(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/32510 E. , 2016/17954 K. YARGITAY İLAMI Davacı ... ile davalılar arasındaki davada İş Mahkemesince verilen kararın kesin olması nedeni ile davanın esası incelenmeksizin kesinleşen 11.11.2015 tarih ve sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması 23.09.2016 gün ve 2016/ 315942 sayılı tebliğnamesi ile istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm belgeler okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili, müfettişlerinin hazırladığı 07.10…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2016/32510 E. , 2016/17954 K.** **"İçtihat Metni"** YARGITAY İLAMI Davacı ... ile davalılar arasındaki davada İş Mahkemesince verilen kararın kesin olması nedeni ile davanın esası incelenmeksizin kesinleşen 11.11.2015 tarih ve sayılı kararının hukuka aykırı olduğu iddiası ile kanun yararına bozulması 23.09.2016 gün ve 2016/ 315942 sayılı tebliğnamesi ile istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm belgeler okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili, müfettişlerinin hazırladığı 07.10.2015 tarih ve sayılı rapora istinaden İ Başkanlığı’nın 08.10.2015 tarihli durdurma kararı ile Müessese Müdürlüğü işyerindeki işin durdurulmasına ilişkin kararına itiraz ederek bu kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, seçilen bilirkişilerden oluşan heyetin katılımı ile mahallinde keşif yapmış, bilirkişilerin hazırladığı 10.11.2015 tarihli raporu esas alarak grizulu maden ocaklarında merkezi izleme sistemine bağlı sensörlerle ilgili Yönetmelik değişikliğinin 10.03.2015 tarih ve 29291 sayılı Resmi Gazete’de yayımladığını, yapılan bu değişikliğe dayanarak bu ocaklarda yaşamsal önem taşıyan karbonmonoksit ve metan sensörlerinin yanına hidrojensülfür, oksijen, hız ve sıcaklık ölçen sensörlerin eklendiği, ancak iş yerlerine bu eksikliği gidermek üzere makul süre tanınmadığı, davacı ... Müdürlüğü tarafından yeni sensör alımları için ihale sürecinin başlatıldığının dosyaya sunulan belgelerden anlaşıldığı, ayrıca kurumun başvurusu üzerine davalı tarafından 09.10.2015 tarihinde üretime yönelik çalışma yapılmaması kaydıyla iş yerinde belli şartlar altında eksiklikleri gidermek üzere 180 gün süre ile mühürlerin geçici olarak sökülmesine karar verildiği, bu kararın tespit edilen eksikliklerin çalışanlar için hayati tehlike oluşturmadığı hususunu desteklediği, işin durdurulmasını öngören heyet kararının dayandırıldığı "çalışanlar için hayati tehlike" gerekçesinin alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yerinde olmadığı, yaşamsal önemi olan metan ve karbonmonoksit sensörlerinde bir sorun bulunmadığı, diğer sensörlerdeki eksikliklerin işin durdurulması için bir gerekçe olmadığı, ayrıca eksikliğin giderilmesi için işletmeye ek süre tanınmış olduğu ve çalışmalarının kontrollü olarak sürdürülmesine izin verildiği gerekçesi ile dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu davanın kabulüne ve’nın 08.10.2015 tarihli ünvanlı işyerinde işin durdurulmasına ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. nın 23.09.2016 tarih ve 2016/315942 sayılı yazısında, “Temyiz edilmemek sureti ile kesinleşen Mahkemesinin 11.11.2015 gün ve 2015/1013 Esas, 2015/903 sayılı kararının kanun yararına bozulması, 25.07.2016 tarih ve 1024/11379 sayılı yazılarıyla istenilmiş, bozma nedeni olarak, 11.11.2015 tarih ve 2015/1013 Esas 2015/903 Karar sayılı hükmünün kanun yararına temyiz edilmesi istenilmiş olup yapılan incelemede istem yerinde görülmekle, gereği için ekte sunulmuştur. Davacı vekili tarafından açılan davada müfettişleri tarafından verilen işin durdurulması kararının kaldırılmasının talep edildiği, mahkeme tarafından iş güvenliği mühendisi bilirkişi heyeti raporu, delil durumu, mevzuat dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiği ve hükmün kesin olduğu anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; mahkeme tarafından 26.10.2015 tarihinde keşif yapıldığı, keşfe ilişkin bilirkişi raporunun 10.11.2015 tarihinde mahkemeye sunulduğu, sunulan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden HMK’nun 281.maddesine aykırı olarak bilirkişi raporuna itiraz süresi tanınmadan 11.11.2015 tarihinde davanın kabulüne, işin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Karara esas teşkil eden bilirkişi raporunun HMK’nun 281.maddesine aykırı olarak taraflara tebliğ edilmeden mahkemece hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur, şeklinde belirlenmiş olduğundan hükmün HUMK’nun 427/6.maddesi uyarınca kanun yararına bozulması arz ve talep olunur. “şeklinde talepte bulunulmuştur. Dosyanın incelenmesinde; Davacı vekilinin iş müfettişlerinin hazırladığı 07.10.2015 tarih ve sayılı rapora istinaden’nın 08.10.2015 tarihli durdurma kararı ile Müessese Müdürlüğü işyerindeki işin durdurulmasına ilişkin kararına itiraz ederek bu kararın kaldırılmasını talep ettiği, kararın 09.10.2015 tarihinde uygulanmasından