Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4374 E. , 2024/7527 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4374 Karar No : 2024/7527 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ..., 2- ... 3-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Selçuklu İ…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/4374 E. , 2024/7527 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/4374 Karar No : 2024/7527 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ..., 2- ... 3-... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Selçuklu İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda, düzenleme sahasının belirlemesine dair Selçuklu Belediye Encümeninin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile Selçuklu Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen parselasyon işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 2981 sayılı Kanun kapsamında yer alan 10/c hükmünün uygulanması ancak parselasyon yapılacak alanda ıslah imar planı yapılmış olması halinde mümkün olup, uygulama imar planı bulunan alanlarda 2981 sayılı Kanun kapsamındaki 10/c maddesi hükmünün uygulanması hukuken mümkün olmadığından, mevzuat hükümlerine aykırı olarak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2891 sayılı Kanunun 10 uncu ve Ek- 1. maddelerinin uygulanması sonucu tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyonun amacı, imar planı ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılaşmaya elverişli imar parselleri elde edilmesini ve düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan, imar planında umumi hizmetlere ayrılan alanların bedelsiz olarak kamu eline geçmesini sağlamak suretiyle, düzenli ve sağlıklı bir yapılaşma ve kentleşmeyi gerçekleştirmektir. Dosyanın incelenmesinden; Selçuklu Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi ile 2981 sayılı Kanunun Ek- 1. maddesinin uygulanması suretiyle Konya İli, Selçuklu İlçesi, ... Mahallesi, ... sayılı ada ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda, daha önce uygulama görmüş olan ... sayılı adayı kapsayacak şekilde düzenleme sınırı belirlenerek, anılan ada 3 parsele bölünmüş ve ... ada ..., ... ve ... sayılı parsellerin oluşturulması ile anılan adada kök parsel maliklerine hisse çözümü yapılarak mevcutta fiilen kulladıkları bölümlerde kalan parsellerin tahsis edilmesine yönelik parselasyon işlemi tesis edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, 3194 sayılı Kanunun 15. ve 16. maddelerinin uygulanması suretiyle imar adasındaki sorunun çözüme kavuşturulabileceği açık iken dava konusu işlem ile alanda ikinci kez parselasyon yapıldığı görülmüştür. Bu durumda; parselasyonun amacının yapılaşmaya uygun imar parselleri oluşturmak ve düzenli, sağlıklı yapılaşma ve kentleşmeyi gerçekleştirmek olduğu da dikkate alındığında, daha önce parselasyon işlemine tabi tutularak imar parseli niteliğine kavuşmuş alanda yapılan ve ifraz özelliği taşıyan dava konusu imar uygulamasının parselasyonun amacına aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvururusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile sonucu itibarıyla onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Konya İli, Selçuklu İlçesi, ... Mahallesi, ... sayılı ada ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda, daha önce uygulama görmüş olan ... sayılı adanın ... parsele bölünerek ... ada ... ,...,ve ... sayılı parsellerin oluşturulması ile anılan adada kök parsel maliklerine hisse çözümü yapılarak mevcutta fiilen kulladıkları bölümlerde kalan parsellerin tahsis edilmesine yönelik Selçuklu Belediye Encümeninin ... tarihli ve ... sayılı kararıyla düzenleme sınırının belirlenerek söz konusu Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararıyla parselasyon işlemi tesis edildiği anılan işlemlerin Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarihli ve ... sayılı kararıyla onaylandığı ve 15.02.2017 -15.03.2017 tarihleri arasında askıda ilan edildiği, davacılara yönelik tebligat işlemleri yapılmadığı, davacılar tarafından anılan parselasyonun haricen öğrenilmesi üzerine; parselasyon işlemi sonucu yapılarının bulunduğu ... ada ... sayılı parselden tahsis yapıldığı, söz konusu uygulama sonucu tahsis yapılan parselde bulunan üç meskenin yola cephesinin bulunmadığı, mevcut yapılaşmalar dikkate alınmadan tahsis yapıldığı, yapılan işlemin ifraz niteliğinde olduğu ve muvafakatlerinin bulunmadığı iddialarıyla bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.. İLGİLİ MEVZUAT: İşlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 3194 sayılı İmar Kanununun "Arazi ve Arsa Düzenlemesi" başlıklı 18. maddesinde: "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." hükmü yer almaktadır. 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10. maddesinin (c) fıkrasında; “İmar mevzuatına aykırı bina yapılmış hisseli arsa ve araziler veya özel parselasyona dayalı arazilerde imar adası veya parseli olabilecek büyüklükteki alanlarda, binalı veya binasız arsa ve arazileri birbirleriyle, yol fazlalarıyla veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden ada veya parsellere ayırmaya, yapıları yeniden doğan imar ada veya parseli içinde kalanları yapı sahiplerine, yapı olmayanları diğer hisse sahiplerine müstakil veya hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre vermeye bunlar adına tescil ettirmeye ve tescil işlemi dışında kalanların hisselerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre tesbit edilecek bedeli peşin ödenmek veya parsel sahipleri aleyhine kanuni İpotek tesis edilerek Tapu sicilinden terkin ettirmeye belediye ve valiliklerin re'sen yetkili oldukları kurala bağlanmıştır. Yine aynı Kanunun Ek 1. maddesinde de; “İmar planı olan yerlerde, 09/05/1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanununun 18 inci maddesi gereğince arsa ve arazi düzenlemelerinde, binalı veya binasız arsa ve arazilere bu Kanundan önce özel parselasyona dayalı veya hisse karşılığı satın alınan yerler dikkate alınarak müstakil, hisseli parselleri veya üzerinde yapılacak binaların daire miktarları gözönünde bulundurularak kat mülkiyeti esasına göre arsa paylarını sahipleri adlarına resen tecsil ettirmeye valilik veya belediyeler yetkilidir.” kuralı yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyonun amacı, imar planı ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılaşmaya elverişli imar parselleri elde edilmesini ve düzenlemeye tabi tutulan yerlerin ihtiyacı olan, imar planında umumi hizmetlere ayrılan alanların bedelsiz olarak kamu eline geçmesini sağlamak suretiyle, düzenli ve sağlıklı bir yapılaşma ve kentleşmeyi gerçekleştirmektir. Bu kapsamda, yukarıda anılan mevzuat hükümleri dikkate alındığında, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesine göre yapılan parselasyon işleminin uygulama imar planına dayanması gerekmektedir. 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminde ise, hisselerin mümkün olduğunca azaltılması ve müstakil parseller oluşturulması, imar parseli tahsis edilemeyecek küçüklükteki hisselerin ise bedele dönüştürülmesi amaçlanmakta ve bu maddenin uygulanabilmesi için düzenlemenin ıslah imar planına dayanması gerekmektedir. İşlem tarihindeki haliyle 18. madde uyarınca hisse çözümü (ferdileştirme) mümkün değildir. Kadastral parsel hissedarlarının hepsinin oluşan imar parsellerinin her birinde yine birlikte hisselendirilmesi gerekir. 10/c maddesinde ise mümkün olduğunca hisselerin azaltılması ve müstakil parsel verilmesi gerekir. Kısacası her iki yasa ve maddeleri farklı amaca yönelik olduğundan parselasyon işlemi yapılırken her iki yasa kuralının birlikte uygulanması mümkün değildir. Öte yandan, 2981 sayılı Kanunun Ek:1. maddesi ise; 3194 sayılı Kanunun 18. maddesinden farklı olarak, özel parselasyona dayalı olarak veya hisse karşılığı satın alınan yerlerin müstakil olarak tahsis edilmesine olanak sağlamayı amaçlamakta olup; düzenlediği konu itibarıyla 3194 sayılı Kanunun 18. maddesinin tamamlayıcı bir parçasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla, 3194 sayılı Kanunun 18. maddesiyle birlikte 2981 sayılı Kanunun Ek-1. maddenin uygulanmasına hukuken engel bir durum bulunmamaktadır. Bu maddenin uygulanabilmesi için, alanda imar planı bulunması ve parselasyon kapsamına giren taşınmazlara ilişkin İmar Kanununun yürürlüğünden önce onaylı özel parselasyon veya tapuda şerh edilmiş rızai taksim sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında, parselasyon işlemlerinde uyuşmazlığın çözümü için imar uygulamasının hangi Kanun maddesine dayanılarak yapıldığının uygulamaya dair tüm belgelerin tetkiki sonucu ortaya konulması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; her ne kadar dava konusu parselasyon işleminde 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi, 2981 sayılı Kanunun 10. ve Ek-1. maddeleri uyarınca işlem tesis edildiği belirtilmiş ise de; dosyaya sunulan parselasyon krokisi, dağıtım ve tescil cetvellerinin incelenmesinden, 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesinin uyuşmazlıkta uygulanmadığı görülmüş olup, dava konusu işlem ile daha önce uygulama görmüş bir adada imar parseli niteliğine kavuşmuş bir parselin yeniden uygulamaya alınarak 3 parsele bölündüğü ve 2981 sayılı Kanunun Ek-1. maddesi uygulanarak hisse çözümü ve ferdileştirme yapılarak davacılara yapılarının bulunduğu alanda oluşturulan parselden tahsis yapıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, İdare mahkemesi kararında, uygulama imar planı bulunan alanlarda 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesi hükmünün uygulanması hukuken mümkün olmadığından, mevzuat hükümlerine aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiş ise de; dava konusu işlemde 2981 sayılı Kanunun 10/c maddesinin uygulanmadığı görüldüğünden İdare Mahkemesince öncelikle alanda ikinci kez parselasyon yapılmasını gerektirecek nitelikte bir plan değişikliği olup olmadığı, dava konusu işlemin bir parselasyon işlemi olarak onaylandığı dikkate alındığında parselasyonun amacına uygun bir işlem tesis edilip edilmediği hususları ile daha önce parselasyon işlemi yapılmış bir alanda 2981 sayılı Kanunun Ek-1. maddesinin uygulama koşulları oluşup oluşmadığı hususlarında yapılacak araştırma ile yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak düzenlenecek rapordaki tespitler de değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, eksik inceleme sonucu verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvururusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 10/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.