Başvuru, Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvurucu hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvurucu hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun devlet hâkimiyetindeki topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu hakkında iddianame düzenlemiştir. İstanbul 1 No.lu DGM yargılama sonucunda başvurucunun anılan suçtan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi kararı onamış ve mahkûmiyet kararı 11/2/2002 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, DGM huzurundaki yargılamanın önemli bir kısmına askerî hâkimlerin katılması nedeniyle davanın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yürütülmediğini ileri sürerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulunmuştur. AİHM Baştımar ve diğerleri/Türkiye (B. No: 27709/02, 3/4/2007) kararında aralarında bir askerî hâkimin bulunduğu üç hâkimden oluşan heyetin yargılama sürecinde davaya ilişkin temel usul işlemlerini yaptığını, kanunda yapılan değişiklik ile askerî hâkimin sivil hâkimle değiştirilmesine rağmen temel usul işlemlerinin yeni heyet tarafından tekrarlanmadığını tespit etmiştir. AİHM, bu nedenle başvurucunun bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucu, ihlal kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga maddesi ile yetkili İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine (Mahkeme) başvurmuştur. Mahkeme AİHM'e 5/6/2002 tarihinde başvuru yapıldığını tespit ederek 4/2/2003 tarihinden önce yapılan başvurularda ihlal kararı verilmesinin yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden sayılamayacağı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Başvurucu vekili 11/7/2013 tarihli dilekçesi ile 11/4/2013 tarihli 6459 sayılı Kanun'un maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddede yer alan "...Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.” hükmüne istinaden yargılamanın yeniden yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Mahkeme, talebi kabul etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi sürecinde Mahkeme, duruşma açarak başvurucunun savunmasını tespit etmiş; tanıkların beyanlarını almıştır. Yargılamanın yenilenmesi sonucunda Mahkeme; önceki hükmün tasdik edilmesine, başvurucunun müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucu 15/6/2017 tarihli dilekçe ile Duruşma Tutanağı'nın tebliğ edilmesini talep etmiştir. Son Duruşma Tutanağı başvurucuya 16/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 31/7/2017 tarihli dilekçeyle gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini istemiş, gerekçeli karar 8/8/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Bu tarih öncesinde ve sonrasında başvurucunun dosyaya sunduğu kanun yoluna başvuru dilekçesine rastlanmamıştır. Resen temyiz incelemesine tabi olan karar, kanun yolu incelemesinden geçerek 29/6/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucu, nihai kararı 4/3/2021 tarihinde öğrendikten sonra 15/3/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 17/11/2021 tarihinde başvurucuya eksiklik bildirim yazısı tebliğ etmiştir. Eksiklik bildirim yazısında; başvuruda yargısal süreçleri farklı ihlal iddiaları olduğundan başvurunun sadece bir ihlal iddiasına özgülenerek yeni bir başvuru formu düzenlenmesi ve diğer ihlal iddialarına yönelik ayrı başvuru yapılması gerektiği bildirilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, ekinde yeni bir başvuru formu bulunan 2/12/2021 tarihli ek beyan dilekçesini Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Komisyon, adil yargılanma hakkı dışındaki şikâyetin kabul edilemez olduğuna, anılan hakka ilişkin şikâyetin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir.