Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, taraflar arasında gereğince ve ekte bulunan cari hesap ekstresi uyarınca .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında akdedilmiş olan ve borcun sebebini oluşturan 31.08.2014 tarihli hizmet sözleşmesinde geçerli bir yetki şartı mevcut olup yetkili mahkeme ve icra daireleri İstanbul merkez mahalleleri ve İstanbul merkez icra daireleri olarak
davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 12.06.2008 tarihinde, davalı bankadan 2 adet, toplam 232.180,00 USD sözleşme bedelli 36 ay vadeli ticari araç kredisi kullandığı, bu kredi ile kredi konusu araçların müvekkili tarafından satın alarak adına tescil ettirildiği ve araçlar üzerinde davalı lehine rehin işlemi tesis edildiği, Rekabet Kurulunun 8 Mart 2013 tarihinde aralarında davalının da bulunduğu 12 bankanın, 21.08.2007- 22.09.2011 tarihleri arasında, kredi faizlerinin belirlenmesinde kartel-uzlaşma oluşturduğunu tespit ettiği ve idari para cezasına hükmettiği, bu kararın Danıştay tarafından 2015/2445 Esas-2015/4605 Karar sayılı 16.12.2015 tarihli kararı ile onandığı, Rekabet Kurulunun bahse konu kararında davalı bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle aleyhine 14.875.404,00 TL idari para cezası verildiği, davalının diğer bankalarla anlaşarak yüksek faiz uyguladığı dönemde müvekkilinin kredi kullanması nedeniyle zarara uğradığı ve kredi maliyetinin yüksek olduğu, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. maddesinde, "Her kim bu kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekaheti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur" ifadesinin yer aldığı, aynı kanunun 58. maddesinde işe "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilir. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alımarak hesaplanır, ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın va da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.” denildiği, bu düzenlemelere göre, davalı bankanın 21 Ağustos 2007 ve 22 Eylül 2011 arasında kartel fatzi uygulamak suretiyle bu tarih aralığında müvekkilinin kullanmış olduğu krediler nedeniyle uğradığı zararının belirlenerek, bu zararın 3 katı tutarında tazminatın, kredinin kullanımı esnasında müvekkil şirketten alınan haksız masraf ve komisyonların tamamının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; 6100 sayılı HMK.107. maddesine göre belirlendiğinde arttırılmak üzere, şimdilik 500,00.-USD'sinin kredi kullanımı tarihinden itibaren işleyecek yabancı para cinsinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.