TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 29/03/2023 NUMARASI : 2022/9 Esas 2023/266 Karar DAVA :Yöneticinin Temsil Yetkisinin Kaldırılması, Yönetici Ortağın Şirketten Çıkarılması, Sorumluluk Davası DAVA TARİHİ : 06/01/2022 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Taraflar arasındaki yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılması,…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/901 Esas 2026/235 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/901 KARAR NO : 2026/235 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 29/03/2023 NUMARASI : 2022/9 Esas 2023/266 Karar DAVA :Yöneticinin Temsil Yetkisinin Kaldırılması, Yönetici Ortağın Şirketten Çıkarılması, Sorumluluk Davası DAVA TARİHİ : 06/01/2022 KARAR TARİHİ : 06/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Taraflar arasındaki yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılması, yönetici ortağın şirketten çıkarılması, sorumluluk davasına ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davacının davasının reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından şirketin mal varlıklarının nedensiz yere üçüncü kişilere satıldığı duyumu alınmış olduğunu, müvekkili tarafından şirketin son dönemlerde yapılan işlemlerine ilişkin bilgi ve belge talep etmesine, genel kurulun toplanmasını istemesine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını, müvekkili tarafından şirkete ve şirket müdürüne gönderilen Ankara 50. Noterliği'nin 15 Ekim 2021 tarih ve 8599 yevmiye numaralı ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, şirketin kötü yönetilmekte ve mal varlığı eksilmekte , şirketin borca batık duruma gelmekte olduğunu, müvekkile hesap verilmemekle birlikte , şirketin bu duruma gelmesinden mesul müdür sorumlu olduğunu, davalı şirket müdürünün şirketi ne kadar zarara uğrattığının bilirkişi incelemesi sonucunda açığa çıkacak olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları ile manevi tazminat talep hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak davası olarak açılan davanın kabulüne, davalının kötü ve kanuna aykırı yönetimi nedeni ile kanuna aykırılık teşkil eden eylem ve işlemleri dolayısıyla ... Gıda A.Ş. müdürlük görevinden tedbiren alınması ve dava sonucunda yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davalının kötü ve kanuna aykırı yönetimi nedeni ile kanuna aykırılık teşkil eden eylem ve işlemleri dolayısıyla yapılacak hesaplama sonunda, davacının uğradığı zararların tamamının, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın, işlemlerin yapıldığı tarihten itibaren avans faiz ile birlikte davalıdan tazminine ... Gıda A.Ş. lehine tahsiline hükmedilmesine, davalının kötü ve kanuna aykırı yönetimi nedeni ile kanuna aykırılık teşkil eden eylem ve işlemleri dolayısıyla ... Gıda A.Ş. ortaklığından bedelsiz olarak çıkarılmasına, şirkete ait 2020-2021 işlemlerinin, stokların, şirket taşınır ve taşınmaz mallarının durumlarının ve şirkete ait bilanço ve resmi tüm kayıtlarının inceletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket genel kurulunda alınan kararla 25 Mart 2021 tarihinden bu yana şirketi temsil ve ilzamla yetkilendirilmiş olduğunu, davacı tarafça huzurda bulunan davanın şirket nam ve hesabına açılmış olduğunu, ancak şirket yetkili organlarınca bu yönlü alınmış bir karar bulunmadığını, söz konusu eksikliğin bir dava şartı eksikliği olduğunu, anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınmasının gerekli olduğunu, bu nedenle davanın esasa girilmeden dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından şirket nam ve hesabına ilgili dava açılmış olmasına karşın 2021 mart ayında yapılan pay devir sözleşmesi ile davacının payının %1 oranında olduğunu, gerek gönderilen ihtarnamede ve gerekse huzurda bulunan davada iddia edilen hususların duyumdan ibaret olduğunu, şirketin kötü yönetildiğinden bahisle şirketin borca batık durumda olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, şirketin batik konumunda olmadığını, sermayesini günden güne büyütmekte olduğunu, şirket bünyesinde müvekkilinin görevi bakımından bütün hususların ilgili mevzuat ve ana sözleşme çerçevesinde gerekli olan usuller çerçevesinde gerçekleştirilmiş olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Tarafların ortağı olduğu şirket ... Gıda A.