sonra 15.10.2015 tarihinde açılan davanın süresinde açıldığı, Mahkemece 15.10.2015 tarihinde yapılan tensiple mahallinde 23.10.2015 tarihinde saat 14.00’dan itibaren 5 maden mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti katılımı ile keşif yapılmasına, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra dosya üzerinden karar verilmesine karar verildiği ve duruşma günü tayin edilmediği, bilirkişilerin 23.10.2015 tarihinde şehir dışında olduklarını beyan etmeleri üzerine keşfin 26.10.2015 tarihinde yapılmasının karar altına alındığına dair tutanak düzenlendikten sonra mahallinde 26.10.2015 tarihinde davacı vekilinin hazır olduğu davalıların olmadığı bir ortamda keşif yapıldığı, davalılara tensip zaptının dava dilekçesi ile birlikte 19.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, bilirkişi heyet raporunun 09.11.2015 tanzim tarihli olup 10.11.2015 hakim havalesi ile dosyaya girdiği, mahkemenin bilirkişi raporunun gelmesinden bir gün sonra yani 11.11.2015 tarihinde dosya üzerinden davanın kabulüne kesin olarak karar verdiği, bilirkişi raporunun davalı Bakanlığa 24.11.2015, davalı ... Müdürlüğü’ne 25.11.2015 tarihinde; grekçeli kararın ise davalı Bakanlığa 24.11.2015, davalı ... Müdürlüğü’ne 25.11.2015 tarihinde tebliğ edildiği; davalı ... Müdürlüğü vekilinin 06.01.2016 havale tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna itiraz hakkı tanınmadan savunma hakkı kısıtlanarak karar verildiğinden yargılamanın iadesini talep ettiği, mahkemenin dosya üzerinden yaptığı inceleme ile 12.01.2016 tarihli ek kararı ile davalının talebinin HMK’nun 374 ve 375 inci maddelerinde belirtilen yargılamanın iadesi taleplerinden hiçbirine uymaması, ayrıca 6331 sayılı Kanun’un 25 inci maddesindeki 6 iş günlük süre içinde karar verileceğine dair amir hüküm nedeni ile rapor sonrası hemen karar verildiği, talebin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27 inci maddesinde, “(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.” “Bilirkişi Raporuna İtiraz” başlıklı 281 inci maddesinde ise, “ (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” hükümleri bulunmaktadır. Öte yandan 6331 Kanunu’nun “İşin durdurulması” başlıklı 25 inci maddesinde, “ (1) İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur. (2) İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur. (3) İşin durdurulması kararı, ilgili mülki idare amirine ve işyeri dosyasının bulunduğu bir gün içinde gönderilir. İşin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle yirmidört saat içinde yerine getirilir. Ancak, tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi nedeniyle verilen işin durdurulması kararı, mülki idare amiri tarafından kolluk kuvvetleri marifetiyle aynı gün yerine getirilir. (4) İşveren, yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde, yetkili iş mahkemesinde işin durdurulması kararına itiraz edebilir. İtiraz, işin durdurulması kararının uygulanmasını etkilemez. Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara bağlar. Mahkeme kararı kesindir. (5) İşverenin işin durdurulmasını gerektiren hususların giderildiğini Bakanlığa yazılı olarak bildirmesi hâlinde, en geç yedi gün içinde işyerinde inceleme yapılarak işverenin talebi sonuçlandırılır. (6) İşveren, işin durdurulması sebebiyle işsiz kalan çalışanlara ücretlerini ödemekle veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermekle yükümlüdür. (7) (.) Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve ihale ile alınan işlerde; teknolojik gelişme, iş gücü kapasitesinin artırılması, üretim metotlarında yenilik gibi bir kısım unsurlar sağlanmadan üretim ve/veya imalat planlarına, iş programlarına aykırı hareket edilerek üretim zorlaması nedeniyle hayati tehlike oluşturacak şekilde çalışma biçimleri, işin durdurulma sebebi sayılır. (8) (Ek: 4/4/2015-6645/2 md.) İşyerinde durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekillerine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, 6331 sayılı Kanunu’nun 25 inci maddesinde işin durdurulmasına yönelik itirazların mahkemece 6 iş günlük süre içinde incelenmesi gerektiğine ilişkin düzenleme mevcut ise de, mahkemenin 6 iş günlük süre içinde karar vermesi mümkün olmadığı gibi, çekişmeli yargı uyuşmazlığı kapsamında sürdürdüğü davada davalıların yokluğunda yaptığı keşif sonrası bilirkişi heyetinin düzenlediği rapora karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 281 inci maddesi gereği davalılara diyeceklerini bildirmeleri için süre ve imkan tanımadan aynı Kanunun 27 inci maddesi uyarınca “hukuki dinlenilme hakkı”nı ihlal ederek karar vermesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Bu nedenle ’nın kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle ’nin 11.11.2015 tarih ve 2015/1013 Esas, 2015/903 Karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın gereği için Yargıtay C. Başsavcılığı’na TEVDİİNE 01/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.