Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin zararların karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkının; buna dair açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında meydana gelen ölüm olayına ilişkin zararların karşılanmaması nedeniyle yaşam hakkının; buna dair açılan tam yargı davasının süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/11/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular Serdal ile Fatma Candaş'ın oğlu, diğer başvurucu Selin Candaş'ın ise kardeşi olan S., Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığında er olarak askerlik görevini ifa ederken 15/5/2008 tarihinde diğer bir erin kullanmış olduğu askerî araçla askerî alanda meydana gelen kazada vefat etmiştir. Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından araç şoförü H. hakkında taksirle öldürme suçundan açılan kamu davasında 26/9/2008 tarihinde mahkûmiyet kararı verilmiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Askerî Yargıtay 30/12/2008 tarihli kararı ile hükmü onamıştır. Başvurucular, yakınlarının ölümü nedeniyle uğradıkları zarar için maddi ve manevi tazminat taleplerini içeren dilekçe ile 13/10/2008 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına müracaat etmişlerdir. İdare, bu talebe olumlu veya olumsuz cevap vermemiştir. İdarenin yapılan talebe cevap vermemesi üzerine başvurucular, sigorta şirketi tarafından başvuruculardan Serdal ve Fatma Candaş'a ayrı ayrı ödenen 849,83 TL'yi aştığını iddia ettikleri maddi ve manevi zararların giderilmesi istemiyle 9/4/2009 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine tazminat davası açmışlardır. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 28/7/2010 tarihinde davayı kısmen kabul etmiştir. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesine göre asker kişileri ilgilendiren askerî hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesine ait olması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına 5/3/2012 tarihinde karar vermiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi 7/5/2013 tarihinde bozma kararına uyarak yargı yolu şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar vermiştir. Kararın temyiz edilmeyip kesinleşmesi üzerine başvurucular 5/5/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine (AYİM) dava açmışlardır. AYİM 21/5/2014 tarihinde dava dilekçesine eklenmesi gereken bazı belgelerin eklenmediği gerekçesiyle dilekçenin reddine karar vermiştir. Dilekçenin reddedilmesi üzerine başvurucular 7/7/2014 tarihinde yenileme dilekçesi ile talep ve davalarını yenilemişlerdir. AYİM 11/3/2015 tarihli kararıyla, açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. AYİM kararının ilgili kısmı şöyledir: ''...Dava konusu olayda davacıların yakını olan Ulş. Er. [S.C]ın yukarıda açıklandığı şekilde 15/5/2008 tarihinde vefat ettiği, bu şekilde ölenin desteğinden yoksun kalan davacıların zarar doğuran eylemi öğrendikleri, bu tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde davalı idareye başvurmaları gerektiği, davacıların da vekilleri [A.A] aracılığı ile 13/10/2008 tarihinde kayda giren dilekçeyle davalı idareye zorunlu idari müracaatta bulunarak maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep ettikleri, bu müracaata 60 gün içinde cevap verilmeyerek idare tarafından zımnen reddedildiği, bu ret kararı üzerine 60 gün içinde (10/2/2009) tarihinde mesai bitimine kadar dava açılması gerekirken, ilk olarak 9/4/2009tarihinde Ankara 6'ıncı Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan işbu davada süre aşımı bulunduğu...'' Anılan karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de AYİM İkinci Daire Başkanlığı 30/9/2015 tarihli kararı ile istemin reddine karar vermiştir. Kesinleşen AYİM kararının başvuruculara 20/10/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 19/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin "Görevli olmayan yerlere başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine giren uyuşmazlıklarda, askeri, idari ve adli yargı mercilerine açılan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların ve bunlara karşı kanun yolları varsa süresi içinde olmak şartıyla bu yollara başvurulması üzerine, verilen kararların tebliği tarihinden itibaren otuz gün içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açılabilir. Bu mercilere başvurma tarihi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine müracaat tarihi olarak kabul edilir. Adli, idari veya askeri yargı yerlerine dava açılmış olması ve bu yargı yerlerinin görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük sürenin geçirilmiş bulunması, bu kanunda öngörülen süreler içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış olan davanın süreden reddine neden olmaz." 1602 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''İlgililer, haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler.(1) Bu halde de ilgililerin 35 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.'' 1602 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir:''İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz.'' İddialar ve aşağıda incelenecek hususlara dair diğer ilgili mevzuat ve hukuksal ilkeler için ayrıca bkz. Mehmet Menendiz ve diğerleri, B. No: 2014/5235, 6/7/2017; Hülya Karadeniz, B. No: 2015/19340, 27/6/2018; Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14844, 1/12/