Ortaklık sözleşmesiyle ortaklardan birine verilen yönetim yetkisi, haklı bir sebep olmaksızın, diğer ortaklarca kaldırılamaz ve sınırlanamaz. Ortaklık sözleşmesinde yetkinin kaldırılamayacağına ilişkin bir hüküm bulunsa bile, haklı bir sebep varsa, diğer ortaklardan her biri yönetim yetkisini kaldırabilir. Haklı sebepler, özellikle yönetici ortağın görevini aşırı ölçüde ihmal etmesi veya iyi yönetim için gerekli olan yeteneği kaybetmesi durumlarında vardır.
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, mevcut ticari ilişki uyarınca, müvekkili tarafından söz konusu Avrupa bölgesi ülkeleri ile ... de bulunan operatörler ile müvekkilinin sözleşme imzalaması için bu operatörlerle görüşmeler yürütmek üzere tayin edilen ... merkezli şirket olduğunu, yapılacak sözleşmeler uyarınca operatörler yurtdışında yayınlanan televizyon kanallarının her bir abonesi için müvekkiline sözleşmede belirlenen miktarlarda ödeme yapacağını, 2004 yılından 2012 yılının son çeyreğine kadar elde edilen gelir her üç ayda bir davalı tarafından müvekkiline belirlenen şekil ve şartlarda ödendiğini, ancak 2012 , 2013 ve 2014 yıllarının bir kısım dönemlerine ait ücretler müvekkili adına müvekkili müşterilerinden davalı tarafından toplanmasına ve en son 13/09/2013 tarihli e-posta mesaj ile söz konusu meblağın ödenmesi kendisiden talep edilmesine rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkilinin toplamda 1.813.389,80-TL faturaya dayalı alacağının bulunduğunu, davalının sözleşmeye açık aykırılık teşkil ettiğini belirterek davalının sözleşmesel edimini ifa etmediğinden bahisle sözleşmeye aykırı davrandığının tespitini, müvekkili uğramış olduğu/olacağı maddi zararlara karşılık olmak üzere maddi tazminat ve zedelenen ticari itibari sebebi ile manevi tazminat talep etme hakkının saklı tutulmasını, toplam 1.813.389,80-TL olan faturaya dayalı alacağının temerrüt tarihi olan 17/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığını, iş bu sunulan dilekçenin cevap dilekçesi olarak kabul edilerek sunulan itiraz ve beyanlar doğrultusunda yargılama devam edilmesini talep ettiklerini, yetkili mahkemenin Brüksel Mahkemeleri olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise uyuşmazlığa Hollanda Hukuku'nun uygulanmasını talep ettiklerini, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olması seebiyle davanın alacak davası olmadığını, adi ortaklık ilişkisinin feshi neticesinde tasfiye edilmesi ve tasfiye paylarına ilişkin taleplerin sunulduğu bir dava olduğunu, adi ortaklık tasfiye edilmediği sürece davacı şirketin alacaklı olduğu sonucuna varılamayacağını, davacı şirketin, müvekkili şirketle aralarında kurulu ortaklık yapısında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini ve ortaklığı zarara uğrattığından bahisle müvekkili şirket ortaklığın 3.kişilere sunmayı amaç edindiği hizmetin, ortaklık tarafından kusursuz olarak yerine getirilmesi amacıyla faaliyetleri kapsamında ortaklığın müşterilerini bilgilendirdiğini, TBK 629.maddesi hükmü ile kanun müvekkili şirkete özen borcu yüklenmiş olup bunun gereğinin müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, davacı şirketin alacağının kaynağı olarak gösterdiği faturaya ve içeriğine itiraz ettiklerini, fatura ilişkisini düzenleyen hukuk düzeninni Türk Hukuku olmadığından bu konudaki TTK hükümlerinin uygulanamayacağını, mahkeminin aksi kanaatte olması halind faturanın muhteviyatına ve tebliğine itiraz ettiklerini belirterek öncekilke taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklı ilişkisi olması nedeniyle davanın reddine, ortaklığın tasfiyesine, Amerika da ve Avusturalya da adi ortaklık adına müvekkili şirket tarafından gerkçekleştirilen yatırımla için yapılan harcamalar da göz önünde bulundurularak tarafların hak ve borçlarının tespiti ile tasfiye paylarının belirlenmesine, davacının faturaya dayalı taleplerine itirazlarının kabul edilerek davasının bu yönüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasındaki davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin davalının hukuka aykırı davranışları nedeniyle haklı nedenlerle erdiğinin tespiti ile müvekkilinin davalıdan 2013 yılının üçüncü çeyreği için doğmuş olan toplam 658.158,11 TL alacağının temerrüt tarihi olan 30/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, 2013 yılının dördüncü çeyreği için doğmuş şimdilik 10.000,00 TL alacağının 30/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, miktarı henüz belirlenemeyen işbu alacak kısmı için davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne ve ve davanın aralarında bağlantı olan Bakırköy .... ATM'nin ... E sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.Birleşen Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasındaki davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde özetle; 2004 yılında taraflar arasında başlayan ticari ilişkinin 2012 yılının son çeyreğine kadar devam ettiğini, ancak bu dönemden sonra davalının ödeme yapmayı durduğunu, 08.11.2013 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona erdiğini, fesih tarihinden sonra da davalının müvekkilinin alacaklarını bazı operatörlerden haksız olarak tahsil etmeye ve uhdesinde tutmaya devam ettiğini, söz konusu alacak için müvekkilince 16.05.2014 tarihli fatura tanzim edilip davalıya gönderildiğini, 01.01.2014 tarihinden sonra davalı tarafından operatörlerden hukuka aykırı olarak 3.253,53 Avro tahsil edildiğini, bu tutarın da 16.05.2014 tarihli faturaya dahil edildiğini beyanla 2014 yılının birinci çeyreği için 3.253,53 Avro karşılığı olmak üzere 9.489 TL faturaya dayalı alacağın temerrüt tarihi olan 05.06.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.