7. Hukuk Dairesi 2013/11145 E. , 2013/18785 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacının karşı davaya yönelik temyizi açısından; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı
**7. Hukuk Dairesi 2013/11145 E. , 2013/18785 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacının karşı davaya yönelik temyizi açısından; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre ; Bölge adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2013 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.820,00 TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda temyize konu edilen miktar 818,50 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davacının karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar verilmelidir. 2-Davacı vekili, kaynakçı olarak 09.10.2003- 25.05.2009 tarihleri arasında çalıştığını, ücretlerin geç ödenmesi ve ücretsiz izne çıkarılması nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak 25.05.2009 da feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı Ularte Şirketi, davacının devamsızlık yaptığından sözleşmesine 16.07.2009 tarihinde feshedildiğini, davanın reddine karar verilmesini, karşı dava olarak ise davacıya verilen avansların istirdadını istemiştir. Mahkemece davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ücretlerin ödenmemesi ve ücretsiz izine çıkarılması nedeniyle haklı feshe dayanmıştır. Mahkemece davacının eylemli fesih tarihi olan 13.07.2009 tarihinde davalı şirketten ücret alacağı bulunup bulunmadığı araştırılmadan, bu yönde tespit yapılmadan devamsızlık yaptığı gerekçesi ile davası reddedilmiştir. Kısa çalışma "işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması" şeklinde uygulanmışsa, kısa çalışma kapsamına giren işçilerin sözleşmeleri kısa çalışma süresince askıya alındığı kabul edilir. Ancak, Kanunda askı süresi en fazla üç ay ile sınırlanmaktadır. Davalı işyerinde de kısa çalışma 01.04.2009-01.07.2009 tarihleri arasında uygulanmıştır. Bu süre sona erdikten sonra askı hali kendiliğinden sona erer. Üç aylık azami süre geçmesine rağmen, kısa çalışmayı gerektiren "ekonomik kriz" veya "zorlayıcı neden" devam ediyorsa, işçi ve işveren anlaşarak "ücretsiz izin" yoluyla askı halini devam ettirebilirler. Somut olayda da davacı süre bitmesine rağmen ücretsiz izine çıkarılmıştır. Kısa çalışma süresi boyunca davacıya kısa çalışma ödeneği ödenip ödenmediği araştırılmamıştır. Diğer yandan davacının yıllık izin hakkının bulunması halinde bazı işçilerin ücretli izine çıkarılmasına rağmen davacının ücretsiz izine çıkarılması ve ayrıca yıllık izin hakkı bulunmasa bile ücretsiz izine çıkarılmada süre ve çıkan işçiler yönünden eşit işlem borcuna aykırı hareket edilmesi işçi açısından haklı fesih teşkil edebileceğinden bu yönden araştırma yapılmalıdır. Diğer yandan davacının ücret alacağının bulunması halinde yapılan fesih ve dolayısıyla devamsızlığın haklı hale geleceği düşünülmeksizin mahkemece eksik araştırmayla hüküm kurulması bozma nedenidir. SONUÇ: Davacı-karşı davalının karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine, kendi davasına yönelik temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.