7. Hukuk Dairesi 2010/3934 E. , 2011/2507 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 25 parsel sayılı 162000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz harman yeri niteliğiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit 31.7.1970 ta
**7. Hukuk Dairesi 2010/3934 E. , 2011/2507 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 25 parsel sayılı 162000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz harman yeri niteliğiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit 31.7.1970 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ... dava dışı 24 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları davacı ... ve paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmazın 1937 tarih 21 sayılı vergi kaydının miktarı ile kapsamında kaldığı miktar fazlası üzerinde 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi hükmünde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının davacı ... yararına oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Davacının dava dışı 24 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarına dayanarak dava açtığı görülmektedir. Dava dışı 24 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören tapu kayıtları ile taşınmazı kısmen kapsadığı belirtilen 1937 tarih 21 sayılı vergi kaydının uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi sözleri soyut ve gerekçesiz uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita da keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafın tutunduğu dava dışı 24 parsel sayılı taşınmazın tutanağında yazılı olan tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden aynı şekilde dava dışı 24 parsel sayılı taşınmazın tutanağında yazılı tüm vergi kayıtları ilgili yerlerden getirtilmeli kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları varsa dayanakları kayıtlar Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 10-15 dönümünün harman yeri olduğunu bildirmesine göre bu bölümün keşifte açıkça gösterilmesi sağlanmalı, daha sonra fen ve ziraatçi bilirkişi ve uyuşmazlığın niteliği gereği komşu köylerden olan yöreyi iyi bilen yerel bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, taşınmaz uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyetiyle birlikte görülüp gözlenerek, mahkemenin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman bilirkişilerden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın kayıtların kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde genel harman yeri olup olmadığı belirlenmeli, bu hususta taşınmazın tespitinin yapıldığı 1970 yılı öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilerek bu argümanlardan yararlanılmalı, genel harman yerinin zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, zilyetlik araştırması yapılmalı, tespit tarihi nazara alındığında davacı ile bayii yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine'nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.