(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5853 E. , 2010/8500 K. "" Davacı, ... vekili Avukat ... ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat ... aralarındaki tespit davası hakkında Bitlis Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 24.02.2009 gün ve 46/34 sayılı kararın temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Dairemizin 25.03.2010 gün ve 5566/3381 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2010/5853 E. , 2010/8500 K.** **"İçtihat Metni"** Davacı, ... vekili Avukat ... ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat ... aralarındaki tespit davası hakkında Bitlis Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 24.02.2009 gün ve 46/34 sayılı kararın temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Dairemizin 25.03.2010 gün ve 5566/3381 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: K A R A R Dairemizin 2009/5566 Esas ve 2010/3381 Karar v3 25.03.210 tarihli ilamı ile, Mahkemece 24.02.2009 tarihinde verilen kararın davalı SGK'nca 17.03.2009 tarihli dilekçe ile temyiz edilmesi üzerine temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de, davalı SGK vekili 20.04.2010 tarihli dilekçesi ile, dosyada 24.02.2009 tarihli süre tutum dilekçesi ile kararın süresinde temyiz edildiğini belirterek Dairemizin red kararının maddi yanılgıya dayalı olduğundan bahisle düzeltilmesini talep etmiştir. İş Mahkemeleri Kanununun 8/3. maddesi gereğince İş Mahkemelerinden verilen kararlara ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalıdır. Ancak; Yargıtay onama ya da bozma kararlarında açıkça maddi hatanın bulunduğu hallerde, dosyanın yeniden incelenmesi mümkündür. Zira maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş red, onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır. Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır. Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.