6. Hukuk Dairesi 2010/1812 E. , 2010/9747 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :10.09.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık kira bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar …
**6. Hukuk Dairesi 2010/1812 E. , 2010/9747 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :10.09.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar davacı-davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık kira bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ve davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına toplanan delilerle , delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalının temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının temyiz itirazına gelince; Sözleşmede, kiralananı süre bitmeden tek taraflı olarak tahliye etme hak ve yetkisi kendisine tanınmayan kiracının, kiralayanın bilgisi ve rızası olmaksızın ve haklı bir nedene de dayanmaksızın, kira süresinin bitiminden önce kiralananı tahliye etmesi sözleşmeye aykırı davranış (haksız fesih) sayılır; böyle bir durumda kiracı, kiralayanın bu yüzden uğradığı zararı tazminle sorumludur. Ne var ki, Borçlar Kanunu’nun 98. maddesi yollamasıyla sözleşmelerde de uygulanması gereken 44. maddesi uyarınca, kiralayan da, kiralananı aynı koşullarla yeniden kiraya vermek konusunda gereken çabayı göstermeli ve böylece zararın artmasına sebebiyet vermemelidir. Aksi takdirde, artmasına sebep olduğu zarar tutarını kiracıdan isteyemez. Kiralananın tahliye edildiğinin (kiracının kiralananı iade borcunu yerine getirdiğinin) kabul edilebilmesi için, kiralananın fiilen boşaltılması yeterli değildir; anahtarın da kiralayana teslim edilmesi gerekir. Kiracının bildirdiği tahliye tarihinin kiralayan tarafından kabul edilmemesi; başka bir ifadeyle, tahliye tarihinin taraflar arasında çekişmeli olması halinde; kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini, böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürülen tarihte hukuken sona erdirildiğini kanıtlama yükümlülüğü, kiracıya aittir. Kiracı, kiralananı kendisinin ileri sürdüğü tarihte tahliye ettiğini ispatlayamazsa, kiralayanın bildirdiği tahliye tarihine itibar olunmalıdır. Anahtarın kiralayana teslimi, hukuki işlemin içerisinde yer alan bir maddi vakıa olmakla birlikte, sözleşmenin feshine yönelik, hukuki sonuç doğurduğundan, bunun ne şekilde ispatlanacağı hususu, yıllık kira bedelinin tutarı esas alınmak suretiyle, H.U.M.K.nun 288. ve 289. maddeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Yıllık kira bedelinin tutarı senetle ispat sınırının (H.U.M.K. md.288) üzerindeyse ve kiralayanın açık muvafakati yoksa (H.U.M.K. md.289), tahliye tarihi kiracı tarafından ancak yazılı delille ispat edilebilir; tanık dinlenemez. Kiracının davacıya ihtar çekerek anahtarın aynı taşınmazdaki bir başka dükkan sahibine teslim edildiğini bildirmesi anahtarın kiralayana teslim edilmiş olduğunun delili olarak kabul edilemez. Eğer, kiralayan anahtarı almaktan kaçınırsa, kiracının yapması gereken, mahkemeden bu yolda tevdi mahalli tayini isteyip, tayin edilecek yere anahtarı teslim etmek ve durumu kiralayana bildirmektir. Kiracının kiralananı iade borcu, ancak bu şekilde, durumun kiralayana bildirildiği tarihte son bulur. Aksi takdirde, kiracının, kira parasını ödemek de dahil olmak üzere, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri devam eder. Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde: Takipte dayanılan ve hükme esas alınan 20.07.2007 başlangıç ve iki yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kira bedelinin senelik olarak kira başlangıcında peşin olarak ödeneceği kararlaştarılmıştır. Bu şartlar geçerli olup tarafları bağlar. Davacı taraf başlatmış olduğu icra takibinde ödenmeyen 2008 yılı kira bedelinin tahsilini istemiş, davalı ise kiralananın tahliye edildiğini ve kiralananın anahtarını giriş kattaki dükkan sahibine teslim ettiğini ve bu durumu karşı tarafa haber verdiğini savunmuştur. Bu şekildeki anahtar teslimi yöntemine uygun bir teslim değildir. Davacı anahtarı halen teslim almadığını belirttiğine göre olayımızda anahtarın teslim edildiği kanıtlanamamıştır. Bu durumda, davacı kira bedelinin tamamından sorumludur. Yerel Mahkemece alacağın tamamı üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına da hükmedilmemesi doğru değildir. Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: yukarda 2 numaralı bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.07.2010 oybirliğiyle karar verildi.