7. Hukuk Dairesi 2024/123 E. , 2024/1601 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/97 E., 2023/241 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen yap-satçının temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasın…
**7. Hukuk Dairesi 2024/123 E. , 2024/1601 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/97 E., 2023/241 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen ve istinaf incelemesinden geçen yap-satçının temlikine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının arsa sahibi ve yüklenicisi olduğu 330 ada 23 parselde kayıtlı taşınmazda konut satışına başladığını, davacının 24.08.2016 tarihinde davalı ile imzaladığı "Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" ile A Blok, 5. kat, 10 numaralı daireyi 72.000,00 TL peşin, bakiyesi tapu teslimine kadar ödenmek üzere toplam 172.000,00 TL'ye satın aldığını, davacının 72.000,00 TL ödemeyi davalı şirketin bildirdiği şirket müdürü ...'nın banka hesabına yatırdığını, 10.08.2017 tarihinde ödenen 72.000,00 TL'nin ... tarafından davacının banka hesabına iade edildiğini, inşaat tamamlanıp konutlar kıymetlenince davalının ön ödemeli satış yaptığı kişilerin tapusunu vermediğini, davacının sözleşmeyi feshetmediğini, ödemenin bir yılı aşkın süre davalıda kaldığını ve kullanıldığını, davalının kısmi ödemeyi iadesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin ayakta olduğunu belirterek dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, mümkün olmadığı takdirde davalı adına kayıtlı emsal bir bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, aksi halde sözleşmedeki satış bedeli ile bağımsız bölümün güncel rayiç bedelinin oranlanması suretiyle aradaki farktan davacının uğradığı menfi zarara karşılık gelen şimdilik 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; satış vaadi sözleşmesinin noterde yapılmadığından geçerli olmadığını, davacının geçerli olmayan satış vaadi sözleşmesine dayanarak talepte bulunduğunu, davacının sözleşme imzalandıktan sonra şirket aleyhine asılsız ve art niyetli olarak dedikodu yaptığını, kullanılan malzemeleri ve bina rengini kötülediğini, bunun da daire satışı yapılan diğer kişilerde olumsuz etki yarattığını, davacıya daire satışı yapmak istemediklerini ilettiklerini, davacı tarafından da bu durumun kabulü üzerine karşılıklı olarak sözleşmeden cayıldığını, davacının 72.000,00 TL'yi 01.08.2016 tarihinde davalı şirkete değil, ...'nın banka hesabına yatırdığını, davacının sözleşme uyarınca şirkete peşinatı ödemediğini ve edimini ifa etmediğini, davacı ile karşılıklı sözleşmeden cayıldıktan sonra 72.000,00 TL'nin 09.08.2017 tarihinde davacının hesabına iade edildiğini, davacının talep edebileceği 72.000,00 TL'nin 01.08.2016 tarihinden 09.08.2017 tarihine kadar işlemiş yasal faizi olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/305 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarihli ve 2021/530 Esas, 2021/1862 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 16.02.2023 tarihli ve 2021/8616 Esas, 2023/914 Karar sayılı ilâmında; dava tarihinde davacı ödemeye ilişkin edimini yerine getirmediğinden, keşfen taşınmazın dava tarihi değeri olarak belirlenen 185.000,00 TL’nin davacı tarafça depo edilmesi gerekirken harici satış sözleşmesi ile kararlaştırılan bedelin depo edilmesi ile yetinilerek sonuca gidilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile davalı şirket adına kayıtlı sözleşmede belirtilen 330 ada 23 parsel, A blok, 10 No.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, sözleşme bedeli olarak Mahkeme veznesine depo edilen 185.000,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalı şirkete ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava tarihi itibarı ile davacının hiçbir ödemede bulunmadığını, davacının peşin ödemesi gereken taşınmaz bedelini hiç ödemediği gibi, ilk depo kararı gereğince 172.000,00 TL'yi 04.12.2020 tarihinde depo ettiğini, kalan 13.000,00 TL'yi ise 17.07.2023 tarihinde depo ettiğini, edimler karşılıklı ve aynı anda olması gerekirken davalının henüz hiçbir bedel alamadığı gibi kendisine ödenecek olan bedelden de fayda sağlamadığını, davalının 2016 yılında kavuşması gereken bedele aradan 7-8 yıl gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen ve halen de kavuşmadığı halde şu an çok daha değerli olan taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tesciline dair hükmün açıkça hakkaniyetsizlik oluşturduğunu, 30.09.2017 dava tarihi itibarı ile belirlenen 185.000,00 TL’nin 2023 yılı itibarı ile aynı değeri ifade etmediğini, güncel değeri yaklaşık üç milyon civarında olan taşınmaz için davalıya yıllar sonra ve 185.000,00 TL gibi bir bedel ödenecek olmasının enflasyonlu ortamda haksızlık oluşturduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olmadığını, Mahkemece 12.637,35 TL karar ve ilam harcının davalı olarak tarafımızdan alınarak Hazineye irat kaydına şeklinde hüküm kurulmuş ise de, Mahkemenin bozma öncesi ilamı ile de aynı tutarda karar ve ilam harcı ödenmesine yönelik karar verilip 18.02.2021 tarihinde harç tahsil müzekkeresi yazıldığını ve davalıdan harcın tahsil edildiğini, bozma sonrası aynı miktarda karar ve ilam harcının mükerrer tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin de maktu olması gerekirken nispi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yap-satçıdan temlik alınan kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve karar ve ilam harcına hükmedilmesinin İlk Derece Mahkemesince değerlendirilecek bir husus olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.