(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/3455 E. , 2012/5190 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili dava dilekçesinde, babasının "Abdi" olan baba adının "Abdullah" olarak düzeltilmesini ve babası ile dedesi Abdullah ve babaannesi Emine'nin hanesinde irtibat kurulmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dos…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2012/3455 E. , 2012/5190 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili dava dilekçesinde, babasının "Abdi" olan baba adının "Abdullah" olarak düzeltilmesini ve babası ile dedesi Abdullah ve babaannesi Emine'nin hanesinde irtibat kurulmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı dava dilekçesinde, babasının baba isminin nüfusta "Abdi" olarak yazıldığını, bunun "Abdullah" olarak düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece davacı talebinin idari işlem niteliğinde olup ilgili kurum tarafından yerine getirilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Yargıtay uygulamalarında ve bilimsel çevrelerde, ad üzerindeki hakkın şahsa sıkı sıkıya bağlı bir temel kişilik hakkı olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda bir kimsenin ölümünden sonra adının değiştirilmesine olanak yoktur. Ancak davacı vekili dava dilekçesinde ... ile...'nin aynı kişi olduğunu ve buna göre nüfus kaydında düzeltme yapılarak babası ... ile dedesi olduğunu belirttiği...'nin nüfus kütükleri arasında bağlantı kurulmasını istediğine göre, çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca düzeltme isteminin tespiti de kapsayacağı dikkate alınarak muris...'nin ve ...'in tüm mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak gösterilecek deliller toplanıp koşulları oluştuğu takdirde ... ile...'nin aynı kişi olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK nun 428 maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.