8. Hukuk Dairesi 2013/13380 E. , 2013/18670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mirasçılık belgesinin iptali ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının kabulüne dair ... 2. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.03.2013 gün ve 843/446 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili Avukat ..., duruşmasız olarak davalı ... vekili Avukat ... ..., bir kısım davalılar vekili Avukat .
**8. Hukuk Dairesi 2013/13380 E. , 2013/18670 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mirasçılık belgesinin iptali ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki mirasçılık belgesinin iptali davasının kabulüne dair ... 2. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.03.2013 gün ve 843/446 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili Avukat ..., duruşmasız olarak davalı ... vekili Avukat ... ..., bir kısım davalılar vekili Avukat ... ve bir kısım davalılar vekili Avukat ... davacılar vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılardan ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... ve müşterekleri vekili Avukat ... geldiler. Başka kimse gelmedi. Karşı taraftan davacılar ... ve müşterekleri vekili Avukat ... , davalı ...'ın mirasçıları vekili Avukat ... geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacılar (...’nin ilk eşi ...’den dolayı altsoyu) vekili, kök muris ...’un 20.02.1975 tarihinde öldüğünü, geride ...’in 2.eşi ... ile ...’in kendisinden önce ölen ilk eşi ...’den olma çocuklarının kaldığını, ... ile ...’in çocukları olmadığını ancak ...’nin 1932 yılında ölen ilk eşi ...’ten 2 çocuğu bulunduğunu, davacıların ise, bu çocukların mirasçıları olduğunu,...’nin 09.09.1989 tarihinde öldüğünü, ...’in ilk eşinden olma çocuklarının aldıkları ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar ve ... 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.10.2000 tarih 2000/955 Esas 2000/1021 Karar sayılı mirasçılık belgelerinde eşi ... ve onun mirasçılarının gösterilmediklerini, nüfus kayıt örneğinden görüleceği gibi ...’un ... ile evliliğinin, ... ölümünü takiben mirasçıları tarafından açılan dava ile ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.06.1975 tarih 1975/121 Esas 1975/188 Karar sayılı ilamıyla iptal edilerek nüfusa işlendiğini, bu iptal olayının davacıların varis olmamalarına gerekçe gösterildiğini, kararının muris ...’yi mirastan mahrum bırakamayacağını açıklayarak ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile muris ...’un tüm mirasçılarını gösteren sundukları ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/649 Esas 2008/525 Karar sayılı mirasçılık belgesinin geçerli veraset belgesi olarak tespitine karar verilmesini istemiş, ilk bilirkişi raporu sonrası 18.11.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinin sonuç bölümünü ıslah ettiklerini belirterek ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar ve ... 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.10.2000 tarih 2000/955 Esas 2000/1021 Karar sayılı mirasçılık belgelerinin iptali ile ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/649 Esas 2008/525 Karar sayılı mirasçılık belgesinin geçerli veraset belgesi olarak tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... ve müşterekleri vekili Av...., ... vekili Av...., ... ve müşterekleri vekili Av...., ... ve müşterekleri vekili Av...., birbirlerine benzer savunmalarında, davacıların dayandığı mirasçılık belgesinde ...’in ölümü sonrası geride bıraktığı sağ eş sayılarak ...’den dolayı bazı kişilere miras verildiğini ancak, ekte sundukları ve kesin hüküm teşkil eden ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.06.1975 tarih 1975/121 Esas 1975/188 Karar sayılı ilamı ile mevcut olduğu öne sürülen evliliğin mevcut olmadığına karar verildiğini ve evlilik kaydının iptali yönünde hüküm tesis edildiğini, hükümde, ... ile ... arasında bir evlilik olmadığı, halde yersel yazım sırasında tarafların nüfus siciline evli gibi yazıldıklarının anlaşıldığını, ...’nin de mahkeme huzurunda bunu kabul ettiğini, nüfus sicilindeki kaydın yok hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini, ...’nin bu hükümde maddi kazançlar da elde ettiğini, 1975 de kesinleşen karardan 35 yıl sonra bu davadaki talebin ...’in yüklü mirası sebebiyle kötüniyete ve fırsatçılığa dayandığını, aslında evli olmadıkları halde evli gibi yazım bulunduğunu, tamamen idari hatadan kaynaklanan evlilik kaydının düzeltilmesi gerektiğini açıklanarak davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1975/460 esas 1975/237 karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali ile, muris ...'un tüm mirasçılarını gösterir ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/649 esas 2008/525 karar sayılı mirasçılık belgesinin geçerli sayılmasına karar verilmesi üzerine hüküm bir kısım davalılar vekili Av...., davalılardan ... vekili Av.... ..., bir kısım davalılar vekili Av...., bir kısım davalılar vekili Av.... ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, mirasçılık belgesinin iptali ile ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/649 Esas 2008/525 Karar sayılı mirasçılık belgesinin geçerli veraset belgesi olarak tespitine karar verilmesi ist... ilişkindir Davacılar vekili muris ...’in dava dilekçesinde yazılı davalar tarafından alınan iki adet mirasçılık belgesinde sadece eşi Ayşe’den olma davalıların mirasçı olarak göründüklerini, oysa ikinci eşi ...’nin ilk eşinden olma çocukları nedeniyle davacıların da mirasçı durumunda olduklarını, bu hususta ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/469 Esas 2008/525 Karar sayılı mirasçılık belgesi de aldıklarını açıklayarak ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali isteğinde bulunmuştur. Davalı taraf ise genel olarak ... ile ... arasında geçerli bir evlilik bulunmadığını, nüfus kaydında yazılı evlilik ile ilgili Mahkemenin verdiği iptal kararı olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Dosya arasındaki kayıtlar ve belgelerin incelenmesinde, ... ve Behiye’den olma 01.07.1890 doğumlu muris ...’un 20.02.1975 tarihinde öldüğü, evlilik tarihi yazılı olmamakla beraber Ahmet kızı 1895 doğumlu ve 28.02.1961 tarihinde ölen ...’nin eşi olarak kayıtlı olduğu, davacıların da ... ile ...’den olma çocukları sebebiyle altsoy durumunda bulundukları, yine ...’in ikinci eşi olarak görünen ... Tuncer (Teymur) ile evlenmenin 22.10.1935 tarihinde tescil edildiği, ...’nin de 09.09.1984 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. İptali istenen ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar ve ... 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.10.2000 tarih 2000/955 Esas 2000/1021 Karar sayılı mirasçılık belgelerinde ..., ... eşi olarak kabul edilmemiş ve dolayısı ile ...’nin ikinci eşi ...’den olma altsoyu davalılar bu mirasçılık belgelerinde mirasçı olarak yer almamışlardır. Davalılar tarafından alındığı anlaşılan ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/649 Esas 2008/525 Karar sayılı mirasçılık belgesinde ise ...’nin ... eşi olarak kabul edilmesi sebebiyle ...’nin ikinci eşi ...’den olma altsoyu davalılara miras payı verilmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.06.1975 tarih 1975/121 Esas 1975/188 Karar sayılı ilamın incelenmesinde, davacılar olarak Ahmet ..., ...,... ve Ayşe ... vekili Av....’in, davalı olarak ... vekili Av.... ve ... Nüfus Memurluğu'nun gösterildiği, evliliğin mevcut bulunmadığının tesbiti ile kaydın iptali ve nüfus tashihi davasında Mahkemece “davacıların davalı ... Teymur’a 40.000 TL nakit para, ... köyü Köyiçi mevkiinde kain 4 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın tamamıyla içindeki evden alttan ve üstten birer oda olmak üzere davalının ölünceye kadar da üzerinde herhangi bir tesis yapmamak ve intifa hakkının davacılar tarafından davalıya devredilmesine, ... ili ... ilçesi ... bucağı ... köyü cilt 12 sahife 119, hane 10’da nüfusa kayıtlı ... ile aynı nüfusa kayıtlı ...’un evlilik kaydının iptaline, karar kesinleştikten sonra nüfusa teskere yazılmasına” karar verildiği ve kararın usule uygun tebliğler sonunda temyiz edilmeksizin 11.06.1975 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu ilamda, “Davacı tarafından 27.3.1974 tarihli dilekçe ile davalı ... Teymur’un ... ile herhangi bir evliliği olmadığı halde eş gibi nüfusa yazımının yapıldığı, bu nedenle bu kaydın iptaline karar verilmesinin istendiği, davalı ...’nin ise 12.5.1975 tarihli yargılama oturumunda davanın doğru olduğunu belirterek evlilik kayıtlarının iptaline karar verilmesini ancak kendisine 40.000 TL nakit para, ... köyü Köyiçi mevkiinde kain 4 ada 7 parselde kayıtlı taşınmazın tamamıyla içindeki evden alttan ve üstten birer odanın intifa hakkının verilmesinin istendiği, davacıların da bunu kabul ettikleri, getirtilen nüfus kayıtlarında davalı ...’nin nüfus kayıtlarının ... köyü 25 haneden geldiği, bu kayıtlar getirilmesinde ...’nin ... ile evli olduğunun, ...’in 15.2.1932 yılında öldüğünün, ...’nin halen dul olduğunun yazılı görüldüğü” anlaşılmıştır. Davacıların talebi, savunma, dosya kapsamı ve getirtilen belgelere göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için muris ... ile ...’nin evli kabul edilip edilmeyeceklerinin, evliliğin yokluk veya mutlak butlan karşısındaki durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyada üç adet bilirkişi raporu alınmıştır. 28.10.2009 tarihli ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Dr. ... Yılmaz tarafından düzenlenen raporda “Davacıların murisi ...'nin kök muris ...'in mirasçısı olduğu ve ...'nin ölümü ile ona düşen 1/4 miras payının ilk eşinden olma çocukları ... ve Durmuşali Tuncer mirasçılarına intikal edeceği, ...'nin mirasçılığı ketmedilerek alınmış olan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 1975/460 Esas 1975/237 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptali gerektiği, ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2008/649 esas 2008/525 karar sayılı mirasçılık belgesinin geçerli olduğu” belirtilmiştir. İtiraz üzerine alınan 12.01.2011 tarihli ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Şebnem Akipek Öcal’ın raporunda ise “... ile muris ... arasında 1975 tarihli ilamın da açıkça ortaya koyduğu gibi, geçerli bir evlilik ilişkisinin kurulmadığı, evliliğin yok evlilik hükmünde olduğu ve dolayısıyla ...'nin mirasçı sıfatının bulunmadığı” bildirilmiştir. İki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi amacı ile alınan ve Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Erman, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turgut Öz, Marmara Üniversitesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Helvacı tarafından düzenlenen 24.10.2011 tarihli raporda “...'un yasal mirasçı olamayacağı, ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.04.2008 tarih 2008/649 esas 2008/525 karar sayılı mirasçılık belgesinin iptal edilmesi gerektiği” ifade edilmiş ancak davalı tarafın ...'ye ait nüfus hüviyet cüzdanı ve evliliğine ilişkin nüfus kütüğünü sunması üzerine aynı heyetten alınan 06.04.2012 tarihli ek raporda ise “... ile muris ... arasında nüfus kütüğündeki kayıt dikkate alındığında evlilik ilişkisi bulunduğu sonucuna varılırsa, söz konusu evliliğin ikinci evlilik olduğu ve henüz butlan kararı verilmeden murisin ölümüyle son bulması üzerine ...'un yasal mirasçı sıfatını kazanmış sayılacağı” açıklanmıştır. Mahkeme tarafından, sunulan nüfus kayıtlarının resmi belge niteliğinde olduğu ve bu resmi belgelerle kök muris ... ile ... arasında resmi evlilik olduğu hususunun ispatlandığı, davadaki hukuki sorunun kök murisin ilk eşi ... ile evli iken resmi evlilik yapıldığı, ... ile yapılan ikinci evliliğin geçerli olup olmadığı konusunda toplandığı, Medeni Kanunun 1926 yılında kabulünden sonra bir kimsenin evli iken bir başkası ile evlenmesinin mümkün olmadığı, ...’nin nüfus kayıtlarında eski eş olarak gösterildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki evliliğin iptali davasının muris ... ölmeden önce açıldığı, ...'un ölüm tarihinin dava tarihi sonrası olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.10.1994 tarihli kararında belirtildiği üzere; mirasın ölüm ile açılması halinde evlenme ile kazanılan haklar arasında değerlendirme yapılması ve hüsnüniyet kuralına bağlanmasının düşünülemeyeceği ve butlan nedeniyle evlenmenin iptali kararından önce ölüm nedeniyle evlilik sona ermiş olduğunda sağ kalan eşin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın mirasçı olacağı, yargılama sırasında aşamalarda alınan bilirkişi raporları ve yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alındığında her ne kadar kök muris ... ile ... arasındaki evliliğin ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptaline karar verilmiş ise de, kök muris ...'in ölüm tarihinde ... ile evliliği devam etmekte olup, muris ...'in ölümü ile evliliğin sona erdiği ve murisin ölüm tarihinde sağ kalan eş olan ...'nin mirasçı olduğu kanaatine varılmış, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Uyuşmazlığın çözümünde önemli olması sebebiyle öncelikle yokluk ve mutlak butlan kavramları üzerinde durulması gerekir. Kanunda özel olarak evlenmenin butlanı halleri arasında sayılmamış olmasına rağmen, evlenmenin kurucu unsurlarının bulunmadığı hallerde evlenme hükümsüz olacaktır. Bu durumlarda evliliğin yokluğundan söz edilecektir. Evliliğin yok hükmünde olması durumunda, evlilik hiç olmamıştır ve dolayısıyla evliliğin doğurduğu sonuçlar da meydana gelmemiştir. Bu hallerde evliliğin yokluğu iddiası için ayrıca bir dava açılmasına gerek duyulmamaktadır; ancak somut durumun evliliğin yokluğu hallerine girip girmediği çekimseli ise, bu durumda dava açılır ve dava sonucunda verilen karar da bir tespit kararıdır. Evlenme, aynı cinsten iki kişi arasında yapılmışsa, resmi memur önünde yapılmamışsa ve evlenmek üzere nişanlılardan biri olumlu iradesini açıklamamış ise yok sayılacaktır. Yokluk ifade eden işlemlerden dolayı kanun koyucu hak düşürücü süre veya zamanaşımı gibi dava açmayı önleyici ve kısıtlayıcı süreler kabul etmemiştir.Bu çeşit işlemlerin her zaman iptalleri istenebilir. Yokluk ifade eden işlem ve sözleşmelerde iyiniyete dayanılamayacağı gibi bunlar herhangi bir şekilde de geçerlilik kazanamazlar. Evliliğin mutlak butlanı sebepleri ise TMK’nun 145. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Buna göre ; Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması, eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması ve eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık olması hallerinde evlenme mutlak butlanla batıldır. Tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi, Türk Hukuku'nda da İslam Hukuku'nun aksine çok eşlilik kabul edilmemiş, Medeni Kanunun kabulünden sonra tek eşlilik benimsenmiştir. Dolayısıyla evlenecek kişinin evlilik anında evli olmaması, daha önce evli idiyse de önceki evliliğin sona ermiş olması gerekmektedir. Zira bu husus, TMK’nun 130. maddesinde “Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır” şeklinde yer alırken, TMK’nun 137. maddesinde de tarafların evlenmesinde yasal bir engel bulunması halinde, evlendirme memurunun evlenme başvurusunu reddetmekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal engellerden biri de evlenmek isteyen taraflardan birinin evli olmasıdır. Ancak, bir şekilde, önceki evliliğe rağmen evlilik işlemleri