14. Hukuk Dairesi 2011/12322 E. , 2011/15006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşü
**14. Hukuk Dairesi 2011/12322 E. , 2011/15006 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 07.04.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.05.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalılardan ... ve ... vekili, ... dışındaki davalıların murisleri ...'dan intikal eden taşınmazı kardeşleri olan davalı ...'ya bıraktıklarını, Mustafa'nın da ...'e tapudan devrettiğini, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece tapu kaydındaki satış vaadi şerhinin terkin edildiği, son malik ...'in kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir. 18.01.1962 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile bir kısım davalıların murisi ... dava konusu 521 parsel sayılı taşınmazı davacıların murisi ...'a satmayı vaat etmiş ve taşınmaz teslim de edilmiştir. 25.09.1962 tarihinde tapuya şerh edilmiştir. Taşınmaz 26.02.2007 tarihinde davalı ...'ya intikal etmiş, şerh 27.10.2007 tarihinde kaldırılmıştır. Davalı ... adına ise 02.11.2009 tarihinde satış sonucu tescil edilmiştir. Hukukumuzda kişilerin satın aldığı şeylerin ileride kendilerinde geri alınabileceği kuşkusu taşımamaları, dolayısıyla toplam düzenini sağlama düşüncesiyle satın alan kişinin iyiniyetinin korunması ilkesi benimsenmiştir. Belirtilen bu ilke Türk medeni Kanunu m.1023 de aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyete dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki m.1024 de "bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır. Görülüyorki eldeki uyuşmazlığın çözümünde kayda sonradan tapu ile malik olan kişinin iyiniyetli olup olmadığı önem kazanmaktadır. Dinlenen tanıklar satış vaadine konu yerin 1962 yılından beri satış vaadi sözleşmesinin alacaklısı Mustafa Kemal, onun ölümü ile de çocukları olan davacılar tarafından kullanıldığını, ...'in de bu durumu bilmesi gerektiğini, civarda ...'in de tarlasının bulunduğunu beyan etmişlerdir. Taraflar, dar bir çevre olan köy yerinde ikamet etmektedir. Köyde yaşayan kişilerin hayatın olağan akışı gereği birbirlerini yakından tanıdıkları ve yaptıkları iş ve işlemlerden haberleri olduğunun kabulü gerekir. ... de aynı köyde tarımla iştigal eden bir kişidir. İyiniyet iddiasında bulunamayacak durumdaki kişinin kötüniyetinin diğer tarafca ayrıca ispat ettirilmesine gerek yoktur. Bu durumda davalı ... Türk Medeni Kanununun 1023.maddesinin korumasından yararlanamaz. Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden davanın reddi doğru olmamış, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine 06.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.