzer olması halinde SMK'nın 6/5 ve 9 maddesi hükümlerinin tartışma alanı bulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'in 2021-M-495 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2019/101858 sayılı "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli "..." ibaresini içeren markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığını, zira başvuru ile itiraza gerekçe gösterilen markalar her ne kadar "..." ibaresini içerse de markaların ilave ayırt edici unsurlar da içerdiğini ve ilgili tüketicilerin başvuru konusu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen, birbirinden farklı markalar olarak algılayacaklarını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden farklı olduğunu ve karıştırılmalarının mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Abdulhakim Kayhan vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davanın haklılığını ispat eden delil bulunmadığını, dava konusu markadaki "..." ibaresinin kullanımının, davacı markalarına yanaşma amacı taşımadığını, aksi yöndeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, anılan ibarenin başvuruda asli unsur olarak kullanılmadığını, "..." ibaresinin ortaklığının tek başına karıştırılma ihtimali sonucunu doğurmayacağını, ayrıca davacı yanın "..." markalarının SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca tanınmışlığının ispat edilemediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği emtianın davacının markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu gibi davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da farklı renkte ve büyük fontta yazılarak öne çıkarıldığı, her ne kadar "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük olsa da asgari bir korumayı da haiz olduğu ve dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu ile Abdulhakim Kayhan vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 02/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.