T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/571 Esas KARAR NO : 2025/925 DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ : 06/08/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın ... AŞ... sicil nosu ile davalı kurum olan ... Ticaret Odasının kayıtlı üyesi olduğunu, davacı firmanı…
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/571 Esas KARAR NO : 2025/925 DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ : 06/08/2025 KARAR TARİHİ : 03/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın ... AŞ... sicil nosu ile davalı kurum olan ... Ticaret Odasının kayıtlı üyesi olduğunu, davacı firmanın tek ortaklı yapıya sahip olduğunu, firma sahibi ve yetkilisi ... olduğunu, bilindiği üzere Anonim şirketlerde en fazla 3 yıl olan imza yetki süresinin dolması sebebi ile müvekkil firma genel kurul düzenlemiş ve imza yetki süresinin uzatılma kararı aldığını, bahse konu genel kurul kararı 07.08.2024 tarihinde ... Ticaret Odası Sicil Müdürlüğü'ne tescili için sunulmuş ancak bir takım sebepler öne sürülerek iade işlemi yapıldığını, iade nedenleri olarak Mersise girilen süre sayı madde tadilinin çıkarılması, temsil ve görev dağılımına ilişkin YK kararı ve şirket üzerindeki takyidatın kaldırılmasının gösterildiğini, takyidat haricindeki diğer nedenler giderilmiş ve tekrar dilekçe verildiğini, dilekçelerine karşı taraflarına herhangi bir cevaben tebliğ işlemi gerçekleşmediğini ancak sistem üzerinden kontrol edildiğinde iade sebeplerinin devam ettiği , şirket ortağının şirket paylarına CMK gereğince elkonulduğu, iş bu hisselerin kayyum ile temsili gerektiği, bu sebeple hisselerine el konulan ortağın katılmadığı ve ortağı temsilen kayyım tarafından imzalanan karar ile başvuru yapılmasını, ya da elkoyma kararının kaldırıldığına dair elkoyma kararını veren makamdan yazı getirilmesini şeklinde karar verildiğini, bu kararın taraflarına tebliğ edilmediği için taraflarınca 01.08.2025 tarihinde öğrenilmiş ve süresi içerisinde itiraz ve dava yoluna başvurulduğunu, ... Ticaret Odasının ilk önce takyidat olarak adlandırdığı ve daha sonra şirket ortağının hisselerine el koyma kararı olarak belirttiği durum bir tedbir kararından ibaret olduğunu, bu tedbir kararı şirket işlemlerini durdurmayı ya da engel olmayı amaçlamadığını, davacı firma ...AŞ firması ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın...Soruşturma numaralı dosyasından yapılan talep ile ... 7. Sulh Ceza Hakimliğinin ...D İş dosyası üzerinden verilen şirket ortağının şirketteki ortaklık payına elkoyma kararı tedbiri uygulandığını, soruşturma neticesinde ... 18. Ağır Ceza Mahkemesine dava açılmış ve ... Esas no ile halen devam ettiğini, kovuşturma makamı tensip zaptında tedbir kararlarının devamına hükmettiğini ancak bu tedbirin şahsi bir tedbir olup şirketin tüzel kişiliği ile alakalı olmadığını, bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında şartlarının varlığından bahisle gerçek kişinin bir şirkette bulunan ortaklık payına elkoyma, yalnızca o gerçek kişi ortağın malvarlığını etkilemeli ve tüzel kişiliğinin yönetimi ile iktisadi veya hukuki yapısını etkilememesi gerektiğini, şirketin bir gerçek kişinin imzası ile yönetildiği ve borçlarının ödendiği dikkate alındığında, yöneticisinin imza yetki süresi dolduğunda , tüzel kişiliğin hareketleri kısıtlanabilmekte ve hatta şirket işlevsiz kalabildiğini, bu durumda, şirketin borcunun ödenmesi sağlanamadığından ve şirketin hak ve borçlarına sahip çıkamadığından ve esasında elkoymaya ve ayrı bir kişiliği olan şirketin haksız uygulama ve çözümsüzlükle karşı karşıya bırakıldığı bir durum ortaya çıktığını, CMK m.128 öngörülen elkoyma; esasında gerçek kişinin veya şirketin malvarlığın azaltmak, onu zarara uğratmak veya çalışamaz halde bırakmak için değil, iddiaya konu suçlarla irtibat ve delillerinin elde edilmesi amacı başta olmak üzere, ileride tatbiki muhtemel müsaderenin karşılıksız kalmamasını da gözetmeyi hedeflediğini, elkoymanın gerçek kişi ile sınırlı olduğu ve tüzel kişi şirketin faaliyetlerine devam etmesi gerektiği durumda, bu elkoymanın şirketin malvarlığını etkileyip hareket kabiliyetini kısıtladığı durumda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 1. Ek Protokolü’nün “Mülkiyetin korunması” ve Anayasanın da yine mülkiyet hakkını güvenceye alan 35. maddesinin ihlali gündeme gelebileceğini, .... Ticaret Odasının bahse konu tescil işlemini yapmaması hukuka uygun olmadığını, bu sebep ile iş bu davayı ikame etme zorunluğunun hasıl olduğunu belirterek açıklanan sebepler ile ticaret sicil memurunun işlemine itiraz ettiklerini ve davacı firma...AŞ ortağı/sahibi ...’