(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4966 E. , 2006/6982 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.3.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/4966 E. , 2006/6982 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.3.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen 13.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... idaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 27, 77, 78, 95, 187, 188, 189, 208, 209, 272, 273, 321, 322 ve 368 parsel numaralı taşınmazların kayıtlarında bulunan «... ... ... vakfından» şerhini terkini istemiyle açılmıştır. Mahkemece dava 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra kayıtlara vakıf şerhi işlendiğinden ve bu şerhte tek taraflı bir işlemle yazılamayacağından kabul edilmiş hükmü davalı ... temyiz etmiştir. Dosya kapsamından çekişmeli parsellerin tapulama tespitinin 1963 yılında yapıldığı ve tutanaklara vakıf şerhinin aynı tarihte işlendiği anlaşılmaktadır. ... şerhi kayıtlara başlangıçta konulduğundan burada 2.4.2004 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı bulunmadığı gibi kayıtlara şerh ... İdaresinin tek taraflı beyanı üzerine işlenmediğinden Türk Medeni Kanununun 1027 maddesinin de uygulanma olanağı yoktur. Bu nedenlerle mahkemece, taşınmaz kayıtlarında yazılı olan vakfın taviz bedeline tabi vakıflardan olup olmadığının yöntemince araştırılıp sonucuna uygun hüküm kurulması gerekir. Bir malın vakıf malı olmadığının ispatı onu iddia edene düşer. Bu iddia, tapu kaydı, evkaf idareleri; şeriye mahkemeleri ve mütevellilerce tutulup daha sonra tapu idarelerine aktarılan defter kayıtları, vakıf defterine işlenen vakıfnameler ile kanıtlanabileceği gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde belirtilen belgelerden olduğu uygulamada kabul edilen deftere işlenmemiş vakıfnameler, muteber mütevvelli ve temessük senetleri, evkaf idarelerince tutulan sair defterler ile de kanıtlanabilir.