22. Hukuk Dairesi 2016/13041 E. , 2019/13263 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait özel okulda sınıf öğretm…
**22. Hukuk Dairesi 2016/13041 E. , 2019/13263 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin davalıya ait özel okulda sınıf öğretmeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini, işçilik hak ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, öğretime hazırlık tazminatı, ek ders ücreti, ek ders ücretinin günlük % 1 fazlası, hazırlık ve planlama ücreti, hazırlık ve planlama ücretinin günlük % 1 fazlası, mazeretli öğretmenlerin yerine girdiği derslerden doğan ek ders ücreti ve bu ücretin günlük % 1 fazlası ile her yıl ocak ve temmuz aylarında yapılması gereken ücret artışından kaynaklı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir. Anayasanın 141. maddesinde, her türlü yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de düzenleme altına alınmıştır. Anılan kanuni düzenlemede hakimin, uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması, tartışması, bu kanıtlardan hangilerine değer vermediğini, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır. Böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğunun kabul edilebileceği sonucuna varılabilir. Hükmü kuran hakimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın yanları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka ve en önemlisi adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece, tesis edilen kararda, bilirkişi rapor ve ek raporlarına itibar edilerek hüküm verildiği açıklanmış olup, bilirkişi raporlarına yazılı şekilde atıf yapmakla yetinilmesi suretiyle karar gerekçesi oluşturulması, Anayasanın 141. maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi amir hükümlerine aykırıdır. Diğer taraftan dosya içeriğinde, 04/10/2012 tarihli kök rapor, 13/02/2013 tarihli ek rapor, 24/03/2014 tarihli ek rapor, ayrıca farklı bir bilirkişi tarafından düzenlenmiş 01/10/2015 tarihli kök rapor bulunmakta olup, Mahkemece hangi rapora ne sebeple üstünlük tanındığı hakkında da bir açıklama yapılmamıştır. Hüküm sonucundaki kabule göre ise;