Ş. olup davacı her ne kadar açtığı dava ile davalı yönetici ortağın şirketten çıkarılması yönünde talepte bulunmuş ise de TTK'daki Anonim Şirkete ilişkin hükümlerde ortağın şirketten çıkarılmasına yönelik hüküm olmadığından davacının bu yöndeki talebi yerinde olmadığı, davacı açtığı davada kötü yönetim nedeniyle şirketin uğradığı zararın davalı yönetici ortaktan tahsiline yönelik sorumluluk davası açmış ise de; alınan rapor ve ek raporlarda davalı yönetici ortağın kötü yönetimi nedeniyle şirketin zarara uğratıldığına yönelik herhangi bir tespitin yapılmaması nedeniyle TTK'nın 553 ve devamı maddelerine dayalı sorumluluk davasının yerinde olmadığı, davacı şirket ortağı davalı yöneticinin temsil yetkisinin kaldırılması talep edilmiş ise de davalı dava dışı anonim şirketin yöneticisi olup alınan rapor ve ek raporlarda davalının temsil yetkisini kaldırılmasını gerektirir haklı sebebin olmadığı ve ayrıca da TTK'nın 364.maddesinde yönetim kurulu üyeleri esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi gündemle ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla her zaman görevden alabileceği hükmü göz önünde bulundurulduğunda davacının temsil yetkisinin kaldırılmasına yönelik talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı şirket ortağı olarak açmış olduğu davalı yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisinin kaldırılması, kötü yönetim nedeniyle şirketi uğrattığı zararın tazmini ve müdür olan davalı ortağın şirketten çıkarılmasına yönelik dava açmışsa da yukarıda belirtilen nedenlerle temsil yetkisinin kaldırılmasına ve kötü yönetim nedeniyle sorumluluk davasına yönelik iddiaların yerinde olmadığı, davalı müdür ortağın şirketten çıkarılmasına yönelik talebin ise tarafların ortağı olduğu şirketin anonim şirket olduğu, TTK'daki anonim şirket hükümlerine göre ortağın şirketten haklı nedene dayalı olarak çıkarılmasının talep edilemeyeceği kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunda şirketin iyi yönetildiği söylenmesine rağmen alacakların borçları karşılamadığı sabitken yerel mahkeme tarafından bu duruma dikkat edilmediğini, ayrıca adat faizi hesaplanmadığını, bilirkişi raporunda sadece bilançoda ne görüldü ise ya da defterlerde ne görüldü ise o yazıldığını, raporda stok, duran varlıkların ne olduğunun açıklanmadığını, mallara ilişkin ayrıntı verilmediği gibi mallara ilişkin ayrım da yapılmadığını, eksik inceleme ile hazırlanan raporun hüküm kurmaya elverişli değilken yerel mahkeme tarafından bu duruma dikkat edilmeden verilen kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; yönetim kurulu başkanı davalının temsil yetkisinin kaldırılması, şirketten çıkarılması, davalını kötü yönetim nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın davalıdan şirket lehine tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava konusu ... Gıda A.Ş şirketinin sermayesi, beheri 5.000,00 TL olan 200 paya ayrılmış 1.000.000,00 TL olup, bunun 123 adet paya karşılık gelen 615.000,00 TL'sı davalı ...'na, 75 Paya karşılık gelen 375.000,00 TL'sı dava dışı ...'e, 2 adet paya karşılık gelen 10.000,00 TL'sı davacı ...'e ait olup, davacı ...'in şirket ortaklığı oranın 1/100 olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Dosya kapsamında bir örneği yer alan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 25 Mart 2021 tarih ve 10295 sayılı nüshası incelediğinde; 19/03/2021 tarih ve 2021/2 Genel Kurul Kararı ve Genel Kurul İç Yönergesinin yayınlanmış olduğu, davalılardan ...'nun 19/03/2024 tarihine kadar Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçildiği ve şirketi münferiden temsile yetkili olduğunun tescil ve ilan edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu şirket anonim şirket olup, davalı ... yönetim kurulu başkanı/yetkili temsilci olmasına rağmen , mahkemece limited şirketlerin yetkili organlarına özgü ''müdür'' deyiminin kullanılması usul ve yasaya uygun bulunmamış ise de , Dairemizce bu husus sonuca etkili olmayan maddi hata olarak değerlendirilmiştir. Somut olayda , davacı tarafça davalı yönetici ortak ...'nun şirketi kötü yönettiğini, şirketin mal varlığını eksilterek, şirketin borca batık duruma gelmesine neden olduğunu, davacıya şirketin işleyişi ile ilgili bilgi verilmediğini bildirerek, davalı ...'nun yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirket ortaklığından bedelsiz olarak çıkarılmasına, davacının uğradığı zararların tamamının, değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere 1.000 TL maddi tazminatın ... Gıda A.