ın imza yetkisini uzatan genel kurul kararının tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın konusu genel kurul kararının tescil başvurusunun iadesine ilişkin olup; öncelikle konuya ilişkin bir red kararı bulunmadığı ve dava konusu tescil başvurusunun iade edildiği belirtildiğini, bu bakımdan, davanın usûl yönünden reddinin gerektiğini, huzurdaki davada davalı Müdürlük tarafından verilmiş bir red kararı bulunmadığından ve sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ise de; bir an için kabul edilmemekle birlikte, davalı Müdürlük tarafından verilen cevabın (iade işleminin) sayın mahkemenizce red kararı olarak kabul edildiği ahvâlde, TTK m. 34'e göre, ilgililerin Ticaret Sicili Müdürlüğünce verilecek kararlara karşı tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde (hak düşürücü süre) itiraz edebileceği hükmüne aykırı olarak hak düşürücü süre bittikten sonra dava açtığı ve bu sebepten huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin açık olduğunu, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, ...7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.02.2024 tarih ve... D.İş sayılı kararıyla, "şirketin ortaklık paylarına 5549 sayılı Kanun'un 17. maddesi yollamasıyla CMK'nın 128. maddesi gereğince EL KONULMASINA karar verildiği" hususu müvekkil Müdürlüğe, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun 20.02.2024 tarihli ve ... Soruşturma sayılı yazısıyla bildirildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve buna ilişkin ikincil mevzuat hükümleri gereğince ve bunun bir neticesi olarak da, anonim ve limited şirketlerde oy hakkı ve aslında, genel kurula katılım hakkı da hissedarlıkla doğrudan ilintili ve hisseden ayrılamaz nitelikte bir hak olduğundan; yani genel kurula katılım ve oy hakkı, adeta hissedarlığın doğal bir uzantısı durumunda bulunduğundan; hisselerine el konulan ...'ın hissedar sıfatı ile hiçbir işlem yapamayacağı gibi, dava konusu genel kurul kararını alarak, bunun tescili başvurusunda bulunamayacağından, elkoymaya ilişkin ticaret sicili müdürlüklerinin istisnasız uygulaması doğrultusunda ve mevzuata uygun olarak değerlendirildiğini, dava konusu şirkette tedbir-elkoyma kararı kaldırılana kadar, ...'ın hissedarlık sıfatı bitmiş gibi ve/veya şirket paylarının donmuş olduğu şeklinde değerlendirmesi gerekir, zira elkoyma kararı ile zilyedin/malikin tasarruf yetkisinin kalktığı noktasında hiçbir tereddüt olmadığını, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarihli bir kararının da bu yönde olduğunu, hal böyle olunca da; dava konusu şirket hissedarı sıfatı ile ne karar alabilir, ne de dava konusu şirket adına herhangi bir işlem tesis edilebilir olduğunu, müsadere neticesinde hissedarlık kaybedilecek ve bununla ilgili tescil işlemi de yapılacağı hâlde; müsadereye kadar uygulanan ve adeta müsaderenin bir aracı olan elkoyma kararı, müsadereye ilişkin bir tedbir olarak müsadere ile amaçlanan doğrultuda ve dolayısıyla, hissedarın hissesi ile ilgili herhangi bir işlem yapamaması ve adeta hissedarlık sıfatının donması, durması gibi sonuçlar doğurur ve bu bakımdan da, ortağın hisseleri ile bağının nihai olarak sicil kayıtlarından silinmesi söz konusu olmasa da, hisselere elkoyma kararı gereğince müsaderenin diğer tüm sonuçları doğar ve ilgili hissedar sıfatı ile hareket edemez, zaten bu sebeple de faal şirketler bakımından şirketin işlemlerini yürütebilmesi başka türlü mümkün olmadığında kayyım atandığını, şirket gayrifaal ise veyahut da hissesine elkonulan kişi dışındaki ortaklar ile işler yürümekte ise, kayyım dahi atanmamakta veyahut