4. Hukuk Dairesi 2022/812 E. , 2024/11499 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/500 E., 2015/630 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili …
**4. Hukuk Dairesi 2022/812 E. , 2024/11499 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/500 E., 2015/630 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın yayın sahibi ve tüzel kişi temsilcisi, davalı ...'nın yazı işleri müdürü olduğu Gülses Gazetesi'nin 02.07.2013, 05.07.2013, 24.07.2013, 15.08.2013 tarihli "Talihsiz Masallar Dizisi" isimli yazı dizisi nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, yazı dizisinde üniversite yönetiminin kanunsuz işler yaptığı ve çıkar amaçlı hareket ettiğine dair söz ve ifadeler kullanıldığını, talepleri üzerine yazı dizisine yönelik yayın yasağı kararı verildiğini, üniversitenin itibarının zedelendiğini belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile beraber davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar davaya vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu yayınların üniversite yönetimi ile ilgili olduğu, yayınlarda üniversite yönetiminin yolsuzluk yapılan bir yer olarak gösterilmesi ile üniversite tüzel kişiliğinin de itibarsızlaştırıldığı, üniversite organlarından birini oluşturan rektörlük makamındaki (rektör ve rektör yardımcılarının tamamının) tüm gerçek kişilerin üniversitenin idaresine yönelik olarak itibarsızlaştırılmalarının, tüzel kişiliğin de itibarsızlaşmasına sebebiyet vereceği, bu nedenle davacı üniversitenin dava konusu yayınlarla kişilik haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen tazminatın tatmin işlevini yerine getirmediğini, saldırı ile orantılı olmadığını, hakkaniyete uygun bir miktar olmadığını, bu nedenle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu yayınların eleştiri niteliğinde olduğunu, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık; Gülses Gazetesi'nin 02.07.2013, 05.07.2013, 24.07.2013, 15.08.2013 tarihli "Talihsiz Masallar Dizisi" isimli yazı dizisi nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 13 üncü maddesi gereğince basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisi müştereken ve müteselsilen sorumlu olup hukuki sorumlular arasında sorumlu yazı işleri müdürü bulunmamaktadır. Davalı ..., yayın kuruluşunun sorumlu yazı işleri müdürü olup, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre sorumluluğu bulunmamaktadır. Bu nedenle adı geçen davalı hakkında davanın husumetten reddi gerekirken manevi tazminattan sorumlu tutulması doğru değildir. Kararın bu nedenle davalı ... yararına bozulması gerekmiştir. 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Matufiyet kelime anlamı olarak, "yöneliklik, yönelmiş olmaklık" olarak tarif edilmektedir. Özellikle kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istemini içeren davalarda söz konusu olan matufiyet şartı, açıkça kanunda yer almamakla birlikte, Yargıtay içtihatlarıyla hukukumuza girmiştir. Matufiyet şartı içtihatlarda adı, sanı, kimliği belli olmasa da ona yöneldiği konusunda kuşku bırakmayacak şekilde ithamlara, yönelimlere yer veren ifadeler olarak kabul edilmektedir. Matufiyet yargısal kararlarda yayın ile şeref ve haysiyetine veya özel yaşamına dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia eden yönünden varlığı aranan önemli bir koşul olarak tarif edilmiş, matufiyetin varlığını kabul için o yayında veya konuşmada, ya kişinin adından açıkça söz edilmesi ya da konumunun, sıfatının gösterilmesi veya bunlardan söz edilmese dahi yayın içeriğinden bu kişinin amaçlandığı, sözlerin ona yönelik olduğunun anlaşılması veya anlaşılabilir olması şartları aranmıştır. Hukuka aykırı eylemde bulunan kişi mağdurun ismini açıkça belirtmemiş veya isnat ettiği fiili üstü kapalı bir biçimde geçiştirmişse, isnadın mahiyetinde ve mağdurun şahsına matufiyetinde tereddüt edilmeyecek derecede karineler varsa, hem isim zikredilmiş, hem de hakaret vaki olmuş sayılır (Hukuk Genel Kurulu 16.09.2015 gün ve 2014/4-85 E 2015/1774 K- 07.07.2010 gün ve 2010/4-377 E 2010/365 K) Bu ilke ve açıklamalar kapsamında; dava konusu yazı dizisinde, üniversite yönetiminde görev alan isim ve sıfatlarına yer verilmeyen gerçek kişilerin hedef alındığı, ifadelerin davacı üniversiteye matuf olmadığı anlaşılmakla; matufiyet unsuru gerçekleşmediğinden davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın davalı ... yararına da bozulması gerekmiştir. 3. Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. V. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin; (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, 2547 sayılı Yasa'nın 56/b maddesi gereğince davalı Süleyman Demirel Üniversitesi'nden harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,21.11.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Anayasa’nın 13 üncü maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." Anayasa'nın "Basın hürriyeti" başlıklı 28 inci maddesinin ilgili kısımları şöyledir : "Basın hürdür, sansür edilemez... Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir." 5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir: "Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir." Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Dosya kapsamından, dava konusu yazı dizisinde davacı üniversitenin yönetim kadrosunda yer alan kişilerin hukuka aykırı ve usulsüz işler yapan bir çeteye benzetildiği anlaşılmaktadır. Tüzel kişilerin organları aracılığı ile temsil ve idare edilmelerine göre, yazı dizisinde kullanılan söz ve ifadeler ile üniversite tüzel kişiliğinin de itibarının zedelendiği ve kişilik haklarının saldırıya uğradığı kabul edilmelidir. Bu nedenle 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre yazı işleri müdürü olan davalı ...'ya husumet düşmemekle beraber, davalı ...'nın tazminat ile sorumlu tutulmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararının (2) nolu bendine katılmıyorum.