İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/01/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin ... ürünleri konusunda faaliyet gösteren teknoloji şirketi olduğunu, 1999 yılından itibaren faaliyet konusu gereği, endüstriyel otomasyon ve... ürünleri konusunda teknoloji sektöründe, özellikle ticari sır niteliğindeki yazılımlar/formüller ve teknolojik sis…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2023/1248 KARAR NO:2026/123 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:22/12/2022 NUMARASI:2020/843 Esas - 2022/889 Karar DAVA:Tazminat (Rekabet Yasağının İhlalinden Kaynaklanan) DAVA TARİH :11/11/2020 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/01/2026 Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA:Davacı vekili; müvekkili şirketin ... ürünleri konusunda faaliyet gösteren teknoloji şirketi olduğunu, 1999 yılından itibaren faaliyet konusu gereği, endüstriyel otomasyon ve... ürünleri konusunda teknoloji sektöründe, özellikle ticari sır niteliğindeki yazılımlar/formüller ve teknolojik sistemler üreten müvekkili şirketin, ürünlerini müşterilerine gizli fiyat politikası ile çoğu zaman kapalı zarf usulü ihalelere katıldığını bu nedenle hem ürünlerinin özellikleri/formülleri hem de ürün bedellerine ilişkin fiyat belirleme biçiminin gizliliği ticari faaliyetinin gereği olduğunu, teknoloji sektöründe ürün yaratma alanında çalışan personeller yanında satış temsilcileri de şirketlerin gizli ve rekabete zarar verecek sırlarına vakıf olarak çalıştığı, hatta şirketlerin müşterileri ile kurdukları fiyat politikalarını yöneten kişiler olarak büyük mali zarara ve müşteri kaybına yol açabilecek bir yetki ve bilgi sahibi olduğunu,bu nedenle çalışanlar ile çalışmanın yürütülmesi, Rekabet Yasağı sözleşmesi akdedilmesi sonrasında mümkün olabildiğini davalının 18.12.2017 tarihinde belirsiz süreli hizmet akdi ile müvekkili şirkette görevine başladığını ve 25.07.2019 tarihinde kendi isteğiyle iş sözleşmesini sona erdirene kadar Satış ve Pazarlama Temsilcisi olarak çalıştığını, davalının, müvekkili şirketin tüm üretim aşamalarına satış ve fiyat politikalarına dahil olması nedeniyle, işe başlangıç aşamasında hem de iş akdi sonlanma sürecinde iki ayrı "rekabet etmeme" sözleşmesi imzalandığını, davalının rekabet etmeme sözleşmesinde ilk sırada sayılan birinci rakip firmada çalışmaya başlayarak,taahhüdünü ihlal ettiğini, sözleşme gereği ödemesi gereken cezai şartın şimdilik 10.000-TL'sinin rakip şirkette çalışmaya başladığı tarihten itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH:Davacı vekili; 10.000-TL olan talebi 50.000-TL artırarak toplamda 60.000-TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP:Davalı vekili; işe girerken kendisine ücret konusunda çeşitli vaatlerde bulunulduğunu, ilerleyen süreçte maaşında düzeltme yapılacağına ilişkin sözler verildiğini ancak davacı şirket yöneticisi ile maaş artışı konusunda defalarca konuşmak istemesine rağmen işbu talepleri her defasında ötelendiğini, son olarak, müvekkiline ücret artışı yapılmayacağı, memnuniyetsizliği var ise işten ayrılabileceği beyan edilmesi üzerine kıdem tazminatı ve ödenmeyen/birikmiş prim alacaklarının ancak dava konusu rekabet etmeme sözleşmesi imzalaması şartıyla (ihbar tazminatı ödenmeden) ödenebileceği beyan edilmiş, 06.09.2019 tarihinde çıkışı verilmiş ve yine aynı gün yani 06.09.2019 tarihinde rekabet etmeme sözleşmesi imzalamak durumunda kaldığını, öngörülen 6 aylık süre zarfında, farklı sektörlerde sayısız iş başvurularında bulunduğu ancak reddedildiğini, ekonomik anlamda dayanacak gücü kalmayan müvekkilinin, dava dışı ...Teknolojiden gelen teklifi değerlendirdiğini,iyiniyetli olarak 27.12.2019 tarihinde davacı şirket yetkilisine durumu iletmek istediğini, ekonomik zorluklar nedeniyle ... firmasında 4 aylık işsiz geçen zamandan sonra 07.01.2020 tarihinde işe başlamak zorunda kaldığını, asgari ücretin biraz üzerinde maaş ile geçinmeye çalışan bir işçinin 6 ay süre ile maaş almadan geçinmeye çalışmasını beklemek 4. ayın sonunda dayanacak gücü kalmayan çalışana karşı 2 ay daha işsiz kalacaksın demenin açıkça vicdana aykırılık teşkil ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; taraflar arasında 18/12/2017 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalının davacı şirkette 25.07.2019 tarihine kadar satış ve pazarlama sorumlusu olarak çalıştığı, davalının 06/09/2019 tarihi itibariyle kendi isteği ile işten ayrıldığı ve işçilik tazminatı ve haklarının ödendiğini, 06.09.2019 tarihli rekabet etmeme sözleşmesinin 2. maddesi ile; " iş akdinin herhangi bir nedenle sona ermesinden itibaren altı ay süreyle ,özellikle endüstriyel panel ... satışı konusunda faaliyet gösteren firmalar dahil olmak üzere ve ...AŞ ......firmaları ile bunların bayi ve entegratörleri başta olmak üzere birebir rakip bir müessesede görev almamayı,.. taahhüt eder...Personel rekabet etmeme yükümlüğünü ihlal ettiği takdirde işverene son brüt maaşının 10 katı tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Eğer işveren yukarıda kararlaştırılan cezai şartlar daha fazla zarar görürse çalışan bu fazla zararı da tazmin etmeyi kabul ve taahhüt eder" düzenlemesi bulunduğunu, davalının sözleşmede açıkça ismi yazılı rakip şirkette 06.01.2020 tarihinde çalışmaya başladığı, rekabet etmeme sözleşmesi ile cezai şart içeriğinin hukuken geçerli olduğunu,sözleşmede belirlenen süre dolmadan rakip firmada işe girmenin davacı şirkete önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu,işvereninin somut zararı aranmadığından buna ilişkin bir tespite yer olmadığını, davaya konu sürecin koranavirüs pandemisinde yaşanması ve pandemi nedeniyle tüm dünyada ve ülkemizde temelden sarsılan ekonomik koşullar nedeniyle , davalının anılan süreç nedeniyle geçim kaygısı, davacı şirketteki çalışma süresi, her iki şirketin İstanbulda faaliyet göstermeleri nedeniyle davalının rakip firmada işe başlamasının ,tarafların ekonomik ve sosyal durumları, sözleşmenin ihlalinden dolayı tarafların yarar zarar dengesi ile özellikle hak ve nesafet kuralları gözetilerek; TBK'nın 182/3 maddesi gereğince mahkemece aşırı bulunan cezai şart miktarının önemli ölçüde tenkis edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı, davalının son brüt maaşı x10= 60.000-T den % 60 oranında tenzil edilerek davanın kısmen kabulüne, 10.000-TL ye dava; 14.000-TL ye ıslah tarihi olan 05/05/2022 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazla talebin reddine, tenkis nedeniyle HMK'nın 326/1. maddesi gereğince yargı giderinden tamamen aleyhine hüküm verilen davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili; müvekkili, davacı şirketten ayrılmak zorunda bırakıldıktan sonra uzunca bir süre işsiz kaldığını, farklı sektörlerde iş başvurularında bulunmuş ancak her birinden olumsuz yanıt aldığını, 4 ay işsizlik dönemi sonunda davacı firma yetkilileri ile tekrar bir görüştüğünü, maddi anlamda bitme noktasına geldiğini beyanla, davacının iddiasının aksine rekabet yasağına süresi geçtikten çok sonra dahi riayet ettiğini, davacı şirketin işten ayrılan herkesten, kıdem tazminatının ödenmesi için rekabete ilişkin sözleşmeyi imzalanmasını şart koştuğunu,aksi halde işçilik alacaklarının ödenmeyeceğinin davacı tarafından beyan edildiğini, bu sözleşmeyi işten ayrılırken imzalamak zorunda kaldığını, başka bir sektörde iş bulamadığı için davacı şirket yetkilisi ile görüşerek bu sektörde faaliyet gösteren bir şirkette çalışma konusunda icazet istediğini, şirket yetkilisinin müvekkiline bu konuda bir onay vermediğini, bunun üzerine davacı şirket bünyesinde iş istediğini ancak şirket yetkilisinin bunu da kabul etmediğini, davanın kısmen kabul kısmen reddine karara verilmiş olup, reddedilen kısım üzerinden lehimize avukatlık (karşı yan vekalet) ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar verilmediğini ileri sürerek kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şart istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri,rakip işletmede kullanarak işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimali bulunması yeterlidir. Davalı, işyerinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı alanda çalışmamayı taahhüt etmiş olup, rekabet yasağında ismen zikredilen yeni işyerinde çalışmaya başlaması nedeniyle cezai şart ödemekle yükümlüdür. Davalı vekilinin kıdem tazminatı ve primlerin ödenmesi karşılığında rekabet yasağı sözleşmesi imzalatılması nedeniyle hükmün geçersiz olduğuna ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakim, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilir.Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Davalının, davacı iş yerinde 18/12/2017- 25.07.2019 tarihleri arasında çalıştığı,son brüt ücretin 6.000-TL olarak tahakkuk ettirildiği, bu ücretle geçimini sağladığı anlaşılmaktadır. Ne var ki cezai şartın da geçerli olarak verilen rekabet yasağı taahhüdüne uymayı sağlamak amacı ile kararlaştırıldığı,mahkemece cezai şartın amacına uygun olarak ve hakkaniyet gözetilerek takdiri indirim yapılan miktar yeterlidir. Davalının işten çıkar iken verdiği rekabet etmeme taahhüdü geçerli ve ölçüleri yasal sınırlara uygun bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle; rekabet yasağının ihlali nedeniyle kararlaştırılan cezai şartın fahiş bulunarak yapılan indirimin hakkaniyete uygun bulunduğu, cezai şartın fahiş bulunmakla takdiri indirime konu edildiği hallerde davalı bakımından dava aleyhe kabul edilmiş gibi davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmeyeceği ve davalının yargı giderine katlanacağı yerleşik yargı uygulaması olup davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmamış istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 1.639,44-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 409,90-TL harcın mahsubu ile kalan 1.229,54-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 102-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/01/2026