Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2340 E. , 2024/4038 K. T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/2340 Karar No : 2024/4038 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı-... VEKİLİ : Av.... 2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Otelcilik ve Turizm Ticaret A…
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2340 E. , 2024/4038 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2023/2340 Karar No : 2024/4038 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı-... VEKİLİ : Av.... 2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Otelcilik ve Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin (eski ünvanı ... Otel. ve Paz. San. ve Tic. A.Ş.) 2016-2022 yıllarına ilişkin emlak vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve gecikme zammından oluşan borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerinin, 30/01/2015 ve 23/05/2017 tarihli ticaret sicil gazetelerinde yayımlanan ilana göre..., 07/12/2017, 10/05/2018 ve 06/09/2021 tarihli ticaret sicil gazetelerinde yayımlanan ilana göre davacı olduğunun anlaşıldığı, davacının temsil ve ilzama yetkili olduğu dönemlerdeki tahsil edilemeyen amme alacaklarından sorumlu olduğu, 2016 ve 2017 dönemlerinde davacının kanuni temsilci olmadığı, yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan kişilerin kanuni temsilci sıfatıyla şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağından ödeme emrinin bu kısmında hukuka uyarlık görülmediği, ödeme emrinin 2018 ila 2022 yıllarına ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; yukarıda bahsedilen ticaret sicili gazetelerine göre şirketi temsil ve ilzam yetkisinin davacıya ait olduğu görüldüğünden 2018 ila 2022 dönemlerinde davacının kanuni temsilci olduğu ve tahsil edilemeyen amme alacaklarından sorumlu olduğu anlaşıldığından ödeme emrinin bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, ödeme emrinin 2016 ila 2017 yıllarına ilişkin kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden bulunmadığı belirtilerek, tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Davalı idarece asıl borçluya ait ve üzerinde otel binasının da bulunduğu taşınmaza haciz konulduğu, söz konusu haciz işlemleri sonuçlandırılmadan, alacağı karşılayıp karşılamadığı ortaya konulmadan kanuni temsilcinin takip edilemeyeceği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Davacının 2016 yılından bu yana asıl borçlu şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, 2018 ila 2024 tarihleri arasında ise kanuni temsilcisi olduğu, bu nedenle davacının 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin tahakkuk eden ve ödenmeyen borçlardan sorumlu olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı temyiz isteminin kabulü, davalı temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... Otelcilik ve Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin (eski ünvanı ... Otel. ve Paz. San. ve Tic. A.Ş.) 2016-2022 yıllarına ilişkin emlak vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve gecikme zammından oluşan borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun "bir ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 7 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrine konu amme alacağının 2016 ila 2017 yıllarından kaynaklanan kısmı, usul ve hukuka uygun olup davalı tarafından ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrine konu amme alacağının 2018 ila 2022 yıllarından kaynaklanan kısmına yönelik davacı tarafından yapılan temyiz istemine gelince; Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçları nedeniyle öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanun'da sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen borç şirketten tahsil edilemezse şirket kanuni temsilcisi hakkında takip yollarına başvurulacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi limited şirket ortaklarının sorumluluğundan farklı olarak, kanuni temsilcilerin 213 sayılı Yasa'nın 10. maddesi kapsamında sorumluluğuna gidilebilmesi için asıl borçlu şirketin tüm mal varlığının satılarak paraya çevrilmesi ve buna ilişkin muamelelerinin sonuçlanmış olması aranmamıştır. Tahsil dairesince yapılacak tahsil işlemlerinin herhangi bir aşamasında, haczedilen ya da tespit edilen asıl borçlu şirkete ait mal varlığı değerinin, borcu karşılamayacağının anlaşılması durumunda, kanun koyucu, kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli şartları yeterli görmüştür. Bunun için ayrıca borcu karşılamayacağı anlaşılan gerek hacizli olan, gerek hacizli olmayıp tespit edilen mal varlığının cebri icra yolu ile satılıp paraya çevrilmesinin beklenilmesine de gerek bulunmamakdır. Dosyanın incelenmesinden; davacının Türkiye Sicil Gazetesinin 07/12/2017 tarih ve 9468 sayılı ilanına göre 16/12/2019 tarihine kadar münferiden asıl borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 10/05/2018 ve 06/09/2021 tarihli ilanlardan da anlaşılacağı üzere bu görevinin 06/09/2024 tarihine kadar uzatıldığı, 2016 ila 2021 dönemlerine ait emlak vergisi ile fer'ilerine ilişkin vergi borçlarının vadesinde ödenmemesi nedeniyle şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete tebliğ edildiği ve borcun ödenmemesi üzerine yapılan mal varlığı araştırmasında banka hesaplarına, ... plakalı ve 1999 model aracına ve taşınmazına haciz konulduğu ancak banka hesaplarında borcu karşılayacak bir miktara rastlanmadığı, sözkonusu araca yönelik davalı belediye haczinden önce İcra Daireleri ve farklı Vergi Daireleri tarafından konulan onlarca haczin ve ihtiyati haczin bulunduğu, bu nedenle hacizli aracın satılması durumunda dahi kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği belirtilmiş ise de, asıl borçluya ait ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada ... sayılı parsele ilk olarak 14/02/2019 tarihinde 1.548.171,86-TL tutarlı emlak vergisi borcu için haciz uygulandığı, dosyada mevcut tapu kaydına göre davalı belediye haczinden önce 1.000.000,00-TL ve 4.250.000,00-TL tutarlı iki ayrı ipotek bulunduğu, sonrasında davalı belediyece aynı taşınmaz için 3.080,452,24-TL'lik tutar için 22/03/2022 tarihinde yeniden haciz uygulandığı, ancak davacının ilk haciz tarihi olan 2019 yılından 2022 tarihine kadar olan süreçte aynı taşınmaza konulan başka hacizler olup olmadığına ilişkin dava dosyasında takyidatlı tapu kaydı yada başka bir belgeye rastlanmadığı, Vergi Mahkemesince gerek bahsedilen taşınmaz hacizleri, gerekse de diğer hacizler yönünden herhangi bir inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın sadece alacağın tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı belirtilmek suretiyle hüküm kurulduğu, Bölge İdare Mahkemesince de kararın redde ilişkin kısmına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davalı Belediyece iki ayrı tarihte haciz uygulanan taşınmazın ... İlçesinde turistik önem arzeden değerli bir konumda bulunduğu ve yüz ölçümünün 33.338,94 metrekarelik bir alana sahip olduğu, ancak davalı belediyenin hacizlerinden önce başka alacaklar nedeniyle ipotek veya haciz işlemleri tesis edilip edilmediği, davalı belediyenin kaçıncı sırada olduğu, taşınmazın satılması halinde davaya konu borcu karşılayıp karşılayamayacağı hususunun araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın bu kısmı hakkında değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi.... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ödeme emrinin 2018 ila 2022 yılı emlak vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve gecikme zammına ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA, 3. Temyiz isteminde bulunan davalıdan...-TL maktu harç alınmasına, 4. Bozulan kısım yönünden, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 17/09/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.