İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/11/2021 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ:30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca ist…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/11/2021 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ:30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in otobüs durağında bekleme yaparken, davalı sürücü ...'ın kullanmış olduğu ... plakalı otobüsün çarpması sorucu yere düştüğünü, otobüsün ön ve arka tekerlerinin müvekkilinin her iki ayağının üzerinden geçtiğini, kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin şu an yürüyemediğini, sakat kalma ihtimalinin yüksek olduğunu ve bakıma muhtaç olduğunu, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunun belirtildiğini, müvekkili 64 yaşında olup, bu kazadan sonra yürümesinin ve eski sağlığına kavuşmasının çok zor olduğunu, müvekkili hastanede kaldığı bu zaman zarfında tüm masraflar SGK tarafından karşılanmadığı için kendisinin ve çocuklarının da bir hayli masraf yaptıklarını, davalı sigorta şirketinin kazaya karışan davalıya ait ... plakalı otobüsün mali sorumluluk sigortasını yaptığını, sigorta şirketi yönünden taleplerinin sadece maddi tazminat yönünden olup, poliçede belirtilen sorumluluk oranında olduğunu ileri sürerek müvekkili ... için 10.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın , yine müvekkilinin eşi ve çocukları olan diğer davacılar için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Davanın kabulünün mümkün olmadığını, ... plaka numaralı şehir içi minibüste işçi olarak çalıştığını olay tarihi olan 26/08/2016 tarihinde yolcu indirip bindirmek için Antalya ... hastanesi acil giriş yakınında vatan caddesi istikametinde bulunan minibüs durağına giriş yaptığımda önümde birkaç tana daha otobüs durağına giriş yapan dolmuşlar olduğunu ve kendisi yolcularını durağın müsait olan kısmında indirip yeni binecek olan yolcuları alıp yoluma devam etmek için uygun noktayı seçmek adına önündeki minibüsleri 1-2 m mesafede kademeli olarak onlar ilerledikçe ilerleyen kontrollü şekilde çok düşük bir hızda takip ettiğini, o sırada arka taraftan bîr takım yolcuların seslenmesiyle aracını kontrollü şekilde durdurduğunu, aşağı indiğinde aracın arka tarafında kaldırımın bitip yol kısmının başladığı alanda yatan bir bayan olduğunu, kendisinin önündeki araca yetişmek için koşarken düştüğünü, öndeki araç yüzünden koşmak zorunda kaldığını ve bu nedenle yola düştüğünü ve ayağının arka tekerleğin altında kaldığını bağıra bağıra söylediğini, kendisinin sağlık ekiplerini çağırdığını, davacı vekilinin beyanlarını kabul etmediğini, davacının durakta taşıt yoluna indiğini, minibüs kamera kayıtları incelendiğinde her şeyin ortaya çıkacağını, davacı ...'in zarara kendi kusuru ile sebep olduğunu, zararda illiyet bağının bulunduğu mahkemece kabul edilse bile kusurlu davranışın kerdisinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava yetkisiz yerde açıldığından davanın reddine karar verilmesini, usule itiraz ettiklerini, dava şartının bulunmadığını, mağdurun gerçek zararının alanında uzman bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 (Yüzde yüz) oranında kusurlu olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, SGK tarafında geçici iş göremezlik talebi karşılandığından, geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bakıcı giderinin tamamından sigorta şirketlerinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile öncelikle müvekkilinin ... Plaka sayılı aracının trafik sigortası dışında “Genişletilmiş Kasko” poliçesinin bulunduğunu, müvekkilinin ... Sigorta A.Ş.’nin müşterisi olduğunu ... Kasko Paket Poliçesinin 8. sayfasında bulunan klozunda “...İMM teminatına manevi tazminat talepleri dahil edilmiş olup; manevi tazminat teminatı poliçede belirtilen İMM teminatı ile sınırlıdır.” şeklinde düzenleme olduğunu, ihtiyari Mali Mesuliyet Miktarının ise 500.000 TL olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın talepleri zaten vekil edenin kasko poliçesi kapsamı içerisinde olmakla güvence altında olduğunu, davanın ... Sigorta A.Ş.’ye ihbar edilmesini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağında belirtilen kusuru kabul etmediklerini, davacı ...'in durakta araçların giriş yaptıkları alana girmiş olmakla kazada kusurlu taraf olduğunu, uzman bilirkişiler tarafından yapılacak inceleme neticesinde bu hususun belirleneceğini, davacı tarafın kaza sonrasında hangi masrafları yaptığını izah edemediğini, trafik kazası sonucu yaralanma halinde tedavi giderleri, tedavi sırasında çalışılamayan günlere ilişkin zararların, maddi gelir kaybının en önemli maddi tazminat kalemleri olduğunu, davacı tarafın bunlara dair herhangi bir açıklama yapmadan maddi tazminat talebinde bulunmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İDM KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Davacı ...'nin maddi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile toplam 6.127,33 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihinden (26/08/2016) itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı ...'nin manevi tazminat davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile, 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi harici davalılardan kaza tarihinden (26/08/2016) itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacıya verilmesine, Diğer davacıların manevi tazminat davalarının reddine, " şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; otobüsün ön ve arka tekerleklerinin müvekkili ...'in iki ayağının üzerinden geçtiğini, müvekkilinin kazada ağır şekilde yaralandığını, ayakları ezildiğinden halen yürüyemediğini, tedavisinin devam ettiğini, bakıma muhtaç hale geldiğini, diğer davacıların müvekkilinin eşi ve çocukları olduğunu, mahkemece yetersiz raporlara dayalı hüküm kurulduğunu, müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilirken eşi ve çocukları olan diğer davacıların bu olayda hiç üzüntü ve acı duymadıkları düşünülerek manevi tazminata hükmedilmemesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin eşi ve çocuklarının da meydana gelen kazadan dolayı manevi üzüntü ve acı duyduklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açıldığı Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında görevsizlik kararı verilmeden önce mahkemenin 15.06.2017 tarihli ara kararı ile 5.000,00 TL geçici ödemeye dair karar verildiğini, davacı tarafın Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile yasal takibe geçilmesi üzerine 12.10.2017 tarihinde müvekkili tarafından 5.000,00 TL'nin davacı vekiline ödendiğini, mahkemece maddi tazminat yönünden hüküm kurulurken bu ödemenin mahsubu yönünde karar verilmediğini, mahkemenin hükmüne dayanak aldığı bilirkişi raporlarının da eksik ve yetersiz olduğunu, davacı ...'in meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğunu, davacı yaya ...'in otobüse yan taraftan gelip bu şekilde yayanın otobüse çarptığını, aracı kullanan sürücüye %10 oranında kusur verilmesinin de doğru olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı ... dışında kalan diğer davacıların manevi tazminat talepleri reddedilmiş olmasına rağmen müvekkili lehine bu davacılar yönünden tek vekalet ücreti verilmesinin doğru olmadığını, her bir davacıdan ayrı ayrı müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. G E R E K Ç E Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, davacı ... yönünden geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremzlik, bakıcı ücretine ilişkin maddi tazminat, davacı ... ile eşi ..., çocukları ..., ... ve ... yönünden manevi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakını da manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, 26.08.2016 tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile ... istikametinden Vatan Caddesi istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli otobüs durağına geldiğinde cebe girerek yolcu almak istediği sırada sağ tarafında kaldırımda bulunmakta iken kaplamaya inen davacı yaya ...'e çarpması sonucu yere düşen yayanın ayakları üzerinden de geçmesi nedeniyle yaralamalı trafik kazası meydana geldiği sabittir. Yerel mahkemece alınan 06.11.2017 tarihli kusur raporunda ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %60 oranında asli kusurlu, yaya ...'in ise %40 oranında tali kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 24.07.2019 tarihli raporunda ise; davalı sürücü ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in ise %90 oranında kusurlu olduğuna dair görüş bildirilmiştir. Hem davacılar vekili hem de davalı ... vekili kusur raporlarına itiraz etmişlerdir. Bu duruma göre dosya içerisinde mevcut yerel bilirkişi raporu ile ATK Trafik İhtisas Kurulu'nun raporunda kazaya karışan tarafların belirlenen kusur oranları arasında çelişki bulunmaktadır. Bu itibarla; çelişkiyi giderecek şekilde İTÜ Trafik İhtisas Kürsüsü'nde görevli öğretim üyelerinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden kazaya karışan tarafların kusur oranlarına ilişkin rapor aldırılmadan eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olması yerinde değildir. Kabule göre de; davanın açıldığı Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında 15.06.2017 tarihli celsenin 12 nolu ara kararı ile "TBK'nın 76. Maddesi gereğince 5.000,00 TL geçici ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine" karar verildiği, davacı ... vekili tarafından ara karar doğrultusunda 5.000,00 TL geçici ödemenin tahsiline dair Antalya 10. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığı ve bu miktarın 12.10.2017 tarihinde davalı ... tarafından ödendiği tespit edilmekle, davacı ... yönünden aktüerya bilirkişi tarafından belirlenen maddi tazminat miktarından ödenen 5.000,00 TL'nin mahsubu yönünde herhangi bir karar verilmemiş olması da yerinde değildir. Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı ... ile davalı ...'in maddi tazminata ilişkin kurulan hüküm yönünden istinaf itirazlarının kabulüne, HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacıların ve davalı ...'in manevi tazminat yönünden kurulan hükme ilişkin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı ... ile davalı ...'in maddi tazminat yönünden kurulan hükme ilişkin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/11/2021 tarih, ... Esas - ... sayılı kararının HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davacıların ve davalı ...'in manevi tazminat yönünden kurulan hükme ilişkin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran taraflara iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 7-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ...