Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket aleyhine 25/01/2011 tarihinde ayıplı mal satışına ilişkin olarak İstanbul Anadolu-----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- esas sayılı tazminat davası açtıklarını, davanın kısmen kabul edildiğini, açılan davada faiz talep edilmediğini ve faize hükmedilmediğini, toplam 1.515,72.-TL talep edilmeyen alacağının müddeabihe dönüşmüş olması nedeni ile bileşik faiz niteliği olmayan ve faize faiz şeklinde sayılamayacak alacaklarına dava tarihinden iti
davacı tarafından istinaf kanun yoluna ve davalı tarafından katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 22.12.2003 tarihli acentelik sözleşmesinin davalı şirket tarafından noter kanalıyla müvekkiline keşide edilen 08.12.2010 tarihli iki ayrı noter ihtarnamesi ile hasar/prim oranının yüksek olması nedeniyle tek taraflı olarak feshedildiğini, feshin haksız ve usule aykırı olduğunu, bu nedenle doğan maddi ve manevi zararların tahsili için davalıya 21.12.2010 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, ancak ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, davalının acentelik sözleşmesinin tek taraflı fesih hakkının düzenleyen hükmüne aykırı olarak müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmaksızın 22.11.2010 tarihinde sistemini kapattığını, ayrıca davalının fesih gerekçesinin gerçeği yansıtmadığı gibi sözleşmenin derhal fesih hakkını düzenleyen 46. maddesindeki koşullardan herhangi birisine uymadığını, zira müvekkilinin H/P oranı %57 olup, bu oran da tüm sektördeki ortalamaların altında olduğunu, davalı şirketin müvekkiline Ağustos 2010 için %4864 ve Kasım 2010 için ise %3251,24 olarak yansıttığı H/P oranının gerçeğe aykırı olduğunu, çünkü anılan hasarın şüpheli olduğu davalı şirkete bildirilerek olayın savcılığa intikal ettiğini, sigortalı hakkında ceza yargılamasının bulunduğunu, müvekkilinin yargı sürecini takip ettiğini, bunun üzerine davalı şirketin hasar dosyasının kapatıldığını, kaldı ki aksi durumda dahi anılan poliçeye ilişkin müşteri tarafından müvekkiline ödeme yapılmadığını, dolayısıyla hiç bir şekilde ödenmeyecek bir hasardan dolayı müvekkilinin H/P oranına yansıtılmasının doğru olmadığını, müvekkilinin “hasardan dolayı kapatılmış acente” olarak yaftalandığını, ticari itibarının zedelendiğini, bu sebeple duyduğu üzüntü, sıkıntı ve elemden dolayı 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilinin maddi zararı olarak, müvekkili acentenin fiilen kapatıldığı 22.11.2010 tarihinden usulsüz feshin taraflarına tebliğ edildiği 21.12.2010 tarihine kadar yenileme imkanının engellendiği 657,00 TL Kasım ayına, 1.369,00 TL Aralık ayına ilişkin olmak üzere 2009 yılının aynı dönemine denk gelen ve müvekkilinin %100 üretim artırdığı gözönüne alındığında üretilmesi muhtemel poliçelerin prim komisyonları bedeli olan 4.052,00 TL’nin ve ayrıca usulsüz fesih yapılmasaydı sözleşmenin 1 yıl daha uzayacağından 22.12.2010 tarihinden 31.12.2011 tarihine kadar müvekkilinin yoksun bırakıldığı yenilemeye tabi poliçelerin komisyonları bedeli olan 15.774,00 TL’nin müvekkilinin en az %50 üretim artışı yapacağı da gözönüne alınarak aynı oranda artırılması sonucunda 23.661,00 TL’nin; davalı tarafça müvekkilinden geçmişte mükerrer olarak tahsil edilen ve iade edilmeyen poliçe bedelinin 21.12.2010 tarihi itibariyle 4.322,80 Euro karşılığı 9.963,66 TL’nin; 2007 yılında müvekkilin adresinden çalınan davalıya bildirildiği halde ödenmeyen dizüstü bilgisayarın bedelinin faizi ile birlikte toplam 1.481,50 TL’nin; davalının resen bordro düzenleyerek teminat mektubunu paraya çevirmek suretiyle haksız tahsilat yaptığı, böylece müvekkilinin gerek ürettiği poliçe bedellerinden tahsilatlarını yapmadığı gerekse kısmen tahsil edilip de iptale tabi tutulacağı poliçelerin bedelleri de bu şekilde davalı şirketçe haksız ve usule aykırı olarak tahsil edildiğini, buna göre diğer poliçe bedellerine ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmemesi gereken hasarlı poliçe bedeli olan 2.108,40 TL’nin; 2010 Ekim ayı itibariyle müvekkilinin davalı şirket tarafından düzenlenen kampanya kapsamında hak kazandığı en az 1.670,00 TL’nin ve acentelik sözleşmesi sona ermesine rağmen davalı şirkete kalan müvekkilinin müşteri portföyü nedeniyle müvekkilinin üretime göre %16 olarak hesaplanan 241.897,76 TL portföy tazminatına hak kazandığını ileri sürerek 241.897,86 TL portföy tazminatı ve diğer taleplerle birlikte toplam 334.834,32 TL’den müvekkilinin davalı şirkete iptal edilecek poliçelerden sonra kalacak tüm borç miktarı olan 13.770,37 TL’nin takas mahsubu ile kalan 321.063,95 TL’nin (50.000 TL’si manevi tazminat olmak üzere) temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; acentelik sözleşmesinin sözleşmeye dayalı olarak haklı nedenle feshedildiğini, davacı acentenin son 5 yılda hasar prim oranı ortalamasının %100’ün üzerinde olduğunu, sürekli müvekkili şirketi zarara uğrattığını, denkleştirme tazminatına hak kazandıracak bir müşteri çevresinin sağlanamadığını, diğer alacak taleplerinin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.