(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6941 E. , 2013/8650 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup ger…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6941 E. , 2013/8650 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de alınan raporlar hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Kamulaştırma Yasasının 11. maddesi hükmüne göre, bedel tespiti davalarında öncelikle kamulaştırılan taşınmazın değerlendirme tarihindeki vasfının (arsa veya arazi) belirlenmesi, arsa vasfında ise değerlendirme tarihinden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeri, taşınmaz arazi vasfında ise değerlendirme tarihindeki mevki ve şartlara göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas alınmak suretiyle değerinin belirlenmesi gerekir. Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen belediye başkanlığı yazılarına göre, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle belediye sınırı dışında, mücavir alan dışında, 1/25000 ölçekli çevre düzenleme planında olduğu, etrafının meskûn olmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilerek değerlendirme yapılmıştır. Oysa ki; Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca da kısmen benimsenen 28.02.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan bir taşınmazın arsa niteliğinde kabulü için uygulamalı (genelde 1/1000 ölçekli) imar planı ile iskan sahası olarak ayrılmış yerlerde bulunması esastır. Aynı karara göre, imar planında yer almayan bir taşınmazın arsa sayılabilmesi için ise, belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskûn olduğu için veya meskûn hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vd) yararlanan ve meskûn yerler arasında yer alması gerekir. Dava konusu taşınmaz, Bakanlar Kurulu Kararının 1. maddesi (b) bendinde de belirtildiği gibi fiilen meskûn halde bulunamadığından belirlenen özellikleri nedeniyle "arsa" niteliğinde kabulüne olanak yoktur. Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ve bu niteliğine göre değerlendirilmesi gerekirken arsa olarak değerlendirilerek buna göre kamulaştırma bedelinin belirlenmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece, bozma ilamı gereğince gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden değerlendirme tarihine göre münavebeye alınacak ürünlerin hangileri olduğu ve bunlara ait dekar başına ortalama verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatlarına ilişkin resmi veriler getirtildikten sonra taşınmazı tarım arazisi olarak değerlendiren ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.