11. Hukuk Dairesi 2023/1558 E. , 2024/505 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/252 Esas, 2022/1488 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1415 E., 2018/479 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf ve…
**11. Hukuk Dairesi 2023/1558 E. , 2024/505 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/252 Esas, 2022/1488 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1415 E., 2018/479 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin, temyize konu ettiği reddedilen işlemiş faiz miktarı 4.341,60 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 10.11.2022 itibarı ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddi gerekmiştir. 2.Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 06.10.2011 tarihli sözleşme uyarınca davalının müvekkiline ait iş yerindeki bir kısım malzemeyi çıkardıktan sonra iş yerini en geç 16.03.2012 tarihine kadar teslim etmesi gerektiği halde bunu yerine getirmediğini, davalı cevap dilekçesinde belirtilen tutanakta adı geçen ...'in müvekkili şirket adına taşınmazı teslim alma yetkisinin olmadığını, tutanak içeriğinin gerçeği yansıtmadığını, 8 günlük sürede iş yerinin tesliminin mümkün olmadığını, davalıya keşide edilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine, sözleşmede iş yerinin belirlenen sürede tahliye edilmemesi halinde öngörülen paranın tahsili için başlattıkları icra takibine davalının tümü ile itiraz ettiğini, protesto masrafı yönünden itirazın kabul edildiğini ancak diğer itirazların haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline satılan malzemelerin müvekkili tarafından teslim alınarak taşınmazın boşaltılarak 14.10.2011 tarihinde davacı şirket yetkililerine teslim edildiğini, bu konuda düzenlenmiş olan tutanakları sunduklarını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada davacı tanığı olarak dinlenen ...'in yeminli beyanında, "2011 yılı Ekim ayı gibi davacı şirkete ait fabrikanın kapatıldığı tarihe kadar depo sevkiyat sorumlusu olarak fabrika binasında çalışıyordum. Davacı şirket fabrikasını kapattıktan sonra içerisinde bulunan çalışır durumda olan ve çalışır durumda olmayan makinelerini davalı şirkete sattı, davalı şirketin makineleri fabrika binasından ilk kez teslim aldıkları tarih 2011 yılının Ekim ayı gibi idi ancak tamamen boşaltıp makineleri götürmeleri bir sonraki yılın Ağustos ayına kadar sürdü, tutanaktaki imza bana ait gibi görünüyor, ben zaten davacı şirketin yetkilisi de değilim sadece depo sorumlusuyum. Ben davacı şirketten ayrıldıktan sonra davalı şirkette çalışmaya başladım, fabrika binası içerisindeki makineler davalı tarafa teslim edildiği tarihten sonra 8 gün sonrasında fabrika binasının bana boş olarak bana teslim edildiği hususu doğru değildir, benim dikkat etmeden şirket adına yaptığım iş ile ilgili örneğin mal teslimi gibi hususlarda imzaladığım bir çok evrak bulunduğu için belki bu teslim tutanağını da bu şekilde imzalamış olabilirim, tutanak içeriğini tam hatırlayamıyorum zaten mal sahibi adına fabrika binasını teslim almak gibi bir ilgim de yoktur, ayrıca fabrika binası içinde bulunan makinelerin 8 gün içerisinde boşaltılması mümkün değildir, 2012 yılı Ağustos ayına kadar ben davalı şirket adına çalışan olarak aynı fabrika binası içerisinde bulunuyordum" şeklinde beyanda bulunduğu, ...'in 2011 yılı ekim ayına kadar davacı çalışanı olduğu, 2011 Ekim-2012 Haziran arasında davalı çalışanı olduğunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) dökümlerinden anlaşıldığı, duruşmada beyanının alındığı tarih itibarı ile davacı çalışanı olmadığı, davalı tanıkları ... ve ... fabrika binasının 2011 yılı Ekim ayı gibi boşaltıldığını beyan etmiş ise de, dinlenilen tüm tanıkların fabrika binasının 8 günlük bir süre içerisinde bulunan tüm makine techizat ve malzemeler ile birlikte boşaltmasının mümkün bulunmayacağına dair beyanları karşısında ve özellikte sonrasında davalı iş yerinde çalışmaya başladığı halde davacı lehine beyanda bulunan ...'in davacı lehine beyanda bulunması konusunda dava dışı sebep ileri sürülmediği, diğer tanık beyanlarının ... beyanlarını destekler mahiyette olduğu, 14.11.2011 tarihli tutanak içeriğinin doğru olmadığının anlaşıldığı, fabrika binasının sözleşmede belirlenen sürenin bitim tarihi olan 16.03.2012 tarihi itibari ile boşaltılmadığı, davacı taraf her ne kadar fabrika binasının 2012 yılının Ağustos ayında tam olarak boşaltıldığını iddia etmiş ve davacı tanıkları bu iddiaları doğrulamış ise de davacı tarafça bu konuda yapılmış bir tespit işlemi bulunmadığından dosyaya celp edilen SGK kayıtlarına itibar olunarak tanık ...'in davalı iş yerindeki en son çalışma kaydının 2012 yılının 6. ayında olduğu, davacı ihtarnamesinin de aynı tarihler itibari ile çekildiği, fabrika binasının anılan tarih itibari ile en son boşaltılmış olduğunun kabulü gerektiği, davacının 3 aylık 60.000,00 USD karşılığı 108.040,54 TL cezai şart alacağının icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ve 114,00 TL protesto mastafı ile birlikte icra takibinin devam etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabülüne ve icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, taşınmazın fiilen teslimi yerine davalı şirketin SGK kayıtlarına göre Ağustos 2012 tarihi esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; fabrikanın 14.10.2011 tarihinde davacıya teslim edildiğine dair davacı çalışanı ... ve iki adet şahidin huzurunda imzalanmış yazılı bir tutanak bulunduğunu, mahkemece bu tutanak mümzilerinden sadece ...’in tutanak hilafına beyanının esas alındığını fakat aynı tutanakta şahit olarak imza sahibi olan diğer mümzilerin tutanak içeriği ile uyumlu beyanlarının değerlendirmeye almadığını, ...’in yazılı ve imzası kabul edilmiş belge hilafına olan beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, ...’in “benim dikkat etmeden şirket adına yaptığım iş ile ilgili örneğin mal teslimi gibi hususlarda imzaladığım bir çok evrak bulunduğu için belki bu teslim tutanağını da bu şekilde imzalamış olabilirim" şeklindeki beyanın bu kişinin o dönemde davacı şirketi temsil adına yetkilendirildiğini gösteren bir başka delil olduğunu, bu kişinin davacı adına benzer teslim-tesellümlerde bulunduğu anlaşıldığından, bu kişinin yetkili olmadığı yönündeki davacı savunmalarının gerçeği yansıtmadığını, fabrika binasının teslimine ilişkin olarak SGK kayıtlarına dayanılmasının doğru olmadığını, kabul edilen miktar üzerinden ayrıca inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilecek faizin yasal faiz olması gerektiğini, dava dilekçesinde 114,00 TL protesto masrafı ve bu tutarın fer'ilerine ilişkin itirazları kabul etmesine rağmen bu hususun gözardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç [adres satırı maskelendi] V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yinelemiş, yerel mahkemece, davacı tanığının hasımana bir tavrının olmasını gerektirecek bir durum olmadığı belirtilmişse de tanığın kısa bir süre müvekkili iş yerinde çalışması sırasında bir menfaat uyuşmazlığı yaşamasının mümkün olabileceğini, ...'in davacı şirket adına işlem yaptığını ve duruşmada alınan beyanlarına göre davacının ticari vekili gibi hareket ettiğinin kabulü gerektiğini, ayrıca lehlerine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davacıya ait iş yerinin belirlenen sürede boşaltılmadığı iddiasıyla, sözleşmede öngörülen cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 352, 632, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası. 4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle; A. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B. Davalı Temyizi Yönünden; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.