Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır.Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının borca ve yetkiye itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, para borcu götürülecek borçlardan olduğu, davacının ikametgahının icra müdürlüğü ve sözleşmenin ifa yeri İstanbul olduğu için yetkili icra müdürlüğünün İstanbul İcra Müdürlüğü olduğunu, davacının sigorta şirketleri ile anlaşmaları çerçevesinde, hasarlı, çalıntı bulunan araçların e-ihale yöntemi ile satışı işi ile iştigal ettiğini,davalının Pert Alıcı Sözleşmesi ve 28.03.2014 tarihinde ödemiş olduğu 6.000-TL nakit teminat ile davacı tarafından düzenlenen e-ihalelere katılabilmek için şirketin üyesi olduğunu, davalı/borçlunun ... plakalı aracın e-ihalesine 356.000,00-TL bedelle katılarak satın almaya hak kazandığını, ihaleye teklif vermeden önce anlaştığı alıcısının, aracı satın almaktan vazgeçmesi nedeni ile ihale bedelini ödeyemeyeceğini belirttiğini, bu nedenle aracın, e-ihale prosedürü gereğince ikinci bir ihaleye çıkartıldığını, yapılan ikinci ihalede de en yüksek teklifin 326.777,100-TL olması üzerine iki ihale arasındaki fark olan davalıya ait zararı en aza indirmek adına, aracın haricen 340,000-TL teklifte bulunan ...'a satılması ve aradaki farkın, davalı tarafından ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, davalı ile yapılan mutabakat doğrultusunda aracın 340.000,00-TL tahsil edilmek suretiyle ...'a devredildiğini ve farkı ödemesi hususunun bildirildiğini, bunun üzerine davalının noter satışının 356.000,00-TL üzerinden yapıldığı ve zarar doğmadığını ileri sürerek aradaki farkı ödemeyeceğini bildirdiğini, noter satışının 356,000.00-TL üzerinden yapılıyor olması, sigorta şirketince onaylanan davalının teklif ettiği ihale bedelinin bu rakama tekabül etmesi nedeniyle olduğunu, 16.000,00-TL' yi ödemekten imtina etmesi üzerine, nakit teminat olan 6.000,00-TL 'nin bu zarara mahsubu ile bakiye 10.000,00-TL nin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının bu takibe itiraz ettiğini, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın Ankara Mahkemelerinde görülmek üzere yetki yönünden reddi gerektiğini, her ne kadar davalı ... Ltd. Şti, isimli bir şirketin sahibi ise de; davacı tarafça yapılan takip ve açılan dava ... 'in şahsına hakiki şahıs sıfatıyla açılmış bir dava olduğundan, aynı zamanda davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmek üzere görev yönünden de reddi gerektiğini, ... A. Ş. ile birleşen davacı şirket. ... A. Ş.'ne yaptığı ihale sonucunda 356.000,- TL üzerinden ihale alıcısı sıfatıyla, ihale konusu aracın alınmaması, bedelinin yatırılmaması nedeniyle aynı gün ... isimli alıcıya Beyoğlu ... Noterliği 'nin 04.05,2016 tarih ve ... yevmiye ile yine aynı fiyata, yani 356.000,-TL üzerinden satılmış olması karşısında, davacı şirketin doğmuş veya doğacak herhangi bir zararının söz konusu olmadığını, her ne kadar davacı taraf aracın noter satışının 356,000,-TL üzerinden yapılmasını "sigorta şirketince onaylanan davalının teklif ettiği ihale bedelinin bu rakama tekabül etmesi" gibi inanılırlığı söz konusu olmayan bir beyanda bulunmuş ise de; bu beyana itibar etmenin mümkün olmadığını, davalıya ihale edilen bedel ile başka bir şahsa aracın aynı bedel üzerinden satılmış olması karşısında davacının zararı olmadığını davanın reddine, Karşı dava dilekçesinde özetle; Davacı (mukabil davalı) tarafın, 6.000,00 TL teminat bedelini olmayan alacağından mahsup hak ve yetkisi olmadığını, bu durum karşısında mukabil davalı nezdinde karşılıksız kalan 6.000,00 TL teminat bedelinin 13.06.2016 tarihinde davalı tarafa tebliğine rağmen verilen 7 günlük süre içerisinde ödenmediğinden mukabil davalı tarafın temerrüde düştüğünü, 21.06.2016 tarihinden itibaren 6.000,00 TL'nin tahsili talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince; .."Açılan davada, HMK 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartlarından olması gözetilerek HMK 138 maddesi de dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerektiği yine HMK 115/1 maddesi gereğince de dava şartlarının yargılamanın her safhasında mahkeme hakimliğince resen dikkate alınması gerektiği hususu ile HMK 1. maddesi gereğince görev hususunun kanunla düzenlenen kamu düzenine ilişkin olması hususları hep birlikte değerlendirilmiş ve öncelikle bu yönde karar vermek gerekmiştir. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri, 6102 sayılı yasanın 4. maddesinde, 5. maddesinde de ticari davalar çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemelere ilişkin düzenleme yapılmış olup, buna göre mahkememizin görev alanı belirlenirken bu yasa hükümlerinin ve yine HMK 1. maddesinin dikkate alınması gerekecektir. Davalı taraf gerçek kişi olup şirket yetkilisi olmasının tacir sıfatı kazandırmadığı, davaya konu aracın hususi araç olması, dosya davalısı tüzel kişi olmasına rağmen, bir davanın ticaret mahkemesinde görülmesi için gerekli olan her iki tarafın tacir ve işin de ticari işletme ile ilgisi olması şartını taşıyan 6102 sayılı 4/1 maddesindeki nispi ticari dava türünden olmadığı, taraflardan davalının gerçek kişi, serbest meslek sahibi, icra takibine yapılan itirazın iptali davası olması nedeniyle davanın 6102 sayılı yasanın 4/1-a,b,c,d,e ve f bentlerinde sayılan mutlak ticari dava türlerinden de olmaması nedeniyle, mahkememizin davaya bakma görevinin bulunmadığı, davaya bakma görevinin HMK 2. Maddesi uyarınca ve 6098 sayılı yasanın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olmasından dolayı gerekli görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğuna kanaat getirildiğinden, davacının davası ve karşı davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, " karar verilmiştir. Kararı davacı vekili istinaf kanun yoluna getirmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının sigorta şirketleri ile anlaşmaları çerçevesinde, hasarlı, çalıntı-buluntu araçların e-ihale yöntemi ile satışı işi ile iştigal ettiğini, davalı/borçlu ve davacının yapmış olduğu Pert Alıcı Sözleşmesi ve 28.03.2014 tarihinde ödemiş olduğu 6.000,00-TL nakit teminat ile davacı tarafından düzenlenen e-ihalelere katılabilmek için davacı şirketin üyesi olduğunu, teminatın yatırıldığı ... A.Ş'nin birleşmek suretiyle davacıya katıldığını, davacının sadece üyelerinin katılabildiği e-ihale düzenlemek suretiyle araç satışına aracılık ettiğini ve davalınında davadan çok önce 28.02.2014 tarihinde teminat yatırarak davacının üyesi olduğu ve önceden de ihalelere katıldığı dikkate alındığında, davalının 2. el araç ticareti işi ile iştigal etmekte olduğunu, davalının yaptığı iş bedeni güçten ziyade sermayesi ile ilgili olduğundan davalının esnaf sayılmasının mümkün bulunmadığını, davalının tacir olup ihalede en yüksek teklifi vererek son alıcı sıfatı kazanmasına rağmen, ihaleye teklif vermeden önce anlaştığı alıcısının, aracı satın almaktan vazgeçmesi nedeni ile ihale bedelini ödeyemeyeceğini belirttiğini, bu nedenle aracın e-ihale prosedürü gereğince ikinci bir ihaleye çıkartıldığını belirterek davanın görev yönünden reddine dair kararının kaldırılarak usul ekonomisi gereği, delillerin toplanmış olması da dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.