Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin her türlü ticari defter ve kayıtlarının tutulduğu bilgisayarların bilişim sistemlerine girme saldırısı yaşadığını, şirketlerin tüm verilerinin hacklendiğini beyanla; TTK 82/7. Maddesi uyarınca 2020 yılı Nisan ayından itibaren tutulan tüm defter, fatura ve sair belgelerin zayi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerin içinde bulunduğu ...... grubu tarafından Almanya başta olmak üzere bir çok ülkede davalı şirketler tarafından görevlendirilen kişilerce "yatırılan paraların istendiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranlarda faiz verileceği" garantisi ile bir banka gibi davranılmak suretiyle binlerce Türk vatandaşından mevduat toplandığını, davacıdan da aynı şekilde kanuna aykırı olarak 151.805,00-DM (karşılığı 155.000,47-TL)'nin tahsil edildiğini, para yatırma makbuzunun daha sonra geri alınarak, 06/04/2000 tarihi itibariyle parasının işleyişini gösteren ortaklık durum belgesi adlı bir belgenin verildiğini, davacının daha sonra parasını geri almak istediğinde ise, defalarca davalı şirketlere telefon ettiğini, geri ödeme talep ettiğini ancak sonuç alamadığını, bunun üzerine 18/04/2008 tarihinde Beyoğlu .... Noterliği arayıcılığıyla ihtarname göndererek paranın iadesinin talep ettiğini, ancak sonuç alınamadığını, davalılar tarafından yürütülen faaliyetin kanunlara açıkça aykırı olduğunu, Bankalar Kanununun, TTK.nun ihlal edildiğini, Sermaye Piyasası Kanununa aykırı davranıldığını, davalı şirketlerin yönetim kurulu üyeleri hakkında Konya .... Ağır Ceza Mahkemesinde nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığını, ancak davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiğini, ...... grubu tarafından yapılan usulsüzlüklerin SPK ve diğer resmi kurum raporlarında açıkça anlatıldığını, bu kapsamda izinsiz hisse satışı yapıldığını ve faaliyet sonuçlarından bağımsız olarak kar dağıtıldığını, davalı ...'ın yönetim kurulu başkanı sıfatı ile diğer davalılar ile birlikte davacının zararlarından TTK. 336 maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, şirket yönetiminin bedelleri tam olarak ödenmeden hamiline yazılı hisse senedi ihraç ettiklerini, söz konusu hisse senetlerinin izinsiz olarak ihraç ettiklerini, esas sözleşmede bir hüküm ya da genel kurul kararı olmaksızın hisse senetlerinin primli olarak ihraç edildiğini, bu nedenle şirketlerin davacının alacağının tahsil edilmesi konusunda ... ile birlikte sorumlu olacaklarını, şirket ortaklık durum belgesinin davacının şirketlerin ortağı olduğunu göstermeyeceğini belirterek, davalılar tarafından davacıya SPK, TTK, BK ve diğer kanunların ilgili hükümleri doğrultusunda geçerli bir hisse senedi devri yapılamayacağının tespit edilmesine, bu doğrultuda davacının davalı şirketlerle hukuka uygun olarak kurulmuş bir ortaklığının bulunmadığının tespit edilmesini, davacıdan tahsil edilen 151,805,00-DM (77.616,66-EURO) karşılığı 155.000,47-TL'nin en yüksek avans faizi ile birlikte iade edilmesine, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.