Ş. Lehine davalıdan tahsiline hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği ,davalı tarafça davacı iddialarının yersiz olup davalının yönetim görevini mevzuat ve ana sözleşme çerçevesinde yerine getirdiğini, şirketin batık konumunda olmadığını, sermayesini günden güne büyüttüğünden davanın reddinin savunulduğu , mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davacının davasının reddine karar verildiği, davacı tarafça istinafa gelindiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı tarafın istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamında halli gereken uyuşmazlık , anonim şirkette davacı ortağın, yönetici diğer ortağın temsil ve yönetim yetkisinin kaldırılmasını ve şirket ortaklığından çıkarılmasını talep edip edemeyeceği ,ayrıca davacı ortak tarafından açılan sorumluluk davasının yasal koşullarının somut uyuşmazlıkta bulunup bulunmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Görevden Alma" başlıklı 364.maddesinde; "(1) yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir" hükmü düzenlenmiştir. Aynı Yasa'nın "Görev ve Yetkileri" başlıklı 408.maddesinde; "(1) Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alır. (2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez: a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi. b) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları. c) (Değişik: 26/6/2012-6335/22 md.) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması. d) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması. e) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi. f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı. (3) Tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır." düzenlemesi mevcuttur. Buna göre anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ister seçimle gelmiş ister ise esas sözleşmeyle atanmış olsunlar, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yani, TTK, görevden alma yetkisini şirketin genel kuruluna vermiştir. Genel kurulu oluşturan ise pay sahipliğidir. Bu itibarla, pay sahipleri genel kurul olarak toplanır ve oy çoğunluğu ile yönetim kurulu üyelerini görevden alabilirler. TTK'nun 364 ve 408.maddeleri gereği anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerini azletme yetkisi genel kurulun münhasır yetki alanına girmektedir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2.maddesi hükmüdür. Gerçekten TTK'nun 334.maddezsinde pay sahibi olan devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurma hakkının verilebileceği düzenlenmiştir. TTK'nun 334/2.maddesinde ise "Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir", hükmü ile bu ortaklıklarda kamu tüzel kişisi tarafından atanan yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararı olmaksızın görevden alınabileceği düzenlenmiştir. Bilindiği üzere Anonim Şirketlerde TTK sisteminde kural olarak A.Ş'lerde ortağın çıkma veya bir ortağın çıkarılmasını isteme hakkı kural olarak bulunmamaktadır. TTK'nun 531 maddesi kapsamında açılan haklı nedenle fesih davasında hakimin alternatif çözümleri arasında ortağın payının gerçek değerini ödemek sureti ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesi vardır. Somut olayda, yukarıda açıklanan yasa hükümleri gözetilerek, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması usulü TTK'nın 364. maddesinde düzenlenmiş olması, yönetim kurulu üyelerinin genel kurul kararıyla görevden alınabilecek olmaları ve davanın TTK'nun 531.maddesi gereğince organ yokluğundan fesih davası olarak açılmamış olması dikkate alındığında , davacı yanca dava dışı ... Gıda A.Ş. yönetim kurulu üyesi olan davalının görevden azli ve şirket ortaklığından çıkarılması isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 6102 sayılı TTK'nun 553. maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişilerin, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacakları, hiç kimsenin kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacığını, bu sorumlu olmama durumunun gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamayacağı, TTK'nun 555/(1). maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Davacı tarafça davalının kötü yönetimi nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülerek zararın davalıdan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarında , dava dışı şirketin zarar nedeniyle sermaye kaybının bulunmadığı, öz kaynaklarında azalma değil artış olduğu, şirket karlılık durumunun artış içinde olduğu, şirketin borca batık bulunmadığı, şirketin borç ödeme ve nakit sıkıntısı içinde olduğuna dair veri olmadığı şirketin büyüme eğiliminde olduğu tespit edilmiştir. Davacının istinaf itirazları ile aynı doğrultuda bilirkişi raporuna itiraz ettiği, bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan 01/11/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda her bir itirazın denetime elverişli ve ayrıntılı olarak değerlendirildiği, bu bağlamda raporun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. HMK'nın 190. maddesi gereği "ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Hal böyle olunca, dava dışı şirketin davalı tarafça kötü yönetildiğine ilişkin dosya kapsamında bir belirleme olmaması karşısında mahkemece davacının tazminat talebinin reddine karar vermesi de usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/03/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...