DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :DAVA : Şirketin İhyasıDAVA TARİHİ : 29/03/2021KARAR TARİHİ : 26/10/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 26/10/2022 Taraflar arasındaki şirketin ihyasına ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara 16. İş Mahkemesinin 2021/6
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalılardan ... A.Ş.'den 22/11/2005 tarihinde ... marka ve 2.0 Dizel model bir aracın 106.212,52 TL'ye satın alındığını; aracın bir müddet müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, daha sonra aracın değerlendirilmesi yönünden hasarsızlık raporu almak için ekspertiz incelemesi yapılmak üzere yine ... A.Ş.'ye başvurduklarını, davalı şirketin servis bölümü tarafından düzenlenen 05/08/2005 tarihli raporda aracın hasarlı olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından aracın ilk kez 05/08/2015 tarihli bu rapor ile hasarlı olduğunun öğrenildiğini, oysa aracın 0 km bir araç olarak satın alındığını, arada kaza geçirmediğini, bu hal ortaya çıkınca araştırmaya başlandığını ve aracın 0 km iken ve kendilerine satılmadan evvel 10/11/2005 tarihinde, bir başka deyişle kendilerince satın alınmadan 12 gün önce aracın ithalatçısı ... A.Ş. tarafından ... Avcılar'a ... fatura no ile sol arka kapısının düzelttirildiğinin ve boyatıldığının ortaya çıktığını, böylece müvekkiline satılan aracın hasarlanmış ve tamir edilmiş bir araç iken, 0 km araç satılıyormuş gibi verildiğinin belirlendiğini, hasar tamiri yapıldığının müvekkilinden gizlendiğini, müvekkilinin bu şekilde aldatıldığını, satın alınan araçtaki durumun "ağır kusur ve hile ile" müvekkilinden gizlendiğini, ortaya çıkan zarardan ... Ticaret A.Ş.'nin satıcı olarak, diğer şirketin ise ithalatçı ve tamir ettiren olarak sorumlu olduğunu belirtmek suretiyle; müvekkilince ödenen 106.212,52 TL satış bedelinin, fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte, davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ayıplı malın davalılar tarafından geri alınmasına ve müvekkili kandırıldığı için duyduğu üzüntü nedeniyle 15.000,00 TL manevi tazminatın da davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; söz konusu olan aracın davacı tarafından diğer davalıdan 22/11/2005 tarihinde satın alındığını, müvekkilinin "satıcı konumunda" olmadığını, bu hususun davacınında kabulünde olduğunu, bu nedenle talebin ancak satıcıya yöneltilebileceğini, aracın ithalatçısı olan müvekkiline yöneltilemeyeceği sebebiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki davacı tarafından süresi içinde ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, TTK'nın 23. maddesi gereğince 2 ve 8 günlük ihbar sürelerinin söz konusu olduğunu, aracın 10 yıla yakın bir süre kullanıldıktan sonra söz konusu davanın açılamayacağını, araçta herhangi bir üretim hatası veya servis hizmetinden kaynaklanan bir ayıbın bulunmadığını, bu sebeple müvekkiline iş bu davanın haksız yere açıldığını, ayrıca araçtaki ayıbın kabulü halinde de aracın iadesini / bedelin iadesini gerektirmediğini, en fazla satım bedelinden bir miktar indirime gidilebileceğini, aracın 10 yıl kadar önce satılan bir araç olduğunu, mislinin de bulunmadığını, bu nedenle aracın iadesinin kendileri yönünden kabul edilemez olduğunu, manevi tazminatın ise hiç şartlarının doğmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; araçta üretimden kaynaklanan gizli bir ayıp bulunmadığını, kaldı ki davacının TTK'nın 23/3. maddesi gereğince süresi içinde ayıp ihbarında bulunmadığını, bu süre yönünden dava hakkının kalmadığını, araçta davacıdan gizlenmiş bir ayıbında bulunmadığını, davacı tarafından satın alınırken aracın servis kayıtları incelense idi durumun görülebilecek olduğunu, kaldı ki araçta iddia edilen bu hasarın aracın sürüş güvenliğini azaltmadığını, orjinalliğini bozmadığını, aracın değerini düşürmediğini, bu sebeple davacının haklı nedenle fesih hakkının doğmadığını, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.