da buna gerek duyulmadığını, dava konusu şirketin tüm hissedarlarının/tek pay sahibinin hisselerine el konulmuş bulunduğundan, dava konusu edilen şirketin ortağının katılımı ile herhangi bir karar alabilmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafça, ilgili tedbir kararını veren ve dolayısıyla, tedbirin içeriğini belirleme yetkisini haiz kurum olan savcılıktan/mahkemeden tescilin yapılıp yapılamayacağı hakkında bir izin yazısı müracaatında bulunulmadığı gibi ilgili makamdan izin alındığında dair bir belge de tescil müracaatında davalı Müdürlüğe ibraz edilmediğini, buna göre açıklandığı üzere, hisselerine elkonulan kişinin, elkoymanın doğal sonucu olarak, elkonulan hisselerle ilgili herhangi bir hakkı kullanamaması ya da hisselerle ilgili herhangi bir tasarruf işlemi yapamaması olduğundan; hatta hisselerine elkonulan kişinin hisselerle kural olarak bağı tedbir-elkoyma kararı kaldırılana kadar koptuğundan/donduğundan/durduğundan ve yine, elkoymanın doğal sonucu dışında daha esnek uygulanmasına ya da kuralın istisnai yorumuna da, ancak tedbir makamı karar verebileceğinden; davalı Müdürlüğün iadesinde herhangi bir hukuka aykırılık/hatanın olmadığını, son olarak açıklandığı üzere elkoyma bir tedbir kararı olduğundan tedbir neticelerini doğurur; elkoyma kararı sonrasında, elkoyma tedbir mahiyetinde olduğundan elkoymaya ilişkin nihai karar olan müsadere kararı verilene ve dolayısıyla, müsadere işlemi uygulanana kadar, ticaret sicili kayıtları değişmemekle birlikte; bunun dışında, neticeleri itibariyle müsadere ile elkoyma aynı sonuçlara sahip olduğunu, başka bir deyişle; elkoyma tedbiri ile müsadere şeklinde verilen ve tescil noktasında iki kurum arasında fark olması da yalnızca kesinleşmiş nihai karar ile tedbir arasındaki usûl farkından kaynaklandığını, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, müvekkil müdürlüğün işlemi hukuka ve mevzuata uygun olup; müvekkil davanın açılmasına sebep olmamıştır ve bu nedenle de “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkil Müdürlüğün mevzuata uygun olarak işlem yaptığından, davanın açılmasına neden olmayan müvekkil bakımından, davanın reddi ile davanın açılmasına neden olmayan müvekkilin yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulmaması gerektiğinin açık olduğunu belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davacı şirket ticaret sicil bilgileri dosyamız içerisine alınmıştır. Dava, Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasıdır. Eldeki dava şirket tüzel kişiliği adına açılmış bir davadır. Bilindiği üzere, şirket tüzel kişiliği adına dava açma yetkisi, ticaret sicilinde şirketi ilzama yetkili kişi tarafından veya bu kişinin tayin ettiği vekil tarafından açılması mümkündür. İncelenen ticaret sicil dosyasında, davacı şirketin esasen tek ortaklı bir şirket olduğu ve son seçilen yetkilisinin de tek ortak olan ... olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davanın da şirket yetkilisi sıfatıyla ...'ın şirket namına atadığı vekil vasıtası ile atandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, dava dilekçesinde de kabul edildiği üzere, ... 7. Sulh Ceza Hakimliği'nin 20.02.2024 tarih ve ...D iş sayılı kararı ile ...'ın ortaklıktan kaynaklı paylarına tedbir konulmuştur. O halde, davacı şirketin tedbir kararından önce seçilmiş bu yöneticisinin, yönetim ve temsil hakkı ortak/hissedar olmaktan kaynaklandığına göre, anılan tedbir kararı ile ortağın yönetim ve temsil hakkına dahi tedbir konulduğunun kabulü gerekir. O halde, dava açıldığı tarih itibari ile ve halen ...'ın şirketi ilzam ve temsil yetkisi bulunmadığından, bu kişinin verdiği vekaletname ile şirket adına eldeki davanın açılması dahi usulen mümkün değildir. Aktif dava ehliyeti bulunmadığından, 6100 sayılı HMK'nın 51, 114/1-(d) ve 115/2. maddelerine göre davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının usülden REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin, davanın açılmasına sebep olan ilgili ...'dan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.03/12/2025 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır