Başvurucular, Uşak ili Ulubey ilçesi Gümüşkol köyü yakınlarında bulunan ve siyanür kullanılarak işletilen altın madeninden 26/6/2006 tarihi itibarıyla çevreye siyanür yayıldığı, siyanürün zararlı sonuçlarına maruz kaldıkları iddiasıyla 26/10/2006 tarihinde Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, yaşam, maddi ve manevi varlıklarını koruma ve geliştirme, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama ve adil
Başvurucular, Uşak ili Ulubey ilçesi Gümüşkol köyü yakınlarında bulunan ve siyanür kullanılarak işletilen altın madeninden 26/6/2006 tarihi itibarıyla çevreye siyanür yayıldığı, siyanürün zararlı sonuçlarına maruz kaldıkları iddiasıyla 26/10/2006 tarihinde Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları tazminat davasında yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, yaşam, maddi ve manevi varlıklarını koruma ve geliştirme, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, davalı maden şirketinin faaliyetinin tedbiren durdurulmasını ve tazminat ödenmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 30/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 8/1/2015 tarihli görüş yazısına karşı başvurucular, 27/1/2015 tarihinde beyanlarını sunmuşlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Halil Kaya, Mahmut Kulalı, Tayyip Ada ve Hulusi Ada, siyanür kullanılarak işletilmekte olan Uşak ili Ulubey ilçesi yakınlarındaki altın madeninden 26/6/2006 tarihinde çevreye yayılan siyanürün zararlı sonuçlarına maruz kaldıklarını, aynı günlerde Eşme ilçesi ve yaşadıkları köyde birçok kişinin benzer belirtileri göstererek hastalanması üzerine kanlarındaki siyanür oranını ölçtürdüklerini ve ölüm tehlikesi atlattıklarını belirterek, 26/10/2006 tarihinde Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2006/465, E.2006/466, E.2006/467 ve 2006/468 sayılı dosyalarda açtıkları davalarda uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini talep etmişlerdir. Başvurucu Mehmet Horuş tarafından ise herhangi bir tazminat davası açılmamıştır. Mahkemece davaların E.2006/465 sayılı dosyada birleştirilmesine karar verilmiştir. Eşme ilçesinde meydana gelen toplu rahatsızlanmalar ve siyanür zehirlenmeleri iddiaları üzerine Eşme Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/492 sayılı dosyasında soruşturma başlatılmış, alınan bilirkişi raporuna göre, meydana gelen toplu rahatsızlanmalara şebeke suyundaki koliform bakteri sayısındaki artışın neden olduğu, maden faaliyetlerinin somut olayla bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. İtiraz üzerine Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 4/12/2006 tarihli kararıyla Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 9/6/2008 tarih ve E.2006/465, K.2008/247 sayılı kararıyla, Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında davalı maden şirketinde keşif yapıldığı, yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporuna göre davalı maden şirketinin çalışması sonucu toprakta ve suda herhangi bir kirlenmenin meydana gelmediğinin tespit edildiği, başvurucuların kanlarındaki siyanür düzeyinin normalin üzerinde çıkmasına rağmen, test edilen kan örneklerinin nasıl alındığının bilinmediği, başvurucularda meydana gelen rahatsızlık ile davalı madenin faaliyetleri arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda ise Yargıtay Hukuk Dairesinin 19/11/2009 tarih ve E.2009/442, K.2009/13091 sayılı ilâmı ile, İlk Derece Mahkemesince benimsenen ve Eşme Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan bilirkişi raporunda, su ve toprak örnekleri üzerinde araştırma yapılarak sonuca varıldığı, oysa davada maden şirketinin siyanür kullanarak yaptığı çalışmaların insan sağlığını olumsuz etkilediğinin iddia edildiği, siyanürün başvurucuların sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olup olmadığının ve bu durumun davalı maden şirketinin siyanür kullanarak altın madeni işletmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının üniversitelerin toksikoloji, patoloji, biyokimya ve farmakoloji bilim dallarında görevli öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınacak bir raporla tespit edilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 15/4/2010 tarih ve E.2010/2186, K.2010/4491 sayılı ilâmıyla reddedilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 29/1/2014 tarih ve E.2010/126, K.2014/23 sayılı kararla; toksikoloji, patoloji, biyokimya ve farmakoloji bilim dallarında görevli öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, toksisite konusunda güvenilir veriler elde edilmesine yönelik gerekli örnek alınma yöntemlerinin kullanılmaması nedeniyle siyanür zehirlenmesine kanıt olarak sunulan siyanür kan düzeyi raporlarının bilimsel olarak akut siyanür zehirlenmesine kanıt olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığının belirtildiği, tüm deliller, bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporu karşısında, tanıkların soyut beyanlarına itibar edilemeyeceği, başvurucularda meydana gelen rahatsızlık ve başvurucuların kanlarındaki siyanür düzeyinin yüksek çıkması ile davalı maden şirketinin faaliyetleri arasındaki illiyet bağının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Başvurucular, 30/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Karar, 8/8/2014 tarihinde temyiz edilmiş olup temyiz incelemesi halen devam etmektedir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun , ve maddeleri, (Mukaddes Özen ve Diğerleri, B. No: 2013/7740, 8/5/2014, §§ 15-22).