yapılmış ve tamamlanmış ise, ortada mutlak butlanla batıl bir evlilik var demektir. İkinci evliliğin yapıldığı eşin bunu bilmesi ya da bilmemesi, somut durumu değiştirmez. Zira, ikinci evlilik yasağı, kamu düzeni düşüncesiyle hüküm altına alınmış bir düzenlemedir. Ancak iki durumun birleşmesi halinde, ikinci evliliğin korunması, doktrinde de kabul görmüştür. Bunlar, ilk evliliğin ölüm, butlan, boşanma, gaiplik gibi nedenlerle ortadan kalkması ve ikinci evlilikteki eşin iyiniyetli olması,yani önceki evliliği bilmemesi ve bilecek durumda olmamasıdır. Evlenmenin yokluğunda, evlenme hiç meydana gelmemişken, evliliğin butlanında evlilik şeklen meydana gelmiş olmakla beraber, bazı noksanlıklardan dolayı sonradan ortadan kaldırılabilecek bir evlenme mevcuttur Bu bilgilerden sonra somut olay incelendiğinde, muris ... ile ... arasındaki evlilik 22.10.1935 tarihinde nüfusta tescil edilmiş ise de az yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 09.06.1975 tarih 1975/121 Esas 1975/188 Karar sayılı ilamı ile evliliğin mevcut bulunmadığının tesbiti ile kaydın iptali ve nüfus tashihine ilişkin dava sonunda ... ile ...’in evlilik kaydının iptaline karar verilerek kesinleştiği açıktır. Bu ilama ilişkin dava dosyasına ulaşılamamıştır. Ancak ilam içeriğinden davanın 27.03.1974 tarihinde ... sağ iken açıldığı, bu durumun ilam içinde “davacı 27.03.1974 tarihli dilekçesi ile” şeklinde belirtildiği, yargılama sırasında ...’in ölümü ile davada mirasçıların yer aldıkları, ...’nin de bir takım maddi istekleri olmuşsa da neticede davanın doğru olduğunu açıklayarak evlilik kaydının iptaline karar verilmesini bildirdiği görülmektedir. Bu durumda ... ile ... arasındaki evlilik kaydının iptaline ilişkin bu ilamın yok hükmündeki evliliğin mevcut olmadığının tesbiti olarak kabul edilmesi gerektiği, ikinci evliliğin iptali olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Tesbit hükmündeki bu ilam ile ... ile ... arasında kayıttaki evliliğin tescil işlemi hiç olmadığından iptal edilmiştir. Başka bir anlatımla ... ile ... arasında kayıtta görünen evlenme yok hükmündedir. Yok hükmündeki bir evlenme sebebiyle mirasçılık sözkonusu olamayacağından ..., muris ...’in mirasçısı olarak kabul edilemez. Olayda mutlak butlan sebeplerinin irdelenmesine gerek olmadığı gibi ...’in ilk eşi ...’nin evliliğinin ... yönden bir önemi de bulunmamaktadır. Yoklukla malul bulunan evlilik halinde önceki evliliğin bir önemi olamaz. Yok hükmündeki evlenme halinde evlilik hiç olmadığı için dolayısıyla evliliğin doğurduğu sonuçlar da meydana gelmeyecektir. Mahkemece, bu husus dikkate alınarak davanı reddine karar verilmesi gerekirken, mutlak butlandan hareketle yazılı şekilde kabule karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Diğer yandan, davacılar vekili ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.06.1975 tarih 1975/460 Esas 1975/237 Karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiğini ancak ... 5.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 18.10.2000 tarih 2000/955 Esas 2000/1021 Karar sayılı mirasçılık belgesinin de iptalini ıslah yolu ile istemelerine rağmen Mahkemenin ıslah istemlerini reddettiğini ileri sürerek temyiz itirazında bulunmuş ise de az yukarıda açıklandığı şekilde hüküm bozulmuş olup, bozma sebebine göre davacılar vekilinin temyiz isteğinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığı düşünülmüştür. Bir kısım davalar vekili Av...., davalılardan ... vekili Av.... ..., bir kısım davalılar vekili Av.... ve bir kısım davalılar vekili Av....’ün temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, bozma sebebine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın davalı Sebahat ve müştereklerine, ... ve müştereklerine, Serpil ve müşterekleri ile davalı ...'ya ayrı ayrı iadesine 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.