T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1582 Esas KARAR NO: 2026/258 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 13/06/2024 NUMARASI: 2022/179 Esas, 2024/124 Karar DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü İstemli KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereği…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1582 Esas KARAR NO: 2026/258 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 13/06/2024 NUMARASI: 2022/179 Esas, 2024/124 Karar DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü İstemli KARAR TARİHİ: 12/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .... “...” markasının sahibi olduğunu, ... yılından beri markayı kullandıklarını, TürkPatent nezdinde ... tescil numarası ile 30 ve 32. sınıflarda tescilli olduğunu, “...” markasının özellikle “... sularının usareleri bu meyvelerin şurupları, gazozları, soda ve ...” emtiası pazarında, müvekilinin kuruluşunun ilk yılından itibaren önemli bir paya sahip olduğunu, müvekkili tarafından “... ...” markasına ait ... şişesinin tasarım olarak tescil edildiğini, davalı şirketin ise bu duruma rağmen müvekkiline ait markayı kendi adına tescil ettirdiğini, bu eylemin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin “... ...” markasının tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, Bakırköy .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/114 E. 2013/34 K. Sayılı kararı ile kullanmama nedeni ile hükümsüz kılındığını, ancak "..." markasının uzun yıllardır müvekkili ile özdeşleştiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin söz konusu markayı ...... yılından bu yana kullandığını, müvekkilinin daha önceden elde edilmiş bir hakkı bulunduğunu, kullanmama nedeni ile markanın hükümsüz kılınması nedeniyle müvekkili markasının kullanılmasının kabul edilemeyeceğini ve davalı tarafından müvekkili markasının kullanılarak haksız kazanç sağlandığını iddia ederek, davalı adına tescilli ... nolu markanın hükümsüzlüğünü ve markanın sicilden terkinini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ..... yılından beri faaliyet gösterdiğini, davacının dilekçesinde markası için çeşitli ibareler kullandığını belirttiğini, ancak davacının yıllar önce kullandığını ürünün isminin “... ...” olduğunu, müvekkilinin davacı şirketten çok daha eski ve köklü bir firma olduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen “... ...” ürünündeki ... ibaresinin müvekkilinin ..... yılından beri kullandığı ve sektörde tanınmış hale getirdiği çekirdek unvanından geldiğini, davacının tanınmışlık iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacıya ait “... ...” ürününün 20 yıla yakın süredir piyasada yer almadığını, bu nedenle tanınmış marka olamayaca ğını, davacının “... ...” veya benzeri bir ibare ile faaliyeti bulunmadığını, davacının ... üretmediğini, bu nedenle davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, müvekkilinin "..." ibaresi ile .... yıllık seri markalar geçmişi olduğunu ve buna dayanan kazanılmış hakları bulunduğunu, dava konusu markanın da bu seri markalardan olduğunu, davacının müvekkilinin markalarından önce tescil edilmiş olan bir markasının bulunmadığını, davacının başvuru tarihinden ve geriye doğru 20 yıl boyunca markasal kullanımı olmadığını, davacının kullanmama nedeni ile mahkeme kararı ile iptal edilen markasının ... kodlu “... ...” ibareli marka olduğunu, piyasada dahi bulunmayan bir ürünün piyasadaki ürünlerle karıştırıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ayrıca davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak, davnın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin 2018/85E, 2019/217 Karar sayılı, 18/06/2019 tarihli ilamında; "...Tüm dosya kapsamı, deliller ve yukarıda değinilen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının davaya mesnet olarak göstermekte olduğu ... tescil numaralı markası iptal edilmiş olsa dahi, markasının toplumda hala tanınmış marka statüsünde olduğu iddialarının dosyaya yeteri kadar belge sunulmaması ve markanın kullanılmaması nedeni ile kabul edilemesi mümkün olmayıp, davalı yanın eski tarihli markaları nedeni ile “...” ibaresi bakımından 32. sınıfta yer alan “...” emtiasına yönelik olarak müktesep hakka sahip olduğu, kullanmama nedeni ile iptal davası açılmasındaki hukuki yararın doğal olarak iptali talep edilen markanın benzerini veya aynısını tescile konu etmek ve bu markayı kullanmak olması nedeni ile davalı yanın kullanmama nedeni ile iptal ettirdiği davalı yana ait marka ile benzer olduğu değerlendirilebilecek olan marka tescil başvurusunu gerçekleştirmesinin kötü niyetli olarak yorumlanamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla Davacının davasının REDDİNE," şeklinde karar vermiştir. DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 23/05/2022 tarih ve 2019/3004 Esas, 2022/897 karar sayılı ilamı ile; "... Taraflar arasında açılan Ankara ....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/359 Esas sayılı dosyasının "YİDK Kararının İptali"ne ilişkin olduğu, bu dava ile davalının marka tesciline itiraz sürecinin devam ettiği ve dosyanın derdest olduğu anlaşıldığından, anılan dosyadaki kararın işbu davayı etkileyecek nitelikte olması nedeniyle, sözkonusu dava dosyası sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü ile sair yönlerden inceleme yapılmaksızın ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir" şeklinde karar vermiştir. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/179, 2024/124 Karar sayılı, 13/06/2024 tarihli ilamında; "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi raporları ve taraflar arasında daha önce görülüp kesinleşen dosyalar birlikte değerlendirildiğinde; davacının ... sayılı markasının Bakırköy .... FSHHM’nin 2013/114 E.- 2013/34 K. sayılı ilamı ile kullanmama nedeniyle iptal edilmiş olduğu ve kararın 12.02.2015 tarihinde kesinleştiği, sicile de ilgili kaydın ..04.2015 tarihinde işlendiği, davacının ......... sayılı başvurusunun ......06.2015 tarihi, ...... sayılı başvurusunun da ......05.2016 tarihi itibariyle yayınına yönelik itirazlar neticesinde reddedilmek suretiyle müddet konumuna düştüğü anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacının, işbu dava konusu başvuru tarihi itibariyle tescilli bir markası bulunmadığından, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesine dayalı bir talepte bulunması da mümkün değildir....Somut uyuşmazlıkta ise davacının “...” markası üzerinde önceye dayalı kullanımlarını ortaya koymak adına sunduğu deliller, yaklaşık... yıl öncesine dayanmakta, sunulan gazete küpürlerinin hiçbirinin tarihleri açıkça okunamamaktadır. Ancak bu delillerden davacının .. yılı itibariyle iflas sürecine girdiği, 2000 yılında hakkında iflas kararı verildiği ve 2008 yılında bu iflas kararının kaldırıldığı, dolayısıyla 2000’li yılların başı ile birlikte “...” markasını aktif olarak hiçbir şekilde kullanmadığı anlaşılmaktadır.Bu durum karşısında dava konusu başvurunun yapıldığı .......04.2017 tarihinden yaklaşık 21 yıl öncesinden beri hiçbir şekilde kullanılmayan bir markanın, yukarıda açıklanan 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca davacıya bir hak bahşetmesi mümkün değildir. Zira davacı, başlangıçta uzunca bir süre kullandığı ve belli bir ayırt edicilik kazandırdığı markasını kullanmayı sonradan bırakmış, dava konusu başvuru tarihine kadar nizasız fasılasız sürdürmemiştir. Bir markanın kullanımının bu şekilde uzun bir süre boyunca bırakılması halinde, üçüncü kişilerin aynı marka üzerinde hak elde edebilmeleri de mümkündür. Dolayısıyla davacının SMK’nın 6/3 maddesi uyarınca, anılan işaret üzerinde davalıya karşı ileri sürebileceği herhangi bir hakkı bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığına, davalının önceki tarihli markalarının kendisine işbu dava konusu başvuru yönünden kazanılmış hak sağlayıp sağlamadığına veya davacının markalarına yaklaşıp yaklaşmadığına dair inceleme yapılmasına da gerek bulunmamıştır. Bu hususlar aynı şekilde taraflar arasındaki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/1599 Esas - 2023/4813 Karar sayılı ilamı ile onanan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 2020/406 Esas - 2021/1472 Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır. Bu itibarla; -Davacının davasının REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin........ markası olan "... " markasını ilk olarak 16.05.19.... tarihinde "......... sularının usareleri bu meyvelerin şurupları, gazozları, soda ve ..." alanlarında imal, satış ve pazarlama gibi ticari faaliyette bulunduğunu, markanın ... tescil no ile 30,32 sınıflarda tescil ettirildiğini, tanınmış marka haline geldiğini, ... denilince akla ilk gelen “... ...” olduğunu, ....10.2011 tarihinde “... ...” markasına ait ... şişesinin Endüstriyel Tasarım Tescil başvurusunda bulunarak tescil ettirdiğini, Davalı şirketin bu duruma rağmen müvekkil şirkete ait markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu, Her ne kadar Bakırköy ...... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2013/114 E., 2013/34 K. sayılı kararı ile kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınmışsa da ... markasının, uzun yıllardır müvekkil şirket ile özdeşleştiğini, Müvekkilinin, “...” unvanını davalıdan çok daha uzun zaman önce kullanmaya başladığı sabit olduğunu, YHGK 2013/1573 E., 2015/1055 K. sayılı kararının dikkate alınmasını,Belirtilen nedenlerle kararın kaldırılarak davalı adına tescil edilen .......10.2017 gün ve ......sayılı “...” markasının 556 sayılı KHK’nin 7. ve 8. maddesinde belirtilen mutlak ve nispi red nedenlerinin varlığı nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davacının ... numaralı markasının Bakırköy ...... FSHHM’nin 2013/114 E, 2013/34 K. sayılı ilamı ile kullanmama nedeniyle iptal edildiği ve kararın 12.02.2015 tarihinde kesinleştiği, davacının dava tarihinde tescilli bir markası bulunmadığından, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesine dayalı bir talepte bulunamayacağı, tanınmış markaların dahi marka korumasından yararlanması için kullanımın ispatı gerektiği, kullanım yoluyla elde edilen korumanın, kullanmamaya bağlı olarak sonradan yitirilmesi mümkün olduğu, dava konusu başvurunun yapıldığı 14.04.20..... tarihinden yaklaşık 21 yıl öncesinden beri hiçbir şekilde kullanılmayan bir markanın 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca davacıya bir hak bahşetmesi mümkün olmadığı, taraflar arasındaki Ankara Bam 20.HD'nin 2020/406 Esas, 2021/1472 Karar sayılı ilamının da temyiz aşamasında onanarak kesinleştiği dikkate alındığında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/02/2026